Türkiye, günlerdir bir yarışmaya kenetlendi.

Gittiğiniz pek çok yerde bu yarışmanın nasıl büyük bir heyecanla izlendiğini görüyorsunuz.

Bırakalım, izleyen izlesin.

Ya medya…

Gazetelerin, internet sayfalarının manşetlerinde bu yarışma var.

Biraz da Zonguldak meselelerinden konuşmaktan sıkılmış ruh haliyle yarışmanın sonucuyla ilgili son haberi paylaşalım önce:

"Show TV’de yayımlanan ‘Bu Tarz Benim´de kazanan kim?’ sorusu dün akşam yanıtını buldu.

Nurcan-Aycan Şencan kardeşler, 100 bin liralık büyük ödülün sahibi oldu.

Show TV´de ekranlara gelen Bu Tarz Benim´de dün akşam final heyecanı vardı, büyük ödül sahibini buldu.

Final gecesinde şarkıcı Hande Yener, Nur Yerlitaş, Ivana Sert, Uğurkan Erez ve Kemal Doğulu jüride yer aldı. Hande Yener, dansları ve şarkılarıyla geceye renk kattı.

Finalde Ezi Baylar, Ayşenur Balcı ve ikizler Aycan-Nurcan Şencan kardeşler yarıştı. Hafta içi en fazla yıldızı toplayarak bir puanı garantileyen Ezgi, yarışa bir adım önde başladı.

Yarışmacılar gecede 3 ayrı kıyafetle sahneye çıktı. Sonucu jüri oyları ve SMS´ler yüzde 50 yüzde 50 belirledi.

Gecenin finalinde noter huzurunda yapılan SMS oylamasının sonucu açıklandı. Sonuçlara göre ikizler Aycan Şencan ile Nurcan Şencan büyük ödülü elde etti. SMS sonuçlarında ikinciliği Ayşenur Balcı, üçüncülüğü ise Ezgi Baylar aldı.

Büyük ödülü alan ikizlerden Nurcan Şencan, ‘Bizi destekleyenlere teşekkür ederiz. Bize her zaman destek olan annemize ve şu an Adapazarı´nda izleyen babamıza teşekkür ediyorum. Bizlere inandılar. Buraya her sabah geldiğimizde, buradaki arkadaşlarımız bize yardımcı oldular. Sürekli moralimizi düzeltmeye çalıştılar’ diye konuştu.

Yarışmanın hayranlarından ise finale tepki vardı. Çünkü, final gecesi çok uzun süre banttan yayınlandı. Bant yayınıyla izleyicilerden SMS atmaları istendi. Gecenin sonunda kısa bir süre canlı yayına geçildi ve sonuçlar açıklandı. Ancak finalde ne jüri vardı, ne de seyirciler. Jüri üyelerinden Nur Yerlitaş ise, yayın sürerken Instagram hesabından bir mekanda kahve içerken fotoğrafını paylaştı. Bu fotoğrafın altına da çok sayıda yorum geldi. Gece boyu finalin çok sönük olduğuna yönelik yorumlar yapıldı. İşte twitter´a yansıyan o yorumlar:

- Böyle final mi olur be on kişi toplanmış normal eleme gecesi bile daha iyiydi en azından jüri oluyodu da yorum falan yapıyodu

- Çok berbat bi final yaptınız tebrikler ?????? jüri yok, eski yarışmacılar yok aferim hiç zevk almadık

- Jüriyi çalmışlar, 5 kişiyle final falan... Ne bileyim güldüm…

- Jüri nerdeydi pardon, ne özensiz final öyle, seyirci de yok cansız ölü gibi final. Tarz değilsiniz show tv

[#]BuTarzBenim dün akşam büyük finalde jüri üyelerinin olmaması kadar saçma bişey yoktu bant çekiminde varlardı, ama canlı yayın yoktular

- Böyle bir programa böyle bir final yakıştı mı? Jüri neredeydi Sonuç açıklanırken? Büyük hayal kırıklığı, berbattı…

- Jürinin dahi olmadığı canlı yayın ve final çok saçma, kimi kandırıyorsunuz acaba?

- Yarışmasının finalinde jürinin olmaması büyük bir strateji hatasıdır. 2 hafta önce 1’inci belliydi zaten, bu akşam canlı yayın yoktu

- Fi tarihinden beri canlı yayın yapılıyor, BBG’nin elemeleri bile canlı yapılıyordu, 5 dakikalık canlı yayın yıl 2015 Türkiye!!!!

- Rezaleti canlı yayın olmadığından vazgeçtim bari kazanan belli olduğunda jüri ve eski yarışmacılar da orda olsalardı.

- Böyle bir canlı yayın görülmedi aile arası nişan gibi oldu daha da izlemem…

- Bu tarz benim deli gibi reklam yaptı, final fiyasko; kimse yoktu ya kendi kendilerine takıldılar, çok ayıp etti jüri çokkk…

- Bu kadar izlenen bir yarışmanın finalinde jüri yok ne kadar özensiz bir davranış iyi ki yarışmayı Özlem’e sundurmadınız

- Canlı yayında jüri bile yoktu. Bu ne basit, amatör final kardeşimm…”

[*] [*] [*]

Görüyoruz.

