Son birkaç kendini beğenmiş belediye başkanı göreve gelmemiş olsaydı, Zonguldak bugünkü durumundan çok daha iyi olabilirdi.
Hiçbir proje üretmeden, sadece başkanlık koltuğuna oturmak için seçilenler yüzünden kent, bu noktaya geldi. Oysa Üzülmez Deresi&[#]8217;nin ıslahı çok zor değildi. Kastamonu Belediyesi, Avrupa Birliği fonlarından 1 milyon 200 bin lira kaynak yaratarak yaptı Karaçomak Deresi&[#]8217;nin ıslahını. Bizim başkanlar ise, su saatlerini kimin tamir edeceğini, başkanlıktan sonra hangi arsanın üzerine bina dikileceğini, nasıl milletvekili seçileceğini düşündüklerinden, kenti düşünmediler.
Fevkani Köprüsü&[#]8217;nü kaldır, lavuar alanını yap, derenin ıslahını gerçekleştir, kentin çehresi tümden değişir. Ama yok. Anlayış bu değil. Belediyeye meclis üyelerinin çocuklarını al, partililerin yakınlarını taşerona doldur. Neredeyse kadroludan çok taşeron işçi oldu belediyede. Çalışana para ödemekten, iş yapmaya para kalmıyor ki&[#]8230;
Beyler, bari şu son günlerinizde &[#]8220;kendinizi&[#]8221; düşüneceğinize &[#]8220;kentinizi&[#]8221; düşünün.
Ayıp oluyor ama&[#]8230;
Gazeteciliğin önünü tıkamayın&[#]8230;
Bir arpa boyu yol gidilmediğini görüyorum bazen. Ben, 1990 yılında İnanış&[#]8217;ta başlamıştım bu mesleğe&[#]8230; Muhabir olarak. En az 12 gazete değiştirdim, Zonguldak ve Ereğli&[#]8217;de. İki-üç patron dışında hep sorun yaşadım. Paramı alamadım. Huzuru bulamadım, ayrıldım.
Kimi arkamdan yazı yazdı, kimi küfür etti, kimi tehdit etti, kimi iftira attı.
İşte ben buradayım. Patronlarımın hiçbiri, &[#]8220;Ben nerede hata yaptım? Bu adam niye gidiyor?&[#]8221; diye sormadı kendine. Şimdi, iki gazete, iki internet sitesi sahibi olarak bizden ayrılmak isteyen birine nedenini soruyorum. Bizimle çalışmak istemeyen gidiyor. O gittikten sonra düşünüyoruz ekibimizle. O kişinin gidişinde haklı nedenler varsa, yani bizim eksiğimiz varsa, geride kalanlar için o eksiği gidermeye çalışıyoruz.
Ama hala eski patronlarımızın alışkanlığını sürdürenler var. Maaşı düzenli vermeme, çalışanı tehdit etme gibi. Yıllarını muhabir, yazı işleri müdürü ve genel yayın yönetmeni olarak geçirmiş ve maaşını hiçbir zaman tam ve düzenli alamamış, hafta tatili, bayram tatili ve yıllık izin kullanmamış bir patron olarak, birlikte çalıştığım takım arkadaşlarımı anladığımı sanıyorum. Ve tüm gazete patronlarından da aynı duyarlılığı bekliyorum.
Fason isimlerle asgari kadroyu tutturup haksız rekabete neden olanlar, aynı zamanda gazeteciliğin de önünü tıkıyor. Basın emekçisinin sömürülmesine göz yumanlar, gazeteciliğin önünü tıkıyor. Ve sorumlular, bu duruma bile bile göz yumuyor. Bu işlere artık &[#]8220;dur&[#]8221; denmeli.
Kıssadan Hisse: Gurura karşı ilaç&[#]8230;
Halife Hz. Ömer, bir gün kırbasını (su tulumu, su kabı) sırtına yüklenmiş, Medine´nin en kalabalık sokaklarında dolaşıyordu. Babasının sırtında kırba ile dolaştığı oğlu Abdullah´ın da gözüne ilişti ve kendisine yetişip sordu: &[#]8220;Baba, sen ne yapıyorsun, koskoca halife sırtında kırba taşır mı, taşıtacak kimse mi bulamadın?&[#]8221;
Hz. Ömer: &[#]8220;Oğlum, bunu taşıtacak adam bulamadığım için veya başka bir mecburiyet dolayısıyla taşıyor değilim. Nefsime gurur gelir gibi oldu, kendimi beğenir gibi oldum, sırf onu küçültmek için bu yola başvurdum.&[#]8221;
Günün Fıkrası: Gözlük&[#]8230;
Temel, Uzakdoğu&[#]8217;ya gider. 250 Dolar verip, bakınca insanları çıplak gösteren gözlüklerden alır. Takar, bakar çıplak; çıkarır, bakar giyinik. Çok hoşuna gider. İkide bir takıp, çıkarır. Eve gözünde gözlük gider, bakar Fadime´yle sütçü çıplak. Gözlüğü çıkarır bakar, çıplak. Takar, bakar, çıplak. Müthiş canı sıkılır ve Fadime´ye der ki: &[#]8220;Ula Fadime, 250 Dolar verdim, hemen bozuldu!..&[#]8221;
Günün Sözü:
Erkeğin de, kadının da terbiyesi, birbirleriyle tartıştıkları zaman belli olur.
Bernard Shaw