Adı
bayram
Ramazan
Bayramı
Bir
aylık sabrın ödülü
Şimdi
kavuşma günü
Uzaktakilere,
yakındakilere kavuşma günü
Bu
dünyadan göçenleri, gidip dönmeyenleri hatırlama günü
Bayramın
bu geleneksel tadının ötesinde bir de toplum nezdinden nasıl algılanıp
yaşandığına bakalım.
Deliye her gün
bayram
misali yani
Yiyecek
yemeği olana her gün bayram
Bir
işi olana her gün bayram
Sağlığı
olana her gün bayram
Borçsuz-harçsız
yaşayana her gün bayram
Büyüklerini
hatırlayabilene, iki dua edebilene zaten bayram
Her
ne kadar politik tartışmalar canımızı sıksa da, kan gölüne dönmemiş bir ülkede
yaşayabilmek başlı başına bayram
Ve
daha bir sürü neden
Bayram
için mağazalara akın edip ciciler almaya gerek yok.
Bayramı
bayram gibi yaşamak için bayrama özel abartılı işler yapmaya da gerek yok.
Kavuşmak
yeterli.
Paylaşmak
yeterli.
Mutlu
olana, yeterli bulabilene, imkanı olana, şükredebilene her gün bayram.
Başta
Pusula Gazetesindeki çalışma arkadaşlarımız olmak üzere tüm dostlarımızın ve
okurlarımızın Ramazan Bayramını en samimi duygularımızla kutluyoruz.
Sağlık
diliyoruz
Sağlık
olduktan sonra gerisi bir şekilde gelir.
İş
ondan sonra mücadeleye kalıyor.
Çalışmaya
kalıyor.
Barış
diliyoruz
Bu
koca dünyada barışa bir katkımız olamayabilir, ama üç günlük dünyada üç kişinin
barışık yaşaması için çalışabiliriz.
En
azından barışçıl olabiliriz.
Samimiyet
diliyoruz
Özellikle
de bu kentteki herkese samimiyet diliyoruz.
Siyasilere
samimiyet diliyoruz.
İş
dünyasına samimiyet diliyoruz.
Medyaya
samimiyet diliyoruz.
Bürokrasiye
samimiyet diliyoruz.
Huzur
diliyoruz
Her
insan kendi huzurunu, ailesinin huzurunu birazda kendisine borçlu...
Çalışmasına
borçlu.
Vicdanına
borçlu.
Kusurlarımızdan
ders çıkarabilmeyi diliyoruz.
Bayramlar
işte bu yüzden önemli.
Yılda
iki defa değil, her zaman bunları yapabilsek keşke.
Ama
olmuyor.
Mümkün
olmuyor.
Sinsi
duygular, öfke, kör ihtiras benliğimizi ele geçiriyor.
Bayram demekle de
bayram olmuyor.
Bayramlarda
sadece kendimiz gibi olanlarla değil, kendimizden görmediklerimizle de
kucaklaşabilseydik keşke.
Mümkün
mü?
Her
zaman değil.
Önemli
olan bayramdan ne anladığınız
Ramazanda
şeker mi?
Kurbanda
et mi?
Ramazanda
farz mı?
Kurbanda
sünnet mi?
Kısaca
mevzu uzun
Bayramınız
kutlu olsun
demekle yetinilemeyecek kadar uzun.
Bunu
söylemek, bayramı kutlamış olmak değil mesele.
Bu
sözün içine ne kattığımız da...
Bu
sözü nasıl anlamlandırdığımız da
O
sözü nasıl tatlandırdığımız da
İçinde,
mayasında
Sevgisinde
Saygısında
Paylaşımın
tadında
Anlayana,
yaşayabilene her gün bayram...
Anlamayana
yılda üç gün bayram!
Bayramınız
kutlu olsun.
Hiç
olmazsa, şu üç gün bari üzmeyelim birbirimizi!
Biraz ölüm
sessizliği
Biraz çocuk
mızıklaması!
Bayram
biraz da acı
Hüzün
Özlem
Nemli
bir hava
Yalnız
bir iskele
Ürkek
bir kıyı
Yalnız
bir yamaç
Bayram,
biraz da yalnızlar bayramı.
Yalnızların
bayramı.
Herkesin
içinde taşmayı bekleyen yalnızlığın bayramı
Umudun
bayramı
Gözyaşlarının
bayramı
Kalp
ağrılarının bayramı
Eski
fotoğraflarda kalan yüzlerin bayramı
Herkesin
kendi özelinde bir başkasının bayramı
Bana
gelince;
8
yıl önce kaybettiğim babam Yaşar Öksüzün bayramı
Üç
ay önce kaybettiğim Ahmet Öksüzün bayramı
Dayımın,
amcamın bayramı
Büyük
bir özlemle aradığımız değerli büyüğümüz Hüseyin Şekerin bayramı
Veli
Tığ amcamızın bayramı
Çetin
Sezginin bayramı
Harun
Ersoyun bayramı
Yetimlerin
bayramı
Öksüzlerin
bayramı
Filistinde,
Suriyede, Türkmenistanda, Güneydoğuda kurşuna gelenlerin bayramı...
Gözü
yaşlı anaların bayramı
Çocuksu
çığlıkların bayramı
Huzurevlerindeki
yalnız insanların bayramı
Köhne
evlerde evlatsız yaşayanların bayramı
İşte
bu yüzden hüzün işlemeli bir bayram yaşıyoruz.
Bunların
yanında taze umutların bayramı
Henüz
yaşına giren oğlumuz Çınarın bayramı...
Bayramlar
hayatın ta kendisi.
Biraz
ölüm sessizliği, biraz çocuk mızıklaması!