Ne demek tabuları yıkmak?

İnternet üzerinden de bunun ne anlama geldiği üzerine binlerce yazı bulabilirsiniz.

Özetle;

“Alışılagelmiş gelenek ve göreneklere aykırı hareket etmektir…”

[*] [*] [*] [*]

“İçinde yaşanılan toplumda dışlanma sebebi olabilir…”

[*] [*] [*] [*]

“Birikimli ve cesur olmayı gerektirir…”

[*] [*] [*] [*]

“Dayandığı sağlam temelleri göstermesi de güçlü karakter gerektiren bir eylemdir.

Zira yaygın yanlış inanç haline gelmiş şeyleri yanlış olsa da değiştirmek kolay değildir…”

[*] [*] [*] [*]

“Bir Türk’ün yapmayı beceremediği işlevsel hareketler bütünü…”

[*] [*] [*] [*]

“Son tabuları yıkan adama bakınca, sarışın ve mavi gözlü bir adam görüyorum…”

[*] [*] [*] [*]

“Başkaları tarafından belirtilen sınırların dışına çıkabilmek…”

[*] [*] [*] [*]

Bunlar medya üzerinden hemen ulaşabileceğiniz yanıtlar…

Peki, soru şöyle sorulsa:

“Ne demek Zonguldak’ta tabuları yıkmak?”

Galiba Zonguldak’ı, Zonguldaklıları, Zonguldak’ın siyasetçilerini, bürokratlarını, STK’larını ve olmazsa olmazı medyasını iyi bilenler, bunun kafadan çok zor bir şey olduğunu bilirler.

[*] [*] [*] [*]

Zor değildir aslında…

Mesele zorlaştıranlarda…

Zorlaştırmak isterseniz, zorlaştırırsınız.

Yıkmak isterseniz, yıkarsınız.

Benim asla anlayamadığım, anlamlandıramadığım, belki de anlamak istemediğim bir konudur bu yıllarca…

“Neden Zonguldaklılar şikayet ettikleri ne varsa değiştirmekten korkarlar?”

[*] [*] [*] [*]

Bu soruyu kendinize sorun lütfen.

Sayın siyasetçi…

Sevgili bürokrat…

Çok değerli STK başkanları…

Allah yokluklarını göstermesin. Belediye Başkanlarımız…

Esnafımız…

Vatandaşımız…

Basınımız…

Şunumuz-bunumuz…

Aklımız…

Mantığımız…

Vicdanımız…

Çok akıllımız…

Az safımız…

Cacığımız…

Maydanozumuz…

“Neden Zonguldaklılar şikayet ettikleri ne varsa değiştirmekten korkarlar?”

Buyurun lütfen.

Bir başka soru daha…

Her seçim geldiğinde Zonguldaklılar neden şikayet edilen ne varsa değiştirmekten yana olanları değil de değiştirmeyi düşünmeyenleri seçerler?

Neden?

Neden?

Neden?

[*] [*] [*] [*]

Sorun galiba bu…

Bu sorunun yanıtını gerçekten bulabilsek, zaten bugün şikayet ettiğimiz pek çok şeyi değiştirebilmiştik.

Bu sorunun yanıtını verirken; biraz cesur, biraz samimi, biraz açık yürekli olabilsek, galiba bu gün bambaşka ve çok daha yaşanılabilir bir kentten bahsediyor olacaktık.

Ama olmadı.

Bozuk plak gibi sürekli başa dönüyoruz.

Ve kent olarak eleştirdiğimiz, değişmesini istediğimiz ne varsa aynı hataları yapıyoruz.

Bu elbette bir genelleme…

Her olay bu genellemenin içine girmeyebilir.

Ama büyük oranda böyleyiz.

Zonguldak dışında yaşayan Zonguldaklılar, galiba ne demeye çalıştığımızı daha iyi anlar!

Mesela, Fethiye’den Hasan Akın…

Mesela, İzmir Karşıyaka’dan Sedat Öztek…

Ankara’dan Ali Özer…

Bursa’dan işçi Ahmet…

Çorlu’dan şoför Veysel...

İstanbul’dan binlercesi…

[*] [*] [*] [*]

Değişmekten korkmanın bu kente yaşattığı acizliği Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir anlattı dün.

