Olay geçtiğimiz hafta bir hemşehri derneklerinin kır şenliğinde yaşandı.
Bu şenliğin birkaç gün öncesinde Ak Parti Milletvekili Adayı Özcan Ulupınar&8217;ın Bağımsız Milletvekili Adayı Ali Uzun&8217;a yönelik sözleri tartışma yaratmıştı.
Her iki isim şenlikte yan yana gelince samimi bir tablo olacağı sanılmıştı.
Ancak yaşananlar herkesi şaşırttı.
Ali Uzun ile Özcan Ulupıner konuşurken konu Ulupınar&8217;ın açıklamalarına geldi.
Uzun, oldukça sakin ses tonu ile bunlara gerek olmadığını söylemeye çalışırken Ulupınar&8217;ın agresif ve yüksek sesle Uzun&8217;u bastırmaya çalışması tansiyonu yükseltti.
Ali Uzun, sabırlı davranan taraf oldu.
O sabırlı davrandıkça Ulupınar sesini yükseltti.
Uzun&8217;a; &8220;Sen Mehmet Haberal ile tünelden beraber çıkıp Ankara&8217;ya gideriz diyorsun&8221; şeklinde çıkışan Ulupınar&8217;ın sözleri gerilimi daha da tırmandırdı.
Ulupınar ise Ali Uzun&8217;un; &8220;Özcan bunlara gerek yok. Ben senin babanla siyaset yaptım&8221; sözleri üzerine daha da gerildi.
Özcan&8217;ın ekibinden bir kişi Gökhan Uzun&8217;a dirsek atarken ortalık bir anda gerildi.
Arada sağdan soldan homurdanmalar, küfürleşmeler oldu.
Zonguldak&8217;ın biri deneyimli, diğeri deneyimsiz görünen iki siyasetçisi arasında yaşanan bu akıl almaz olay tanık olanlar şaşkındı.
Liderlerin ülkeyi bu kadar gerdiği yerde bu tartışmalar normal gelebilir.
Ama normal değil.
Kimse de bunları normalleştirmeye çalışmasın.
Anlaşılan o ki Özcan Ulupınar&8217;da; &8216;Ya seçilemezsem sendromu&8217; yaşanıyor.
Hayatta Milletvekilliğinden de önemli işler var.
Ulupınar, kimin gazına geliyor bilmiyorum ama şunu bilmeli ki sorumlu olduğu tek kişi kendisi değil.
Sorumlu olduğu bir camia var.
Bu sorumluluğu taşıyamazsa hem kendisini, hem camiasını hedef yapar, zarar verir.
Başbakan ve Kılıçdaroğlu halka saygıda sınıfta kaldı
Günlerdir yüksek gerilim yaşanıyor.
Liderler arasında karşılıklı küfürler, hakaretler, aşağılamalar artarak devam ediyor.
Yaygın medya bunlara çanak tutuyor.
Gazetecilerin büyük bölümü Başbakan&8217;a soru soramıyor.
Kılıçdaroğlu ve Devlet Bahçeli söz konusu olduğunda gazetecilikleri akla geliyor.
Gerilim politikasının ülkeyi sürükleyeceği yer belli.
Seçimden sonra hiçbir şey olmamış gibi davranacaklar.
Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli siyasi polemiklerde altta kalmamak adına yaptıkları söylemlerle halka saygı da sınıfta kaldılar.
&8220;Kuzguna yavrusu şahin görünür&8221; mantığı ile seçmene lideri aslan görünüyor.
Yok böyle bir şey.
İnsani değerleri partizanlık duygusunun altında ezenler, liderlerinin karşı lidere ve partililere ağza alınmayacak sözlerine sessiz kalanların ve aynı gaza gelenlerin o liderlerden ne farkı var?
Aklı olan liderlere benzemesin.
Türkiye ne böyle bir siyasi üslubu, ne bu hakaretleri hak etmiyor.
&8220;Ediyor&8221; diyorsanız gaza gelmeye devam edin.
Siyasette yeni trend ayrıştırma politikaları.
Kutuplaştırma ve ötekileştirmeye prim verenlerin liderlerden ne farkı var?
Sözleşmeli taviz!
Geçmiş hükümetlerin seçim öncesi yaptığı popülist uygulamaları hep eleştirdi.
Bu duruşuyla seçim öncesi popülist uygulamalar yapmadan da iktidar olunabileceğini gösterdi.
Ama önceki gün kamuda çalışan sözleşmeli çalışanlara kadro çıktı.
Yani 205 bin kişi.
Onlar adına çok sevindirici bir gelişme.
Bu saatten sonra bu 205 bin kişi arasında kadrolu olduğu için görüş değiştirecek kişi sayısı tartışılır.
Ancak hükümetin popülist politikalara dönmek zorunda kalması taviz anlamına geliyor.
Metin Demir yeni başkan
Yaman Ayözger dönem başkanlığını Metin Demir&8217;e bırakırken neler yaptıklarını anlattı.
&8216;Toplum Liderleri Geliyor&8217; Projesi en öne çıkandı.
Ardından Metin Demir dönem başkanlığını devraldı.
Hedeflerini anlattı.
Zonguldak&8217;taki STK&8217;ların çok büyük bölümünün sınıfta kaldığı günümüzde herkese örnek olacak çalışmalar ihtiyaç var.
Metin Demir&8217;in sosyal projeler konusunda iyi bir performans göstereceğine inananlardanım.
Medyanın içinde olması gazetecilerle kurduğu güzel diyalog yapacağı çalışmalara ilginin daha fazla olmasına katkı sağlayacaktı.
TTK neden batak!
Ancak ne kurum, ne de Zonguldak olarak bu kurumun kamburluğunu düzeltmek için samimi değiliz. TTK&8217;nın neden batık durumda olduğunu anlamanın yolu kolay.
Bir sabah Karadon ve Gelik&8217;e gidin.
Tertip alan ama ocağa inmeyen işçilerle konuşun.
Onlar size bu kurumun neden hantal olduğunu, çalışanların neden işe gitmeden maaş aldığını anlatsın.
Yaşananlara tanıklık edince; &8220;Satıp kurtulmak daha iyi&8221; diyeceğimize bahse girerim.