Yerel basınla ilgili okuduğum ilk kitap; Anadolu Ajansı&[#]8217;nda yıllarca gazetecilik yapan ve aynı zamanda akademisyen olarak Marmara Üniversitesi&[#]8217;nde dersler veren ve bu işin profesörü olan Atilla Girgin&[#]8217;in kitabıydı.
Sayın Girgin&[#]8217;in kitabı, gazetecilik yaparken gittiği illerde yerel gazeteleri incelemesi sonucu ortaya çıkmıştı.
Yurt çapında yerel basına ışık tutan bir araştırma olan kitapta günlük gazetelerin genelde resmi ilan almak için çıktıkları, haberciliğin ikinci planda olduğu, Türkçe&[#]8217;ye önem verilmediği, gazetelerin bu anlamda hatalarla dolu olduğu, bu işi şahsi çıkarı için, hava olsun, toplum içinde yerim olsun diye yapanların sayısının bir hayli yüksek olduğu acı tespitlerle gözler önüne seriliyordu.
Bartın&[#]8217;daki örnekler de Girgin hocamızın bu tespitlerini doğruluyor, kendisini yerden göğe kadar haklı çıkarıyordu.
Girgin&[#]8217;in eseri önemli bir kaynak niteliğindeydi.
Eminim ki şu ana kadar bu alanda yapılan birçok çalışmaya destek olmuş, bundan sonra da olmaya devam edecektir.
Basınla ilgili okuduğum önemli kitaplar arasında bir döneme damgasını vuran &[#]8220;Marko Paşa&[#]8221; serisi gazeteleri anlatan kitap da var.
Mehmet Saydur&[#]8217;un bu kitabı Sabahattin Ali, Rıfat Ilgaz ve Aziz Nesin gibi ünlü yazarların gazetecilik yönlerini, toplumu aydınlatmak için verdikleri amansız mücadeleyi, sistemdeki arızaları dile getirip yetkilileri eleştirdikleri için dönemin iktidarı ile nasıl karşı karşıya geldiklerini anlatıyor, mizahı nasıl ustaca kullandıklarını, mizahla eleştirinin nasıl yapılabileceğini en iyi şekilde gösteriyor.
Sonra yine usta gazeteci, değerli büyüğümüz Bedii Faik&[#]8217;in &[#]8220;Matbuat, basın derken Medya&[#]8221; isimli kitaplar serisini büyük bir ilgiyle ve beğeniyle okumuşumdur.
4 kitaptan oluşan ve Bedii Faik ustamızın anılarını yansıtan bu eserler de Türk basınının geçirdiği evreleri çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Adnan Menderes döneminde basının karşılaştığı büyük sıkıntı ve zorlukları da anlatan, gazetecilikte eleştirinin nasıl yapılması gerektiğini gösteren bu kitaplardan çok şeyler öğrendim.
Bedii Faik&[#]8217;in akıcı üslubu ve mükemmel anlatımı ile bir çırpıda okuduğum bu kitapları yine bir başka ustamız, değerli büyüğümüz Hıfzı Topuz&[#]8217;un kaleme aldığı &[#]8220;II. Mahmut&[#]8217;tan Holdinglere Türk Basın Tarihi&[#]8221; isimli kitap izledi.
Bu kitabı da büyük bir merakla aldım ve okudum.
Bu kitaptan da çok şeyler öğrendim.
Yine bir başka usta yazarımız, değerli büyüğümüz Nail Güreli&[#]8217;nin &[#]8220;Şu bizim medya&[#]8221; isimli kitabını okumamazlık olur mu?
Bu kitapta basınla ilgili okuduğumuz, faydalandığımız, bir şeyler öğrendiğimiz kitaplar arasındadır.
Emin Çölaşan&[#]8217;ın &[#]8220;Şu benim gazetecilik yaşadıklarım&[#]8221; isimli kitabı da okuduğumuz kitaplar listesinde ve kütüphanemizdedir.
Bir başka kitabımız da Hakan Akpınar&[#]8217;ın &[#]8220;Onların hikayesi; Nasıl gazeteci oldular&[#]8221; adını taşıyan kitaptır.
Bu kitapta yazılarını ve üslubunu beğendiğim Hıncal Uluç&[#]8217;tan Çetin Altan&[#]8217;a, Reha Muhtar&[#]8217;dan Yavuz Donat&[#]8217;a, Can Dündar&[#]8217;dan Mehmet Barlas&[#]8217;a ve Ayşe Arman&[#]8217;a kadar 33 tanınmış gazetecinin hikayesi var.
Bu meslekte olan bazı kişilere bu işi öğrenmelerine faydası olsun diye bu kitaplardan hediye etmişliğim de vardır.
Basını, tarihini, gazeteciliği anlatan kitapların kütüphanemde önemli bir yeri var.
Bizi bu konuya götüren Çetin Asma&[#]8217;nın Bartın basınını anlatan kitabıdır.
Çetin Asma belediyenin de katkısıyla 304 sayfalık eser ortaya çıkarmış ve bunu Bartın&[#]8217;a kazandırmış.
Kitap 1924-2012 yılları arasını kapsıyor.
Bu süre içinde Bartın basınında yaşanan değişimleri, yapılan yayınları ve ilde daha çok bu işe gönül veren gazetecileri anlatıyor.
