Aslında AK Partideki yarış, kimin İl Başkanı olacağı değil, hangi işadamının kente hükmedeceğinin yarışıdır. Çünkü AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan, üç dönem kuralı nedeniyle aday olmayacak.
AK Parti İl
Başkanı Hamdi Uçar da, il kongresinde aday olmayacak.
Kentte müthiş
bir hareket var. Özellikle iş dünyasında
Hesaplar, Hamdi
Uçarın milletvekili adayı olamaması üzerine kuruluyor.
Hamdi Uçarın
milletvekili adayı olamaması için kim İl Başkanı olacaksa, o desteklenecek.
Zaten eski İl
Başkanı Celil Uzunun, Ali Bektaş
olmasında kim olursa olsun şeklindeki yaklaşımının nedeni de bu değil mi?
Kentte yönetilmesi
en zor adam Ali Bektaş.
Bektaş dışındaki
isimlerden kimini akrabalık ilişkisiyle, kimini de ticaret ilişkisiyle
kafalayabilirsiniz.
Buraya kadar tüm
taşlar yerine oturuyor. Peki, bu hesabı yapan kim?
Bu sorunun
cevabını bulmak için biraz geçmişe gitmeniz gerekiyor.
Hamdi Uçarın İl
Başkanlığına, Ali Bektaşın Zonguldak Belediye Başkan Adaylığına karşı çıkan
kimse, bu senaryoyu yazan da, oynatan da o
Bu senaryonun
asıl amacı, kimin İl Başkanı olup-olmayacağından çok, Hamdi Uçarın
milletvekili adayı olup-olmayacağıdır.
Bana göre, Celil
Uzun, İl Başkanı olamayacağını bildiği için Ali Bektaşın önünü kesiyor. Yönetemiyorsan, yönettirme taktiğini
uyguluyor.
Diğer adayların
bu operasyonu gördüğünü, bildiğini, ancak işlerine geldiği için sessiz
kaldıklarını biliyorum.
Bakalım, Ankara
bu operasyonu nasıl yönetecek?
Adaletli davran Akdemir
Vatandaş arıyor:
Belediye sabah 09.00da gelip suyumu
kesmiş.
Adamın 600 lira
borcu var. Ödeyince açmışlar. Ben de, Altı
aydır niye su paranı ödemedin? diye adama çıkıştım.
Amma velakin bu
şehirde, şu caddede adamım diye
gezip, binlerce lira su borcu olan adamların suyu neden kesilmiyor?
Hatta suyunu
kesmeye gelenlere posta koyup, gelip başkanın makamında caka satanlar ne
olacak?
Zonguldak
Belediye Başkanı Muharrem Akdemir;
Haktan,
hukuktan, adaletten söz ediyorsun.
Garibanı
eziyorsun. Zenginin sırtını sıvazlıyorsun.
Su borcu
binlerle ifade edilen kişilere bir el at bakalım.
Su borcu, kira
borcu
İstersen sahilden başla
Yoksa bu gariban
halk, sana hakkını helal etmez, bilesin
Günün Fıkrası: Satıcı
Delikanlı, küçük
kasabasından çıkıp şehrin en büyük marketinde işe başvurur.
Burada her şey,
ama her şey satılmaktadır.
Patron sorar: Daha önce hiç satıcılık yaptın mı?
Delikanlı: Evet, kasabadaki tek markette
çalışmıştım.
Patronun gözü
çocuğu tutar: İyi, yarın başlıyorsun.
Ertesi gün akşam
olur ve patron delikanlıyı karşısına alır: Evet,
bugün kaç satış yaptın?
Delikanlı, Bir! der.
Patron: Ne! Bir mi? Diğerleri 20-30 satış yaptılar.
Nasıl bir tane olur? Kaç Dolar tuttu peki?
Delikanlı: 320 bin 334 Dolar tuttu.
Patron şaşırır: Nasıl becerdin bunu?
Delikanlı: Adama başta küçük boy bir olta, sonra orta
boy ve sonra da büyük boy bir olta sattım. Adama nerede balık tutacağını
sordum. Kıyıda deyince bir tekneye ihtiyacı olduğunu söyledim. Tekne bölümüne
indik ve çift motorlu, yelkenli, lüks bir yat sattım. Vosvosuyla bunu
çekemeyeceğini söyleyince, son model 4x4 bir cip de sattım.
Patron şoka
girmiştir: Ne diyorsun, bütün bunları
bir küçük olta almaya gelen bir adama mı sattın?
Genç satıcı
cevap verir: Yoo, aslında karısı için
kanatlı ped almaya gelmişti... Ben de ona şöyle dedim: Hafta sonun mahvolmuş,
sen en iyisi balığa git."