AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişlerinin tuttuğu raporlar nedeniyle Türkiye Taşkömürü Kurumu’nda bazı ocaklarda üretimin durdurulması üzerine AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Ahmet Çolakoğlu, Saffet Bozkurt ve Muammer Avcı’yı yanına alarak bir basın toplantısı düzenledi.
Mustafa Çağlayan, “Türkiye Taşkömürü Kurumu (TTK) Zonguldak’ın alın teridir, hafızasıdır.
TTK’nın kapatılması ya da özelleştirilmesi söz konusu değildir.” diyerek tartışmalara son noktayı koydu.
TBMM Enerji Komisyonu Üyesi, AK Parti Zonguldak Milletvekili Ahmet Çolakoğlu, “Bilirkişinin yaptığı çalışmalar neticesinde bir karar verilecektir. Biz hayırlı bir sonuç çıkacağına inanıyoruz. Bizler bir vatandaşımızın burnunun kanamasını istemeyiz. Burada bir eksiklik var algısı oluşturuluyor, kesinlikle bir eksiklik yoktur. Şu anda TTK’da üretim durdu, çalışma durdu gibi bir durum mevcut değildir. Bizlerin amacı yargıyı takip etmek, yargı sonucunu beklemek. Önce insan, sonra doğa diyoruz.“ dedi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Muammer Avcı, “TTK konusuna bir de şöyle bakmamız lazım; yıllardır TTK ile ilgili kapatılıyor, özelleştiriliyor söylentileri var. Bu söylentilerden sonra bizlerin neler yaptığımıza bakalım mı? En son 1000+1000; 2 bin kişilik gruplar halinde alımlar yaptık.” dedi.
AK Parti Zonguldak Milletvekili Saffet Bozkurt ise “TTK bizim olmazsa olmazımız. Kesinlikle ve kesinlikle bundan sonraki sürece devam edecek. Üretimi artıracak, işçi kapasitesini artıracak” şeklinde konuştu.
AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, AK Parti Zonguldak Milletvekilleri Ahmet Çolakoğlu, Saffet Bozkurt ve Muammer Avcı, TTK’nın üretim yapmasından yana net bir tavır gösterdiler.
Bundan sonra yapılacak iş, hukuki süreci takip etmek!
Süreci hızlandırmak!
Sonrası daha güvenli bir şekilde, çalışan sayısını ve üretimi artırarak yola devam etmek!

Abdullah Tancan, Muharrem Kiraz ile özel görüştü!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan, TTK’da üretimin durması nedeniyle Zonguldak’a geldi.
TTK Genel Müdürü Muharrem Kiraz ile özel görüştü!
Müessese Müdürlerinden bilgi aldı.
TTK yönetiminin neler yapması gerektiği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu!
Ziyaret kapsamında Bakan Yardımcısı Tancan, Zonguldak Valiliği’ne giderek Valilik Şeref Defteri’ni imzaladı. Zonguldak Milletvekilleri Muammer Avcı, Ahmet Çolakoğlu ve Saffet Bozkurt ile il protokolünün eşliğinde Vali Osman Hacıbektaşoğlu’nun makamında gerçekleşen görüşmede, il genelinde yürütülen ve planlanan çalışmalar hakkında değerlendirmelerde bulunuldu.
Zonguldak zor bir dönemden geçiyor!
Siyaset, bürokrasi el ele verdi!
Sorunları çözecekler.
Zonguldak insanını kimse yok sayamaz!
Zonguldak insanının can güvenliğini hiç kimse riske atamaz!
Her türlü önlem alınacak!
Hukuki yollar kullanılacak!
Zonguldak bu cendereden çıkacak!

Sağcı hekim, solcu hekim, çağdaş hekim!

Zonguldak Tabip Odası’na talip olan Zonguldak Çağdaş Hekim Grubu seçim çalışmalarına başladı!
Zonguldak Tabip Odası yönetimi, hiçbir zaman Türk Tabipler Birliği gibi olmadı!
Her zaman yerli ve milli bir anlayışla hareket etti!
Zonguldak Çağdaş Hekim Grubu ise Türk Tabipler Birliği zihniyetiyle çalışacağını belirterek yola çıktı!
BEUN Tıp Fakültesi Onkoloji Bölümü doktoru Metin Pehlivan
Hocamız Zonguldak’ın onkoloji sorunlarını çözmüş, şimdi hekimlerin sorunlarını çözecek!
Bir de bizim eski KBB’ci Kemal Yurtbay ağabeyimiz var bu işlerin içinde!
Çalışırken hiç girmezdi böyle işlere!
Anlayacağınız hekimleri de bölüyoruz elbirliği ile!
Hani hastanelerde bir sürü sağlık sendikası vardı ya!
Şimdi hekimler de bölünecek diğerleri gibi!
Keşke hekimler iyi hekim/kötü hekim diye bölünseydi!
Sağcı hekim, solcu hekim, çağdaş hekim, liberal hekim!
Dr. Şenol Yavuz hocam bu işleri bilir!
Her zaman devletin, milletin, halkın yanında olur!
Güçlü bir kadro ile gelir, seçimi alır!

Hayırseverlik!

