Siyasi kulisler cadı kazanı gibi. Kaynadıkça altına daha çok odun atılıyor.
Kiminle
karşılaşsak, AK Partinin listesi nasıl
olur? diye soruyor.
Sanki AK
Partinin listesi çarpım tablosuna göre yapılıyor.
Liderin iki
dudağı arasındaki bir iş bu
30 aday adayı
arasından beş kişi belirlenecek.
Zaten aday
adaylığı başvurusu yapan 10 ismin ne partiyle bir ilgisi var, ne davayla
Onlar ilk turda
elendiler. Şimdi sıra geldi bu sayıyı 15e indirmeye
Bize göre bu
sayı aslında 6-7 kişiye düşüyor. Sonra ince eleme, sık dokuma işi başlayacak.
Hatta başladı bile
Önce liderin
istediği bir isim girecek listeye
Sonra teşkilatın
destekleyeceği bir isim. Sonra yöresel denge ayarı çekilecek.
İki isim de arka
sıraya monte edilecek. Oldu size bir liste
Herkes gönlünden
geçen isimleri yazıyor listeye...
Onun için
bekleyin siz Nisan ayının 7sini
Aslında deli derler
Milletvekili
aday adaylarını izliyorsunuz değil mi?
Ben de sizin
gibi ilgiyle izliyorum.
Hani kendi
kendinize reklam panosuna resminizi astırsanız ne derler size?
Elbette, Delinin zoruna bak diyeceklerdir.
Ama yakanıza bir
rozet takıp, bir partiden aday olduğunuzda her türlü delilik serbest...
Üstelik bir etiket
de kazanıyorsunuz: Filanca partinin aday adayı
Artık aday
olmasanız bile seçimden sonra da havanız devam ediyor.
Eğer
bürokratsanız, bir üst görev için aşındırıyorsunuz bu kez partinin kapısını
Sanki sizi parti
istifa ettirmiş de zorla aday adayı yapmış gibi.
Bir üst görevle,
üç aylık dönemde harcadığınız parayı da geri almış oluyorsunuz.
İşin havası da
cebinizde kalıyor!
Kıssadan Hisse: Japonların yöntemi!
Çoğu zaman
rahatlık alanından çıkıp, baş edebileceği boyutta sorunlarla boğuşmak insanları
dinç, güçlü ve hayatta tutmaktadır. Bunun en güzel örneği Japon balıkçıların
bulduğu yöntemde saklıdır. Japonlar bir ada toplumu olarak taze balığı her
zaman çok sevmişlerdir. Fakat Japonya sahillerinde, bol balık az bulunduğundan,
balıkçılar nüfusu doyurabilmek için daha büyük teknelerle okyanusa açılmaya
başlamışlar. Başlangıçta balık tutmak için uzaklara gidildikçe, geri dönmesi de
daha uzun zaman almaya başlamış. Dönüş bir-iki günden daha fazla uzarsa,
tutulan balıkların da tazeliği kaybolmaktaymış. Japonlar, tazeliği kaybolmuş
balığın farkını anlayıp lezzetini hiç sevmemişler. Bu problemi çözebilmek için
balıkçılar, teknelerine soğuk hava deposu yaptırmışlar. Böylece istedikleri
kadar uzağa gidebilip tuttuklarını da soğuk hava deposunda dondurulmuş olarak
saklayabilmişler. Ancak Japon halkı, bu defa da taze balıkla donmuş balığın
lezzet farkını ayırt etmiş ve bu balıklara çok para ödemek istememişler. Bunun
üzerine, balıkçılar çareyi teknelerine balık akvaryumu yaptırmakta bulmuşlar.
Japon halkı bu defa da canlı olmasına rağmen bu balıkların da lezzetinde bir
farklılık hissetmiş. Hareketsiz, uyuşmuş bir durumda günlerce yol giden
balığın, canlı, diri ve hareketli balığa göre lezzeti çok farklıymış. Sonunda
Japonlar taze ve lezzetli balığı sofralara getirebilecekleri bambaşka bir yol
bulmuşlar: Balıkları yine teknedeki akvaryumlarında tutarken içine küçük bir de
köpekbalığı atmışlar. Böylece balıkların bir kısmı köpekbalığı tarafından
yutulmasına rağmen geride kalanlar son derece taze kalabildiler.
Günün Fıkrası: Aslan ve insan
Bir adam ile bir
aslan, birlikte yolculuk ediyorlarmış. Hangisinin daha cesur ve güçlü olduğu konusunda
tartışmaya başlamışlar. Yolda, bir aslanı boğan bir adam heykeline
rastlamışlar.
"Görüyor musun?" demiş adam,
aslana:
"Bu heykel, insanın daha üstün olduğunun en iyi
kanıtı değil mi?"
"O senin yorumun" diye cevap
vermiş aslan:
"O heykeli bir aslan yapsaydı, aslanın
pençesinde en az yirmi insan olurdu."
Günün Sözü:
Daha önce hiç
sahip olmadığın bir şeye sahip olmak istiyorsan, daha önce hiç yapmadığın bir
şey yapmalısın.
Nossrat
Peseschkian