Üzerinde epey bir süre çalıştıklarını biliyorum.
Sonuçta ortada emek zahmet var.
Girgin&[#]8217;in kitabı yerel basınla ilgili ilk okuduğum kitaptı.
Çetin Asma&[#]8217;nın eseri henüz elime geçmediği için okuma imkânı bulamadım.
Bartın Belediyesi kültür ve sanata Cemal Akın&[#]8217;ın başkanlığı döneminde sanki bir başka önem veriyor.
Belediye yayınlarına yenisini eklerken, Çetin Asma da kitaplarının yanına bir yenisini daha eklemiş oldu.
Çetin Asma&[#]8217;yı ve Bartın Belediyesi&[#]8217;ni mesleğimize, Bartın&[#]8217;a, Bartın&[#]8217;daki gazeteciliğe böyle bir eser kazandırdıkları için tebrik etmek gerekir.
Kitabın eleştirilecek yönü varsa onu da okuyunca yaparız.
Bakalım bu kitapta olması gerekenlerden çok olmaması gerekenler mi var?
Bu kitapta yer alması gereken herkese yer verilmiş mi?
Bazı kişiler hak etmedikleri şekilde mi yer almışlar?
Bazı kişiler de hak ettikleri şekilde yer alabilmişler mi?
Bartın basınının tarihini yeterince anlatabiliyor mu?
Dediğimiz gibi bunları kitabı okuyunca değerlendireceğiz.
Bartın basınından daha çok kitap çıkar.
Bu konuda potansiyel yüksek.
Bartın basınından belgesel de olur, destan da olur, hikaye de olur, şiir de olur.
Mesela bende en az 5 kitap dolduracak malzeme var.
Biliyorsunuz &[#]8220;Memleketimden gazetecilik manzaraları&[#]8221; ile Bartın basınının hikayesini yazıyorum zaten.
Sadece bu başlı başına rahatlıkla iki kitap eder.
Hikaye benden, şiir de Yavuzaslan&[#]8217;dan olur.
Yavuzaslan duasını da yaptırır.
Sonra siz erersiniz muradınıza, biz çıkarız kerevetine.
Gazeteciliği anlatan bir kitap dahi okumayan, kitaba önem vermeyen, okumayan, hem okumayan hem yazmasını bilmeyen gazeteciler var.
Bunlara gazeteci demek mümkün mü?
Kendi mesleğinin geçmişini bilmeyen geleceğini nasıl bilir?
Yazıya Atilla Girgin ile başladık, Atilla Girgin ile bitirelim.
Sayın Girgin &[#]8220;Gazeteci olmak önce adam olmak demektir&[#]8221; diyor.
Bu isim altında bir kitabı da var.
Meslektaşlarıma özellikle tavsiye ederim.
Mutlaka alsınlar okusunlar.
Su yolunu bulur
Amasra ve Kurucaşile ilçelerimizde geçen hafta meydana gelen fırtına ve dalgalardan dolayı büyük zarar var.
Amasra&[#]8217;da tarihi Kemere köprüsü ile birlikte Büyük Liman mevkiinde bulunan mendirek de tahribat gören yerler arasında bulunuyor.
Özellikle mendirekle ilgili tehlikeye &[#]8220;Mendirek yıkılabilir&[#]8221; başlığıyla manşetimizden dikkat çekmiştik.
Amasra ve Kurucaşile&[#]8217;de bu kadar fırtınalı ve dalgalı bir dönemin görülmediği belirtilirken, başta balıkçılar olmak üzere ilçe sakinlerine geçmiş olsun mesajları ve ziyaretleri de devam ediyor.
Hızı saatte 100 kilometreyi bulan fırtına ve kabaran denizde havaya çıkan ve mendireği aşarak karşı tarafa düşen azgın dalgalara sebep olan neydi acaba?
Küresel ısınmanın etkisiyle iklimlerde oluşan değişimin bu felaketteki rolü nedir?
Amasra&[#]8217;nın halini gördük.
Sadece Bartın&[#]8217;da değil Karadeniz Bölgesi&[#]8217;ndeki bazı illerde de önemli sıkıntılar yaşandı.
Doğu Karadeniz&[#]8217;de deniz kenarına dolgu yapılarak açılan yollar kağıt gibi yırtıldı ve çöktü.
Amasra&[#]8217;daki mendirek de (su engeli) dev dalgaların altını oyması sonucu tehlike altında.
Denizde liman oluşturmak için suya engel yapmışsınız.
Bu engel ne kadar dayanır?
Mendirekle barikat kurup önünü kesseniz de, kenarını doldurup yol yapsanız da su bir şekilde akar, yolunu bulur ve mutlaka oradan geçer.
Doğanın bu gerçeği Karadeniz sahil yolunda çöken ve kağıt gibi yırtılan yollarla altı oyulan mendirek de yaşanan tahribatı anlamamıza yardımcı oluyor.
Orman ve Su İşleri Bakanlığı&[#]8217;ndan bize gelen son bültende &[#]8220;Biz tabiatı tüketmeyelim ki tabiatta bizi tüketmesin&[#]8221; başlıklı bir slogan vardı.
Ne kadar anlamlı değil mi?