Eski Amasra yolunda başlatılan ıslah çalışmaları sırasında bulunan tarihi eserler bizim &8220;Memleketimden gazetecilik manzaraları&8221; misali seriye bağlandı.
Yoldaki tehlikeli noktalara müdahale ederek iyileştirme yapan müteahhit firmanın kepçesine takılan eserlere her geçen gün bir yenisi eklenirken, bir adı da antik yol olan eski Amasra yolu sanki bize nispet yaparcasına &8220;memleketimden tarihi eser manzaraları&8221; diye bir tarih yazıyor, bunu yazı dizisi haline getiriyordu.
Eski Amasra yoluna boşuna antik yol dememişler.
Bir yol adı ile bu kadar mı bütünleşir.
Önce lahit kapağı, sonra mezar taşları ve ortası yuvarlak bir taştan oluşan eserlere son olarak bir mezar kalıntısı katılırken, Amasra&8217;da yapılan sanki yol çalışması değil de izinli ruhsatlı define kazısıydı.
Amasra&8217;da nereyi kazsan oradan ya kömür çıkıyor ya da tarihi eser.
Biz hiç şaşırmadık.
3 bin yıllık geçmişe sahip Roma, Bizans, Ceneviz şehri Amasra&8217;da her yerden bir tarihi eser çıkması son derece normal.
Geçmişte şehir kurulurken yer seçimi ne yazık ki yanlış yapılmış.
İnsanların deniz kenarına yakın olma isteği ilçede tarihin üzerinin örtülmesine sebep olmuş.
Amasra&8217;da tarihi eserler binaların altında duruyor.
Bir başka deyişle Amasralılar tarihi eserlerin üzerinde oturuyor.
İlçede bugüne kadar hiç devlet eliyle geniş kapsamlı bir resmi kazı yapılmamış.
O nedenle inşaatların temellerinden, fosseptiklerden ve yol çalışmalarından tarihi eserler çıkıyor.
Kısa bir süre önce üzerine inşaat yapılmak istenen bir arazide 41 adet bronz sikke ve mozaikler bulunmuştu.
Yol çalışmaları sırasında çıkan eserlerde olduğu gibi bunu da ilk önce Pusula duyurdu.
Sikke ve mozaiklerle ilgili haberimizden sonra arsa sahibi bayan gazetemize telefon açmış, verdiğimiz haberin doğru olmadığını iddia etmişti.
Haberin doğru olduğunu Bartın&8217;ın bağlı olduğu Karabük Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Bölge Kurulu teyit etti.
Kurul bu arazinin birinci derecede tescil edilerek koruma altına alınmasına karar verdi.
Bu bayan keşke kurulun teyidi sonrası da bizi arasaydı ve özür dileseydi.
Ne yazık ki böyle bir kültürü-geleneği olmayan bir toplum konumundayız.
Mozaikler ve sikkelerin yanı sıra eski Amasra yolunda başlatılan ıslah çalışmaları sırasında çıkan lahit kapağı, mezar taşları ve ortası oyuk taş eserle ilgili haberleri veren ilk gazete olarak mezar kalıntısıyla ilgili haberi de ilk önce Pusula okurları okudu.
Bu konunun sadece haberlerini değil yorumunu yapmak da yine önce bize nasip oldu.
Bartın geçmişte tarihi evlerini değerlendirebilseydi bu konuda Safranbolu&8217;dan, Beypazarı&8217;ndan farkı olmazdı. Zararın neresinden dönersek kârdır.
Geçmişte 200&8217;den fazla tescilli tarihi yapı vardı.
Bakarsan bağ, bakmazsan dağ olur derler. Tarihi binalarımız da bakımsızlıktan ve ilgisizlikten birer-birer yok oluyor.
Yıkılan ve yanan binalarımız var. Tarihi yapılarımız her geçen yıl birkaç tane daha azalıyor.
Yine de treni kaçırmış sayılmayız. Tarihi binalarımızı, bu saatten sonra da koruyup kollayabiliriz.
Eğer bunu yapabilirsek Safranbolu ve Beypazarı gibi turist çeker, turizmimizi çeşitlendirmiş oluruz.
En azından kalan tarihi yapıları kurtarmış ve geleceğe taşımış oluruz.
Eğer yerleşim zamanında başka bir yere yapılmış olsaydı ve Amasra&8217;da kazı yapılsaydı, İzmir Efes&8217;ten farkımız olmazdı.
Zengin ülkenin fakir bekçisiyiz diye boşuna dememişiz.
Fahri Trafik Müfettişi Faruk Papila&8217;nın 1077 imza ile ısrarlı girişimleri sonucu başlatılan yol iyileştirme çalışmaları inşallah kazaları azaltacak.
Bu girişimler olmasaydı tarihi eserler de ortaya çıkmayacaktı.
Bir taşla iki kuş vuruluyor. Amasra hem yol hem de tarihi eser kazanıyor.
Papila&8217;ya bu işe vesile olduğu için teşekkür etmek lazım.
