Geçtiğimiz günlerde,
Güzel bir söz duydum.
‘Allah benimle ne kast etmiş olabilir?’ diye.
Ben de,
Bazen çok sorardım bunu kendime.
Bazen mesleğe kızardım.
Bazen başka şeylere.
Sanat, kültür, yazın hayatı…
Bunlara hep ilgim,
Ve yeteneğim vardı.
Bir kasabada çok para etmeyecek işler.
Ama işte,
Kader planı böyle işledi.
‘Allah benimle ne kast etmiş olabilir?’ sorusuna,
Hep böyle cevap verdim.
Bu soruyu,
Herkes kendince sorabilir.
Mesela Ali Rıza Tığ,
Bu meslekte sıkıntı çekmedi mi?
Sorun yaşamadı mı?
Demek ki,
Bu soruyu,
Zamanında kendine sormuş.
Allah’ın,
Onu yaratmasındaki kastı anlamış.
Bunu farklı meslek gruplarında da,
Görebiliriz.
Mesela,
Tahsin Erdem kendisine bunu hiç sormuş mudur?
Sorduysa,
Acaba cevabı nedir?
‘Allah beni belediye başkanı olsun diye yaratmış’ gibi,
Bir cevap verebilir mi?
Şehr-ül Emin,
Dinimiz nezdinde çok,
Gerçekten ahiret yakabilecek bir şey.
‘Allah çocuklarımı belediye ve parti işlerine karışsınlar diye başkanlığı nasip etti’ diyebilirse,
Bence doğru cevap verecek.
Muammer Avcı,
“Allah benimle ne kast etmiş olabilir?” diye düşünmüş müdür?
Düşündüyse ne cevap vermiştir?
‘Babam sayesinde milletvekili oldum’ derse,
Doğru cevabı vermiş olacak.
Yukarıdaki iki ismin kesişim kümesinde olan,
Akın Kavi,
Bu soruyu kendisine sormuş mudur?
Gerçekten,
Allah Akın Kavi ile ne kast etmiş olabilir?
Tefecilerle kavga,
Ozan Varol’dan dayak,
Batık bir otobüs şirketi,
Belediyeye olan borç,
Tek başına kaldığı Elmas TV!
Bence,
Akın Kavi,
Yüce Allah’ın kastını hala anlamadı.
Belki de anladı ama,
Yanlış anladı.
Görmek isteyene apaçık mesajlar var!
* * * * * * * * * *
Son dönemde,
Birçok dostumla,
Yüz yüze,
Veya,
Telefon görüşmesinde,
‘Dikkat et Batuhan’ uyarıları alıyorum.
Bilmiyorum,
Kulaklarına bir şey mi geliyor?
Veya ben duyayım diye,
Bir şey mi fısıldanıyor?
Bunlardan emin değilim.
Belki de,
Sadece sert yazıyorum diyedir.
Ama geçen de dedim.
Herkes beni sevmek zorunda değil.
Ama sevmeyende okumak zorunda.
Ben de ona göre hazırlanıyorum.
Beni sevmeyen de okumak zorunda olsun diye,
Ona göre kalem sallıyorum.
Bu ara,
Uyarılar arttı.
Ama benim açımdan,
Bir şeyin değişeceğini düşünmüyorum.
* * * * * * * *
Cuma günü,
Yazdığım köşe yazımın altına,
Samimi bulduğum bir yorum geldi.
Yorum şu şekilde, “Batuhan bey mrb. Kdz. Ereğli köylerinde yaşayanlar olarak lütfen sesimizi ilgili makamlara duyurun rica ediyoruz. Ereğli köylüsü olarak artık ezan dinlemekten isyan eder noktasına geldik! Hiç insan ezan dinlerken isyan eder mi demeyin, ediyor. Şöyle ki; bir çok köyde imam camiye uğramıyor, ezanı merkezi sistem yani telsiz ile merkezden okuyorlar. Ezan okunurken çıkan parazit sesi sinir sistemimizi bozuyor. Bir çok köy imamı da sistemi Akçakoca'ya bağlamış ve akşama kadar minarelerde Akçakoca cenaze ilanlarını dinlemekten bıktık usandık. Vaazlar minarelerden Avaz avaz veriliyor, bu sırada parazit sesi sirleti alt üst ediyor. Lütfen il müftüsü bir önlem alsın. Merkezi sistem yasaklansın. İmamlar görevini yapsın. Ezanları imamlar okusun zevkle dinleyelim. Rica ediyoruz sesimize kulak verin.”
Yorumu yapan vatandaş,
Keşke köyünü falan tam belirtseydi.
Zonguldak Müftüsü İbrahim Halil Demir’i aradım.
Konuyu ilettik.
‘Bazı köylerde imam olmadığı için vatandaş ezansız kalmasın diye bazı yerlerde merkezi sistem kullanıyoruz’ dedi.
Şikayeti ilettik.
İkinci dönüşü yaparak,
Gereken talimatı verdiklerini söyledi.
Şikayeti olan,
İsimsiz vatandaşa buradan duyurmuş olalım.
Şikayet yerine ulaştı.