Tekel işçilerinin direnişine kızarak; "Bu ücrete çalışabilecek milyonlarca işsiz var" diyen Başbakan´ın sözleri çok ağır.
Başbakan´ın Tekelcilerin eylemini siyasallaştırmak isteyenlere kızıp böyle bir kıyaslama yapmasına alkış tutanlar kimler?
İyi o z aman diğer kurumlarda çalışanlarda 4C´li olsun.
Onlarında ellerinden sendikal hakları, tazminat hakları, maaşlarının yarısı alınsın.
Nasıl olsa milyonlarca işsiz var!
Olsun bitsin bu iş.
Böyle bir sınama olabilir mi? Olamaz.
Duyarsızlık önemli bir sorun.
Türkiye´nin sorunu.
Duyarlı olmak bir yaşam biçimi.
Ve o bizim ülkemizde eğri büğrü gidiyor.
Türkiye´nin her noktasında böyle.
Zonguldak´ta öyle.
´Kendimden başkası beni ilgilendirmez´ mantığı ağır basıyor. ´Cebime girenden başkası beni ilgilendirmez´ mantığı banal bir davranış şekli.
Topyekûn bir davranış bozukluğu içindeyiz.
Türkiye geri kalmış bir ülke.
Bu duyarsızlık bunun en önemli göstergesi.
Toplumsal refleksler çalışmıyor.
Ya da canı istediğinde çalışıyor.
Toplumsal tavırlar çıkarlara göre değişiyor.
Hal böyleyken ortak sorunlarda toplumsal kenetlenme olmuyor.
Örneğin tekel çalışanlarının başına gelenler ortada.
Kazanılmış hakları bir çırpıda ellerinden alınan işçiler hakkını arıyor.
Hükümet kendilerini tehdit ediyor.
İşin içinden çıkamayınca işçinin emeğini siyasallaştırıp ötekileştiriyor.
Ak Parti yönetimleri bu işe ne diyor?
Başbakan gibi mi düşünüyorlar?
Kendilerini hiç bu çalışanların yerine koyabiliyorlar mı?
Bu işi yanlış olduğunu savunan iktidar partili yöneticiler ne yapıyor?
Siyasi ahlak tepkiyi ifade gerektir.
Başbakan´ın bu yanlışına ´yanlış´ diyebilen kaç tane yönetici var.
Keşke o örgütler çıkıp Başbakan´ı ikaz edebilseler. Örgütler bunları yapabilmeli işte.
Partilerine o zaman faydalı olurlar.
Tekel işçisini, tekel işçilerini destekleyenleri ötekileştiren bir Başbakan var.
Hizaya geçmiş örgütler ve Başbakan´ın hatalarını da görmezden gelen örgütler var.
Ya Tekel işçisine destek vermekten çekinen sendikalar.
Onlar bir garip.
Memur-Sen yok mesela.
Onlar ne düşünüyor?
Onlarda mı ´Başbakan´ı kızdırmayalım´ diye korkuyorlar.
Bu kadar ödlek olanlar yarın başka hükümetler geldiğinde ne yapacak?
Garip ama gerçek.
Sonuç olarak Başbakan´ın kıyaslamasına tepkisiz kalan Ak Parti örgütleri ile sendika ve medya sınıfta kaldı.
Zaten bunların tam tersi olsa Türkiye´de gerçek bir demokratik açılım sağlanırdı.
Güneydoğu´da açılım yapmakla olmuyor.
Asıl demokratik açılım parti içi demokrasiler içi gerekli.
Analar ağlamasın!
Tekel işçilerinin de anası ağlamasın!

Ramis Muslu güven verdi

Genel Maden İşçileri Sendikası Genel Başkanı Ramis Muslu dün Madenci Anıtı´nda ki konuşmasında dikkat çeken isim oldu.
Muslu´yu Genel Başkan olarak kritik bir sınav bekliyordu.
Türk-İş´in bir anlamda kaypak tutumuna rağmen Muslu ve ekip arkadaşları ocağa inmediler.
Muslu sendikacılık adına verdiği güveni dün bir kez daha gösterdi.
Alandan yükselen; "Türk-İş´e değil size güveniyoruz" sözleri dikkat çekti.
Tekel işçisinin haklı olduğu halde yalnız bırakılmaması gerektiğini belirten Muslu; "Gerekirse bedel öderiz. Bedel ödemeye hazırız" dedi.
Sendikasını siyasete bulaştırmadan çalışma hayatına yönelik çabalarıyla ve şeffaf yönetimiyle uzun yıllardır yıpranan sendikayı yeniden düze çıkarma çabasında olan Genel Başkan Ramis Muslu´yu kutluyorum.
Muslu´nun bu duruşu ve yerinde tepkisi güven verdi.
Sendikalar bu güveni verdikçe inanıyorum ki Zonguldak sendikalarına sahip çıkacaktır.
Sivil toplum örgütlerine çok daha fazla iş düşecek.
Bu yüzden demokratik kitle örgütlerinin kendilerini gözden geçirmesi gerekiyor.
Birbirlerini kırıp dökmeden, dışlamadan sorumluluklarını masaya yatırmak zorundalar.