Hüseyin Sarıcaoğlu, Barınak ve Zılgıt Gazetesi
Hüseyin amca 80 yaşında bir Kore Gazisi.
Kore Gazisi olmasının yanı sıra bir özelliği daha var, bilenler bilir kendisi aynı zamanda çok iyi bir hayvan severdir.
Bu konuda bu havalide kimsenin eline su dökebileceğini sanmıyorum.
Gazi maaşının ve emekli memur maaşının yarısını sokak köpeklerine ve kedilere yedirir.
Hayvanları insanlardan daha çok seviyor.
Onların vefalı ve iyilik bilir olduğunu söylüyor.
Hüseyin amcayı 1995 senesinden beri tanırım.
Muhabirlik yaptığım yıllardı ve ilk haberini o yıl yapmıştım.
Hendekyanı mevkiindeki eski SSK Hastanesinin karşısındaki iki katlı ahşap evini köpeklere tahsis etmişti.
Evin bahçesinde onları doyururken resimlerini çekmiştim.
&8220;Bu ne sevgi ah&8221; başlığıyla bir haber yaptığımı hatırlıyorum.
Evde 20 tane köpek vardı, seslendiği zaman bahçesinde de bir o kadar kedi toplanırdı.
Bu durum mahalle sakinlerinin hoşuna gitmiyordu.
Şikayetler artınca belediye polisle birlikte eve operasyon düzenledi.
Köpekler uyuşturucu iğne atan tüfeklerle zorla elinden alındı.
Hüseyin amcanın hayvan sevgisi ıstıraba dönüşmüş, Bartınlı şair merhum Hasan Bayri&8217;nin şiirinden şarkıya dönüştürülen ve ilk kez Abdullah Yüce tarafından seslendirilen meşhur şarkının sözleri tamamlanmış oluyordu: Bu ne sevgi ah, bu ne ıstırap. Zavallı kalbim ne kadar harap.
Hüseyin amca bu olaya çok içerledi, köpeklerinin elinden alınmasını hazmedemedi, kızdı, kırıldı, küstü Bartın&8217;ı terk etti. Yaklaşık bir yıl Ankara&8217;da kaldı.
Meydan muharebesini andıran operasyonda köpeklerinin neredeyse yarısı telef olmuştu.
Kalan köpeklerini yanına alıp gitti. Onlara Ankara&8217;da barınağa yerleştirdi.
Hüseyin amca Ankara&8217;da en fazla bir yıl durabildi, sonra Alanya&8217;ya gitti.
Tabi yine köpekleriyle birlikte. Alanya macerası da yaklaşık iki yıl sürdü.
Hüseyin amca kalan üç köpeği ile birlikte geri döndü. Bir süredir Bartın&8217;da ama yine gitmek istiyor. Köpeklerinden birini daha kaybetti, daha da üzüldü.
80 yıllık memleketi, doğup büyüdüğü yer olmasına rağmen Bartın&8217;dan fazla hoşlanmıyor, buradaki çarpıklıklar onu üzüyor.
Hüseyin amca haksızlıklara hiç gelemez, doğrucu Davut&8217;tur.
Gördüğü yanlışlıklar, karşılaştığı çarpıklıklar, eşitsizlikler, adaletsizlikler, düzensizlikler onu rahatsız ediyor, isyan ettiriyor.
İkimizi aynı noktada buluşturan da bu olsa gerek.
Ben de hiç haksızlığa, yanlışlığa, çarpıklığa gelemem.
Anlayacağınız aynı kumaşın beziyiz.
Kafayı &8220;Var mısın, yok musun&8221; yarışmasına taktı.
Büyük ödülü 500 bin TL olan yarışmaya geçen yıl da başvurmuş ama yarışmacı olamamıştı.
Bir kere daha başvurdu. Yarışmacı olursa kazanacağı parayla Bartın&8217;a Avrupai bir şekilde muazzam bir barınak yaptıracak.
Bu barınak Bartın&8217;daki bütün sokak köpekleri için bakımlarının da yapıldığı sıcak bir yuva olacak. Dolayısıyla kentin önemli bir sorunu çözülmüş olacak.
Bartın&8217;dan gitmek istemesinin nedenlerinden biri de burada başıboş hayvanların bakımının ve beslenmesinin yeterince yapılamaması.
Acun Ilıcalı davet eder de yarışmacı olursa kazanacağı parayla Bartın&8217;a barınak kurmakla kalmayacak bir de gazete açacak.
Hüseyin amcanın hayalinde &8220;Zılgıt&8221; isminde bir gazete var.
Zılgıt adından da anlaşılacağı üzere çok sert bir gazete olacak.
Hüseyin amca basının bazı çekinceler ve ekonomik kaygılardan dolayı her şeyi yazamadığını, bazı şeyleri görmezden, duymazdan, bilmezden geldiğini düşünüyor.
Zılgıt&8217;ın her şeyi yazacağını, kimseden korkmayacağını söylüyor.
Hüseyin amcanın hayatı roman gibi.
Davet edilirse &8220;Var mısın yok musun&8217;un en renkli yarışmacısı olur.
Umarız her şey dilediği gibi olur.