Geçenlerde gittiğimiz bir lokantada bu yarışma izleniyor.

Geçerken uğradığımız kahvehanede bu yarışma izleniyor.

Hürriyet, Milliyet ve daha pek çok gazetenin manşetlerinde bu yarışma var.

Olaya Zonguldak´tan bakalım…

Biz insanlar, kentsel sorunlara ve olaylara, bu işlere ayırdığımız zamanı ayırmıyoruz.

Halka göre Aycan ile Nurcan´ın ne giydiği, ne giymediği daha önemli.

Kimseye kızamayız.

Bu böyle…

Ülkede demokrasiyi, kentte hizmeti sadece işimize geldiği zaman istiyoruz.

İnsanlar siyasi gündemde aynı şeylerden dinlemekten yorulduğundan mıdır, yoksa böyle şeyler daha fazla mutluluk duyduğundan mıdır, orası tartışılır.

Ama gerçek bu…

Bu tarz bizim tarzımız!

Bu tarz bizim…

Orada kimse yok!

Kandilli´de işçilerin eylemiyle devam eden sorunun çözümü üzerine paylaştığımız yazının sonunda;

"Sayın Köksal Toptan…

Sayın Ercan Candan…

Sayın Özcan Ulupınar…

Beklemeyin.

Bu kentten organize bir talep beklemeyin.

Siz isterseniz, bu sorunu çözersiniz.

Beş dakikada özersiniz" demiştik.

Konuyla ilgili bir kaç yorum var.

Bunlardan biri Hüseyin Avni Akalın´a ait.

Diyor ki Akalın:

"Beş dakikada çözersiniz. Bundan tam 4 yıl önce hazır rezervlerin kendilerinin çalışma öngörü sürelerine yeteceği düşüncesiyle hazırlık çalışmalarına son vererek bu rezervle devam etmişler ve işin sonuna geldiklerini yaptıkları hatadan kurtulma imkanı olmadığını gördüklerinde dikkati başka yöne yoğunlaştırmayı seçmişlerdir. Sorumlular tamamen bu kararı verenler ve bu arada ayrılan daha uyanıklardır. Şimdi TTK’dan hazırlık için 48 ay, yani tam artı 4 yıl mühlet istemektedirler. Bu 4 yıl gecikmenin hesabını kim verecek? Herhalde işçi değil, çocukları hiç değil, bu zararın en alt değerden hesaplandığında 4,5 milyon tutmaktadır. 48 ayın değeri nasıl hesaplanacaktır? Kimsenin o hesabı yapacak matematik bilgisine sahip olduğunu sanmıyorum. Bu işçiler dışardan destek arayacaklarına sorumlulardan hesap sormaları gerekir. En azından kendilerini alet etmeyeceklerdir."

Bir diğer yorum Sabih Öztek´ten…

Öztek de, "Sorunu belki de özellikle çözmüyorlardır, ne dersiniz ?.. Hele de böyle ölümü bekleyen hasta gibi uyuşuk ve tepkisizken" görüşünde…

Son yorum ise, yazarımız Ali Kaya´dan:

"Boşuna boşluğa bağırma…

Boşluk işte…

Orda kimse yok!”

Ali Kaya´nın dediği gibi aslında…

Orada kimse yok.

Boşluğa bağırmak da faydasız…

Henüz çocukken dağ yamaçlarında avazımız çıktığı kadar bağırırdık.

Ağzımızdan çıkan küçük çığlıkların dik yamaçları yalayarak yankısını duyardık.

Daha büyük ses olarak yankılanırdı, derenin karşı yamacında...

Bizimkisi o günlerden kalan alışkanlık anlaşılan.

Dağlara bağırsak, daha iyi!

Ankara... Pusula TV...

“Zonguldak´ın haber kanalı, Zonguldaklıların haber kanalı, herkesin kanalı” iddiasıyla yayınlarına başlayan Pusula TV, henüz uyduda değil belki, ama internet üzerinden şimdi çok daha fazla insana ulaşabiliyor.

Ankara´da, İstanbul´da, Almanya´da ve daha pek çok noktadan artık Pusula TV´yi izlemek mümkün.

Hafta sonu Ankara´daydık.

Aldığımız tepkiler çok yönlü.

Pusula TV´ye Zonguldak’tan bakmakla Ankara´dan bakmak arasında fark var.

Cumartesi gecesi, Pazar öğlen saatlerinde “ne var, ne yok” diye bakıyoruz Pusula TV´ye…

Dolu dolu haberler, canlı yayınlar, son dakika gelişmeleri…

Henüz uyduda olmasa da, bu bağlamda önemli bir köprü oldu Pusula TV…

Aldığımız olumlu tepkiler, bizi daha da heyecanlandırıyor.

Bunların dışında pek çok eleştiri ve öneri alıyoruz.

Onları da elimizden geldiğince değerlendirmeye çalışıyoruz.

Daha hızlı, daha akıcı, daha dolu dolu bir kanal için biraz daha vaktimiz var.

Bu bağlamda, maddi ve manevi destek adına bir şeyler yapmaya çalışan dostlarımıza teşekkür ediyoruz.

Zonguldak, çok daha fazlasını istediği sürece, bizler çok daha fazlasını, çok daha iyilerini yapmak için hazırız.