“Balık gölüne göre büyür” diye bir söz var!
Eski, ama eskimeyen. Ne kadar derin, ne kadar geniş bir gölde yüzüyorsan, o kadar büyürsün.
Hayat da böyle değil mi? Çevren, imkanların, ufkun ne kadar büyükse, sen de o kadar büyürsün.
Ama ya gölün suyu bulanık, ya göl dar, ya da gölü yönetenler balığın büyümesini istemiyorsa? İşte o zaman ne balık büyür, ne göl huzur bulur. Zonguldak’tan bakınca, bu sözün manası bir başka derinleşiyor.
Zonguldak, kömürün kara elmas olduğu, alın terinin yoğrulduğu bir şehir. Ama bu şehirde göllerimiz hep dar kaldı, hep bulanık!
Balıklarımız, yani gençlerimiz, girişimcilerimiz, hayalleri olan insanlarımız, neden başka göllerde büyümek zorunda kalıyor?
Bakın, bu söz sadece balıkla gölün hikayesi değil. Bu, bir memleketin, bir toplumun, bir insanın potansiyelinin hikayesidir. Zonguldak’ta nice cevher var; ama gölümüzü büyütecek, suyunu temiz tutacak bir “eşraf” eksik. Eskiden şehirlerde eşraf olurdu. Para kazanan insanlar!

Sonra paranın kazandığı adamlar türedi!
Sonradan görmeler değil, köklü bir anlayışla şehri kucaklayanlar vardı!
Onlar gölü temiz tutar, balıkların büyümesine izin verirdi. Şimdi ise parayı bulan, “Benden akıllısı yok” diye gölü bulandırıyor. Sonuç? Balıklar ya kaçıyor ya da boğuluyor.
Albert Einstein’ın bir lafı var: “Bir problemi, onu ortaya çıkaran bilinç düzeyiyle çözemezsiniz!” Zonguldak’ın gölü dar, çünkü o gölü büyütecek vizyon eksik. Belediye başkanı, siyasetçi, iş insanı, gazeteci… Hepimiz bu gölün içindeyiz. Ama gölü büyütmek için önce kendimizi büyütmemiz lazım. Kendini geliştirmeyen, ufkunu genişletmeyen, sadece koltuğun derdinde olanlar, gölü bataklığa çevirir. Balık da o bataklıkta büyür mü? Büyümez!
Biz gazeteciler, gölün dibindeki taşı, çamuru, cevheri ortaya çıkarırız. Ama ya gölü yönetenler, o taşı çamur diye saklamaya çalışırsa? Ya balıkların büyümesini istemezlerse? İşte o zaman kalemimiz kılıç olur, sözümüz fener. Zonguldak’ta da böyle bir fener lazım. Gerçekleri aydınlatacak, gölü büyütecek bir fener.
Peki, ne yapmalı? Önce kendimize bakalım. Her birimiz, kendi gölümüzü temiz tutuyor muyuz? Gençlerimize, “Bu gölde büyüyebilirsin” diyebilecek kadar berrak bir su sunabiliyor muyuz? Yoksa “Aman, bu gölde ancak bu kadar olur” mu diyoruz? Zonguldak’ın gençleri, girişimcileri, sanatçıları başka göllere göçüyorsa, suç sadece onların mı? Gölü büyütecek olan bizler, ne kadar çaba harcıyoruz? Bir “ağabey” lazım bu şehre. Tarafları bir araya getirip, “Hadi, gölü büyütelim” diyecek bir ağabey.
“Balık gölüne göre büyür” sözü, bir umut da taşır. Gölü büyütmek bizim elimizde. Zonguldak’ın potansiyeli büyük, yeter ki suyu bulandırmayalım. Balıklar büyüsün, gölümüz deniz olsun!

Osman Zaimoğlu, Erdem ve Furat ile görüşmemiş!

CHP Zonguldak Merkez İlçe Başkanı Osman Zaimoğlu aradı!
“Cumhuriyet Halk Partisi’ni dolandıranlar benim aleyhimde toplantı yapıyorlar... Yapsınlar... Partiyi nasıl dolandırdıklarını belgeleri ile açıklayacağım. Bakalım bu toplumun ve insanların yüzüne nasıl bakacaklar? Bundan sonra aman yok… Araya girmek yok... Ve bu sahtekârla yol yürüyenler size de hodri meydan. Şerefsizler ile şereflilerin mücadelesi başlıyor, kamuoyu hazır olsun” şeklindeki paylaşımından sonra Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Osman Zamioğlu ile Halil Furat’ın ofisinde buluştuğu iddiasının doğru olmadığını söyledi!
Paylaşımı kıramayacağı dostlarının ricası üzerine kaldırdığını söyledi!
Bu süreçte Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in babasının cenazesine katıldığını başkaca bir görüşme olmadığını vurguladı.