Kamuoyunda bir takım tipler, hayırsever rolüne bürünüyorlar!
Asli işlerini yapmıyor, işlerine gitmiyor, ama hayırsever görünüyorlar!
Yahu, kendine faydası olmayanın, kentine faydası olur mu?
Kadın siyasetçinin biri, almış çocukları önüne giydiriyor!
Çocukların yüzleri görünüyor!
Tamamen bir şov videosu!
Bu kadarına pes doğrusu!
Milyonlarca liralık bağış yapan, ancak bunu hiç duyurmayan birçok kişi tanıyorum!
Ne bir fotoğraf, ne bir paylaşım!
Okul yaptıran, huzurevi yaptıran insanlar bunlar kadar reklam yapmıyor!
Bir de bizim sabit fikirli ağabeyimiz var!
O da bir/iki tablet dağıtıyor, kendini manşet yaptırıyor!
İnsan olan adının önüne koyduğu sıfatlardan utanır!
“Sağ elin verdiğini sol el bilmeyecek” diyoruz!
Ama daha sağ elimize almadan haber veriyoruz!
Verirken haber veriyoruz!
Bir de insanları rencide ediyoruz!
Herkes kendine bir çeki düzen versin!
Devletimiz, kimseyi aç bırakmaz, açıkta bırakmaz!
Sizin gibi şov yapmaz!

Güzellik Merkezi rezaleti

Devrek’te bir Güzellik Merkezi’nde yapılan işlemler çok kötü sonuçlara neden olmuş!
Söz konusu Güzellik Merkezi’nin sahibi bir kadın!
Bir kadın, başka bir kadına bu kötülüğü nasıl yapar!
Kiminin altında yaralar olmuş!
Kiminin dudağı yamulmuş!
Bu utanmaz Güzellik Merkezi sahibi, ağzını yamulttuğu kadına “Zaten eğriydi, bu kadar düzeltebildim” demiş!
Ben size bir şey söyleyeyim!
Yakında bu Güzellik Merkezi sahibi kadını yamulturlar!
Bu kadını eski doktor sevgilisi bile düzeltemez!
Buradan bir kez daha uyaralım!
Hekim nezaretinde yapılması gereken işlemleri Güzellik Merkezlerinde yapmayın!
İnsanların ellerini, yüzlerini yakmayın!
Dudaklarını patlatmayın!
Kalıcı makyaj yapayım derken, insanların yüzlerinde kalıcı hasarlar bırakmayın!
Vatandaşlar korkup açıklama yapamıyorlar!
Ama bilgi, belge, fotoğraflar gelmeye başladı!
Sonra ağlamak, sızlamak nazlanmak yok!

Kıssadan Hisse: Hakiki Derviş

Bir pâdişahın çocuğu hastalandı. Ellerinden geleni yaptıkları halde, bütün hekimler çaresiz kaldı. Padişah ellerini açıp:
"-Ya Rabbi, çocuğum şifâ bulursa, ülkemde yaşayan dervişlere şu kadar akçe sadaka vereceğim." diye adakta bulundu.
Haftalar sonra Padişahın çocuğu iyileşti. O da adağını yerine getirmeye niyet ederek akçeleri keselere koydu.
Vezirini çağırarak:
"-Al, bu keselerin içinde ne kadar akçe varsa, zâhidlere dağıt" dedi.
Vezir, aklı başında kurnaz biri idi. Keseleri aldı, akşama kadar dolaştı. Akşam olunca geldi. Keseyi öptü, pâdişahın önüne bıraktı ve:
"-O kadar aradığım hâlde hiçbir zâhid bulamadım, kimseye bir akçe veremedim." dedi.
Pâdişah:
"-Bu nasıl iş, nasıl söz! " dedi. "Ben biliyorum ki; bu şehirde dört yüz zâhid var!"
Vezir:
"-Ey cihan pâdişahı! Zâhid olan para almıyor, almak isteyen ise, zâhid değildir" dedi.
Pâdişah güldü. Orada bulunanlara dönerek şöyle dedi:
"-Benim, vakitlerini Allâh'a ibâdete hasreden, Dünya'dan el etek çeken bu insanlar hakkında ne kadar muhabbetim varsa, bu yaramazın da o kadar düşmanlık ve inkârı vardır. Bununla beraber o haklıdır. Bir zâhid akçe, lira alırsa; git ondan daha zâhid birisini tedârik eyle."
Derler ki, dervişlerin yolu on esastan ibarettir ki: "Zikir, şükür, hizmet, tâat, başkasını kendisine tercih, kanâat, tevhid, tevekkül, teslim, tahammüldür."
Her kim bu sıfatlara sahipse, kıymetli kaftan giymiş olsa bile derviştir. Fakat boşboğaz, namaz kılmayan, zevk ve hevâsına tâbî olan, türlü nâhoş arzular besleyen, gündüzleri akşama kadar şehvet arkasında koşan, geceleri sabaha kadar gaflet uykusunda geçiren, ortaya ne gelirse yiyen, diline ne gelirse söyleyen kimse, aba giymiş olsa bile derviş değildir. Kaba giysiler içinde ne müminler, aba içinde ne kâfirler vardır.
Ey içi takvâdan uzak, fakat üzerine riyâ elbisesi giyinmiş olan kimse! Sen ki, evinde kuru bir hasır üzerindesin; kapına yedi renkli perde asma!