Türkiye’deki her şey, iktidar ile cemaat arasındaki eski dostluğa, yeni düşmanlığa bağlı.

Hesaplaşma her alanda devam ediyor.

Yaşananlar.

Gerçekler.

Yalanlar.

Planlar.

Komplo planları.

Algı operasyonları.

Dış etkenler.

Pazarlıklar.

Hepsi bir kutuplaşma, kutuplaştırma stratejisi içinde yaşanıyor.

İktidar, kendi haklılığı ölçüsünde başarılı!

Cemaat, kendi haklılığı ölçüsünde başarılı!

Türkiye, bu tartışmalarla yatıp, bu tartışmalarla kalkıyor.

Bu çatışmanın sonucu elbette önemli…

Ama her şey değil.

Ülkenin bugün ekonomiden sosyal istikrara, iş güvenliğinden bireyin özgürlüğüne pek çok şeyi daha yüksek sesle konuşabilmesi gerekirdi.

Bu filmin sonu gerçekten merak ediliyor.

Hani bazen, “Bitse de ülke önüne baksa” falan dediğiniz oluyor.

[*] [*] [*]

Tam da bu aşamada yeni bombalar çıkıyor.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yaşadıkları, anlattıkları, yazdıkları çok önemli.
Gündemde yine üzerinden 8 yıl geçen Hrant Dink cinayeti var.

Sır perdesi aralanmaya çalışılıyor.

Bir türlü aralanamıyor.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı, emniyet mensuplarının tutuklanmasını ve ortaya çıkan yeni delilleri değerlendirmiş.

Acayip şeyler anlatıyor.

[*] [*] [*]

Polis memuru Muhittin Zenit ile Erhan Tuncel’in telefon konuşmasını değerlendiren Hanefi Avcı diyor ki:

“Muhittin Zenit’in telefon konuşması cinayetin bize gösterilen eksik bir yönünün olduğunu gösteriyor.

Bu telefon görüşmesine göre olayın nasıl yapılacağını bile biliyorlar.

Zenit’e hesap sorulması gerekirdi.

Ama hesap sorulmadığı gibi terfi aldığını biliyoruz.

Bu şahsın ifadesinin alınmaması skandaldır.

Müfettişin görevi nedir?

Gerçeği ortaya çıkarmak!..

Ama neden Trabzon’a bakmıyorsunuz anlamak mümkün değil.”

[*] [*] [*]

Devam ediyor Avcı:
“O zamanki Trabzon Emniyet Müdürü benim devremdir.

Geçen gün kendisiyle konuştum.

İl Emniyet Müdürüne hiç bilgi verilmemiş.

Reşat Altay’dan ifade istiyorlar.

4 tane soru gönderiyorlar.

Altay bunu kabul etmiyor.

Diyor ki:

‘4 soru olmaz, ben size baştan sona bildiğim her şeyi anlatayım.’

Ertesi gün İstanbul’da 3,5 saat ifade veriyor.

Ama hiç kayda geçmiyor.

Düşünebiliyor musunuz, hem dinliyorsunuz, hem bilgi ediniyorsunuz, hem de hiç kayda almıyorsunuz.

Bu inanılmaz bir şey.”
[*][*][*]

Ve cemaate geliyor:

“Soruşturmayı takip eden gazeteciler bile hedef kabul edildi.

Cemaat, soruşturmanın bütün yönleriyle bilinsin istemiyordu.

Önce Ergenekon’a dahil etmek istediler, ama başarılı olamadılar.

Çünkü Ergenekon’da kendi isimleri de geçiyordu.

Önümüzdeki yargılamada gerçekleri hep birlikte göreceğiz.

Emniyette hiçbir kayıt silinmez.

LOG kayıtları da silinmemiştir.

LOG kayıtlarında herkesin ne yaptığı bellidir.

LOG kayıtlarını yok etmişseniz o zaman delilleri yok etmiş manasına gelir. Emniyet hiçbir evrakı yok etmez.

Kimin görevini kötüye kullanıp, kullanmadığı orada belli olur.

Lok kayıtları yok olursa tüm emniyet istihbaratını da yok etmiş olursunuz.

Böyle bir şey olmaz.

Emniyet istihbarat dairesinde hiçbir zaman LOG kayıtları silinmez.

Hrant Dink’in öldürülmesinde kamu görevlilerinin kabahati vardır.

Çünkü olaydan önce ve sonra bilgi paylaşımlarını yapmamışlardır.”

[*] [*] [*]

Korkunç şeyler söylüyor Avcı:

“Belli bir tarihten sonra cemaat, emniyet genel merkeziyle İstanbul’a hakim olmak istiyor.

Yargıya da hakim olmak istiyor.

Kendi kadrolarını kurmaya çalışıyorlar.

Kendi kadrolarını kurarken, önlerine çıkan herkesi yıkıyorlar.

Aslında cemaat başarılı olamıyor.

Çünkü iyi dönemin İstanbul Emniyet Müdürü ve dönemin İstanbul İstihbarat Şube Müdürü işlerini iyi yapıyorlardı.

Gerek Emniyet Müdürü ve gerek ise İstihbarat Şube Müdürü, onları yerinden edip, kendi kadrolarını yerleştirebilecek fırsatı vermedi.

Bu olayı kullanarak İstanbul emniyetini değiştirmeye kalktılar.

Kendi suçlarını örtmek için İstanbul’u ele geçirmek istediler.

Dolayısıyla yapmak istediklerini tam olarak yapamadılar.

Eski içişleri bakanımız konuşsa her şey ortaya çıkar.”

[*] [*] [*]

Bir kutup, iktidara toz kondurmuyor.

Bir kutup, cemaate toz kondurmuyor.

Yaşananlar ortada.

İddialar ortada.

Nasıl çıkacak bu karanlıklar aydınlığa?

[*] [*] [*]

Şimdi bunları yazınca, cemaatçiler alınıyor.

Para kutularını yazınca, iktidara yakınlar alınıyor.

Al birini, vur ötekine.

İnsan soruyor bazen.

Ya iktidar ile cemaatin arası açılmasa ne olacaktı?

Eğer bugün cemaatin dedikleri doğru ise ne olacaktı?

İktidarın cemaatle ilgili dedikleri doğru ise ne olacaktı?

İyi ki maraz çıkmış!

Bir de iyi tarafından bakalım.