Cenazelerin acı olduğu kadar,
Unutulmuş dostlukları hatırlamak,
Güzel anıları yad etmek,
Küs olanlarla barışmak gibi tarafları da var.
Dün demiştim.
Ben bugün babamı gömmedim!
Babamı hiç defnetmedim.
Ben bugün babamı,
Beycuma’da bir yere gizledim.
Gizlediğim definenin yerini biliyorum.
Her aradığımda bulacağım.
Babamın bana mesleği sevdirmesinden öte,
Fikirsel kazanımları da oldu.
Beycuma’yı sevmeyi,
Babam bize öğretti.
Beycuma insanını sevmeyi,
Beycuma için ufakta olsa kazanımlar olmasını,
Yeşilini,
Doğasını…
Mesela babam bana,
Beycuma ‘Ölüm Kavşağı Yolu’ davasını miras bıraktı.
Ben gündemde tutmaya devam edeceğim.
Babam bu yolu,
En az elli kere yazmıştır.
Bu mirası ondan devralıp,
Ben de sürdüreceğim.
Babam hemşehrilerine de,
Çok tutkun bir insandı.
Alışverişini bile köylüden yapmaya çalışırdı.
Ali Rıza Tığ ile babam bir araya geldiğinde,
Yerel ağız dilinden konuşurlardı bazen.
Ben çok severdim bu diyaloğu.
Yerel ağızda konuşulan,
Bana anlamsız gelen kelimeleri,
Ali Abi ile Babam birbirine bilmece gibi sorarlardı.
En yerlisi hangimiz yarışması gibi bir şeydi!
Bugün,
Çok fazla meslektaşımız cenazemize geldi.
Babam bu kadar sevildiğini biliyor muydu?
Bundan emin değilim.
Ama eminim şu an minnettardır.
Bu vesile ile;
Cenazemize katılan: Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, Gökçebey Belediye Başkanı Vedat Öztürk, Devrek Belediye Başkanı Özcan Ulupınar, Kozlu Belediye Başkanı Altuğ Dökmeci, Elvanpazarcık Belediye Başkanı Ümit Uzun, Beycuma Belediye Başkanı Vural Kundakçıoğlu, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Demokrat Parti İl Başkanı Menderes Uzun, Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Tosun, Zonguldak Belediyesi eski Başkanı Muharrem Akdemir, Karaelmas Gazeteciler Derneği (KGD) Başkanı Bahaddin Arı, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti (ZGC) Başkanı Derya Akbıyık’a teşekkürlerimi sunuyorum.
Cenazemize katılamayıp çelenk gönderen, 22. Dönem CHP Zonguldak Milletvekili Harun Akın, Kdz. Ereğli Belediye Başkanı Halil Posbıyık, Merve ve Batu Müftüoğlu çifti ve İş insanı Cem Dereli’ye teşekkür ediyorum.
Otobüs eksikliğimizi gideren Kilimli Belediye Başkanı Kamil Altun’a teşekkür ediyorum.
Beni ve ailemi yalnız bırakmayan tüm dostlarıma minnettarım.
* * * * * * * * *
Büyük kayıplar yaşansa da,
Profesyonel hayat devam etmeli.
Biraz gündem dışı kaldım ama,
Tersane’de yaşanan boğulma vakası,
Bugün gündemime geldi.
Babamı morgtan alırken,
Bu genç kardeşimizin acılı ailesini görme imkanımız oldu.
Bir yakını, ‘Bunlara hakkımı helal etmiyorum’ dedi.
Hangi kurumdan bahsettiğini anlamışsınızdır.
Tahsin Erdem kazandığı günden bu yana,
Plajların şiddeti, cinayeti, silahı, kanı bitmiyor.
Bir üst geçit meselesi var!
Orada da üç can gitti.
Asayiş neden bir türlü sağlanamıyor?
Üstelik Tersane’ye,
Yeni cankurtaranlar alınmışken.
Biraz araştırdım.
Yeni alınan cankurtaranların mesaisi,
Akşam saat 19:00’da bitiyormuş.
Olayın da,
O saatten sonra yaşandığı belirtiliyor.
Bir insan canının,
Mesai saatleri içinde kalması,
Gerçekten can sıkıcı.
Mesela boğulan genç arkadaşın cenazesi,
Mesai saatleri içinde olduğu,
Bugün Ağrı’ya gönderildi.
Mesai saatleri dışında kalsa,
Bir gün daha morgta bekleyecekti belki de.
Hızır kurtarma işlemlerinin,
Mesaisi olmaz beyler!
‘Mesaiden sonra öldünüz?’ diyemezsiniz.
Atatürk Devlet Hastanesi Başhekimi Hasan Tosun,
Acılı ailenin yanındaydı.
Genç arkadaşın sınıf arkadaşları,
Hocaları,
Ailenin yanındaydı.
Bilin bakalım kim yoktu?
Hemen onun adı gelir!
Tahsin,
Tahsin,
Tahsin!