Dün bir dost sohbetinde duydum bu sözü:

“Balık, denizi kadar büyür…”

Hoşuma gitti…

Ve yazarımız Ali Kaya’nın, “Hepimiz aynı tavanın balıklarıyız” sözü geldi aklıma…

Ve hemen kısa bir zihin turu…

Mesela, balinalar okyanuslarda yaşıyor da, neden Karadeniz’e bulunmuyor?

Anladınız değil mi?

Biz o yüzden Karadeniz’in kıyısında, Zonguldak’ta palamut, çinakop, istavrit, hamsiyle idare ediyoruz.

Kimileri çıkıp kendini balina sanabilir. Ya da kendini millete “balina” diye yutturabilir.

Ama en iyileri yunus, en kötüleri de köpekbalığı kadar olabilir.

Çünkü balık, denizi kadar büyür.

Zonguldak’ta bu yüzden balina olmaz.

Eğer sen bu denize sığmıyorsan, zaten başka denizlere gidersin.

İnsan da öyle değil mi?

Bakın Zonguldak’a…

Kaç tane büyük işadamımız var?

Bakın bakalım “büyük”lüklerine…

Palamut gibi Filyos Ateş Tuğla’yı aldık, hamsiye çevirdik.

350 milyon Dolarlık ÇATES’i alabildik mi?

Alamadık.

Yani Karadeniz’den Akdeniz’e açılınca boğulduk.

Avuntumuz şu:

“Hiç olmazsa denedik.”

Diyeceksiniz ki:
“Çaycuma’da Yurtbay, Gökçebey’de Çanakcılar var.”

Onlar da işlerini dışarıda büyütüp kendilerini küçük dünyalarına saklıyorlar.

Atlas Okyanusu’nu alıp akvaryuma koyuyor, içinde balina besliyorlar.

Çünkü boğulmaktan korkuyorlar.

Genç jenerasyon yüzüyor şimdi derin sularda…

Mesela, Çanakcılar Seramik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Çanakcı…

Gökçebey’de kurulu vitrifiye, Çaydeğirmeni’ndeki mobilya fabrikasından sonra bir seramik fabrikası kuracaklar.

Derin sulara, okyanuslara açılacaklar.

Yurtbay Seramik, Eskişehir’e kurduğu fabrikayla gösterdi bu cesareti ve başarıyı…

Yani “büyüğüm” diyorsan, Zonguldak dışına açılacaksın.

Karadeniz’i aşacaksın.

Akdeniz’e, okyanusa açılacaksın.

Gazipaşa’ya tıkılmayacaksın.

Büyümek istiyorsan, önce denizini büyüteceksin.

O nedenle, balina gibi politikacılar aramak yerine; balina olacak, denizi büyütecek politikacılar bulmak lazım…

Ufuksuz, kendi küçük hesapları içinde boğulan, parti meseleleriyle boğuşan bir milletvekili değil; Zonguldak’ı Gazipaşa’dan, Ereğli’yi Hergele Meydanı’ndan, Devrek’i Cumhuriyet Alanı’ndan kurtaracak milletvekili lazım…

Bizi kömürden değil, kömürle birlikte kurtaracak milletvekili lazım…

Kentin sorunlarını, kendi sorunlarının önüne çıkartan milletvekili lazım…

Bize balık değil, balık tutacak denizi gösterecek milletvekili lazım…

Pusula TV yenilendi…

Pusula TV, yayın hayatına başlayalı iki ay olmadı.

Ama ihtiyaçlar nedeniyle stüdyo dekorumuzu değiştirdik.

Dün sosyal medyadan gelen yorumlara ve dost izleyicilerin tepkilerine bakılırsa, olumlu bir iş yaptığımız ortaya çıktı.

Ve dün Mevlit Kandili için Ulu Cami’de düzenlenen program, Pusula TV’den canlı olarak ekrana geldi.

Pusula, “Herkesin Televizyonu” olma yolunda hızla ilerliyor.

Daha da iyi olacak.

Sıfırdan bir televizyon kurup, yepyeni bir kadroyla yola çıkmak gerçekten zor.

Ama zorluklar, iyi niyetli çalışma ve özveriyle kolaylaştı.

Bugünlere geldik.

Daha iyisini istiyoruz, yapacağız.

Siz de göreceksiniz…

Günün Sözü:

Hıçkırarak ağlayan bir kadının gözyaşları, ağlatan adamın başına geleceklerinin altına atılacak imzadır!

Bukowski