Camdan şöyle dışarı bakıp akşam saatlerinin tadını çıkarmaya pek zaman olmuyor.
Günün o en güzel saatlerinde kafamızı gömdüğümüz bilgisayardan kalktığımızda gün çoktan kararmış, insanlar çekilmiş oluyor.
Bu gazeteciliğin en zor yanı bu.
Dostlar, arkadaşların volta saatinde, bizler hummalı bir kavganın içindeyiz.
Dün böyle bir zamanda nefes almak için camdan bakınayım dedim.
O da ne?
Havayı aldım!
[*][*][*]
Devlet Hastanesi´nde yangın var!
Yahu dün de yok muydu o yangın?
Her gün mü yanıyor be birader bu hastane?
Birkaç gündür yolda veya telefonla söyleyenler olmuştu.
Ancak fotoğraf yoktu.
Nefes alayım derken başladım makineyle bacadan kömür partiküllerini izlemeye.
Bahçelievler mahallesindeki evlerin üzerinden kente doğru inen dumanlar liman üzerinde büyük bir kütle oluşturdu.
Her şey apaçık!
Bu benim gördüğümü başka kimler görüyordur acaba?
35-40 dakika simsiyah yoğun bir kütle.
[*][*][*]
Lafa gelince gazeteci yazsın!
Sen ne ayaksın be ağabeycim?
Arasana Çevre Müdürlüğü´nü.
Olmadı 112´yi ara.
Ara boş ver olmaz bir şey!
En fazla verirsin numaranı, seni geri ararlar.
Hiç mi izlemiyorsun 112´ye dadanan sapıkların neler için aradıklarını.
Senin şimdi bu hakkın var.
Mazeretin var.
Çünkü o bacanın bulunduğu yer 112´nin de bulunduğu bina.
Ara söylen!
Ama ağzını bozma.
[*][*][*]
De ki: "Arkadaş, o bacanızın hali nedir?"
Orası bir sağlık kuruluşu.
Gebzeli Osman´ın termik santrali değil.
Alınan binlerce fazla tıbbi malzemeyi kullanmadan imha eden bir sağlık kuruluşu(!)
Bu kadar fazla ve gereksiz tıbbi malzeme alıp sonra kullanmadan imha ettirme becerisine sahip olan bir hastane neden yaptıramamış bacasını?
Yoksa yaptırdılar da kaçak kömür mü kullanıyorlar?
Sen vatandaş değil misin?
Bu kentte nefes almıyor musun?
Homurdanıp duracağına arasana, ne bekliyorsun!
Bahçelievler mahallesinde yeni astığı çamaşırlara kurum yağan sevgili ablam.
Komşuyla dırdır edeceğine neden arayıp hesap sormuyorsun.
"Aaaaa bu nasıl iştir?" diyip camları kapatıp kahve yapacağınıza, neden aramıyorsun bir yerleri?
Hiç bilmiyorsan ara 112´yi.
[*][*][*]
Ya sen sevgili öğrenci kardeşim.
Kim senin öğretmenin?
Manitana o kadar mesaj atacağına, kafanı kaldırıp bir mesaj da İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan´a atsana!
Müdür beyin makamı da tam oraya bakmıyor mu?
Gerçi sen bunları nereden bileceksin?
O zaman okula gittiğinde öğretmenine anlat bunları.
Bir şeyler yapmasını iste.
Muhtemel bir sendika üyesidir, belki ilgilenme ihtiyacı hisseder.
Gerçi bu dumanın ideolojisi olmayınca minnet eden de olmaz ki!
[*][*][*]
İl Sağlık Müdürü Murat İlikhan.
Çalışma odasının tam karşısındaki bu dumanları merak etmiyor musun?
Oraya OSB kuruldu da bizim mi haberimi yok!
Kömürle mi çalışıyor bu fabrika?
Yoksa müdür bey de mi bilmiyor 112´nin telefonunu?
Numara zaten üzerinde.
Kim o hastanenin sorumlusu?
Olmadı biz Tuncay Bey´i arayalım?
Onu arasak o bile bir çözüm bulur bu işe.
[*][*][*]
ÇATES´in bacasına takan çevreciler.
Ya size ne oldu?
Siz her gün devam eden bu yangını görmüyor musunuz?
Ne olmuş orada merak etmiyor musunuz?
Sizi de mi küstürdüler?
Siz de kanıksadınız her şeyi?
Zonguldak bu işte&[#]8230;
[*][*][*]
Gazeteci görecek, gazeteci yazacak, sorun çözülecek.
Sen niye varsın o zaman?
Bir dünya lüzumsuz işe, kendi zevk ve sefana zaman ayırmayı biliyorsun da bu bacadan çıkanları neden görmüyorsun?
Hadi bırakalım 112´yi.
Kimsenin sağlığına engel olmayalım.
İşte size hastane numarası:
257 67 00 - 257 67 15
Vatandaş değil misiniz?
Arayın, bir sorun bakalım.
Ne olmuş filtrelerine?