Metin Demir’in açıklamalarının detayına girmiyorum.

Onlar zaten haberin içinde uzun uzun var.

Ama belki de verdiği en önemli mesajdı değişime olan zorunluluk.

Dedi ki:

“Tabuları yıkalım…”

Yerine ve zamanına göre bütün kötülüklerin çıkış noktası olan o tabular yıkılmadığı için bu haldeyiz.

[*] [*] [*] [*]

Dedi ki:

“Sorunu görmüyorsun diye sorun yok olmuyor…”

[*] [*] [*] [*]

Dedi ki:

“Zonguldak olarak ‘bunu sorun görmüyoruz’ deseniz de, Ankara bunları görüyor, soruyor…”

Ve tabi ki karar veriyor

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki:

“Slogan atmak yerine açık fikirli olmak lazım…”

[*] [*] [*] [*]

Diyor ki:

“Değişimden korkarak gelişmeyi isteme hakkımız yok…”

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak’ın durumu gerçekten travmatik…

Üç eski binanın yıkımı bile yıllar aldı.

Ne siyasiler başarabildi, ne kurumlar…

Herhalde Vali Ali Kaban, Zonguldak’ın bu halini görmekle birlikte elini taşın altına atmasa, o binalar yıllarca yine yıkılmaz ve o binalar yine yıllardır gazetelerin manşetlerini işgal ederdi.

Allah aşkına bakar mısınız uğraştığımız şeylere…

Bu binaların yıkılabilmesi bile kentin bir numaralı gündemi haline gelebiliyorsa, bu hepimizin acı gerçeğidir.

[*] [*] [*] [*]

Metin Demir de, o binalardan yola çıkarak mesajlar veriyor.

Metin Demir’e bunları söyleten nedenler belli.

Aslında daha açık konuşacak, daha yüksek sesle konuşacak, ama anlaşılmayacağı endişesi vuruyor yüzüne!

[*] [*] [*] [*]

Eksiktir-fazladır son günlerde bazı çalışmalar oluyor.

Bir tarafta Zonguldak Valisi Ali Kaban, diğer yanda Zonguldak TSO Başkanı Metin Demir ve emeği geçen diğer insanlar, kentte aslında minik, ama Zonguldaklılar için büyük tabuları yıkmak için uğraşıyor.

Elbette en güzel, en başarılı uygulamaların hataları, eksikleri olacaktır.

Onları da tartışalım.

Ama tabuları yıkmaktan korkarak bir yere varamayacağımızı da görmek gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir de topa girmeli.

Sürece, olaylara dahil olmalı.

Bu kentin sahibi olduğunu bilerek, “Haydi birlikte yapalım. Ben de varım” diyebilmeli.

Ama öyle yarım ağız konuşarak olmaz.

Mesele kent…

Ve şikayet ettiğimiz onca şeyin aynılarını tekrar tekrar yaşamaktan bıkanlar adına bunları paylaşıyoruz.

Tabular yıkılacaksa, Akdemir de orada olmalı.

Akdemir de değil, Zonguldak Belediyesi orada olmalı.

Başkan Akdemir, bunu hala anlamamış olabilir.

O zaman onca meclis üyesinin orada ne işi var?

Onlar bostan korkuluğu mu?

Onlar süs kabağı mı?

[*] [*] [*] [*]

Her değişimin içinde öyle veya böyle rant vardır.

Bazen ekonomik rant, bazen siyasi rant…

Bir yere yol yaptığınızda çevresi nasıl değerleniyorsa bu işler de öyle.

Endişeler, ancak şeffaflıkla giderilir.

“Hiç rant olmasın”, “Hiç rant doğmasın” dersek, o zaman hiçbir zaman şikayet etmeyeceğiz.
Ve eğer itirazlar sadece, “ona değil, bana yaramalı” mantığı ile yapılıyorsa, o zaman samimi değiliz.

Ve ne yazık ki, Zonguldak’taki temel sorun da zaten buradan kaynaklanıyor.

Bunu, bu kentin solcuları da iyi bilir, sağcıları da, goygoycuları da!

[*] [*] [*] [*]

Metin Demir’in dediği gibi:

“Mesele, o binaları yıkmak değil, tabuları yıkmak…”