Bir önceki yazımda sağlık alanında yapılanlara değinmiştim.


Bugünkü yazımda eğitimle devam ediyorum.


Ak Parti iktidarı sağlıkta olduğu gibi eğitimde de önemli yatırımların altına imza attı.


Bartın&[#]8217;da bu yatırımlardan epey nasiplendi.


Bu yatırımların en önemlisi Bartın Üniversitesi&[#]8217;dir.


8,5 yılın bilançosu: Bir üniversite, 22 yeni okul, Fen Lisesi, Denizcilik Lisesi, Anadolu Liseleri, ilköğretim ve anaokulu binaları.


Bir de yeni öğrenci yurtları. Bunlar Bartın için önemli bir kazanım oldu.


Özellikle üniversite 5 bine yaklaşan öğrenci mevcudu birçok alanda olduğu gibi ekonomik alanda da yöreye çok büyük katkılar sağladı.


Biliyorsunuz üniversitemizin 20 bin öğrenci hedefi var.


Bu hedefe ulaşmak Bartın için hayal değil ve siz asıl o zaman düşünün üniversitenin 20 bin öğrencisiyle yöreye her alanda yapacağı katkıyı.


Bartın&[#]8217;da eğitim yatırımları deyince akla ilk gelen isim Köksal Toptan&[#]8217;dır.


Köksal Toptan zamanında yapılan eğitim yatırımlarının üzerine 8,5 yılda önemli ilaveler yapıldı.


1993&[#]8217;de Zonguldak Karaelmas Üniversitesi&[#]8217;ne bağlı olarak açılan Bartın Orman Fakültesi Toptan&[#]8217;ın eseridir.


Bu eserle Bartın Üniversitesinin temeli atıldı.


Eski seçim bölgesinde Orman Fakültesi ile üniversiteye zemin hazırlayan Sayın Toptan gelinen noktada pay sahibi olarak kendisiyle ne kadar gurur duysa azdır.


İki dönem mecliste Bartın&[#]8217;ı temsil eden, Bartın&[#]8217;a her alanda çok önemli hizmetler yapan ve eski seçim bölgesinde birçok kişi tarafından adı özlemle, saygıyla ve sevgiyle anılan TBMM Eski Başkanımız Köksal Toptan&[#]8217;ı da bu vesile ile anmış olalım.


Köksal Toptan&[#]8217;ı anmışken onun Milli Eğitim Bakanlığı döneminde eğitime yaptığı büyük katkıları da hatırlatmadan geçmeyelim.


Bartın o dönemde yapılan yatırımlar sayesinde 8 yıllık kesintisiz eğitime sancısız geçti.


O dönemde yapılan okulların Bartın&[#]8217;ın bugün eğitimde geldiği konumda katkısı var.


Bu dönemde yapılanlara gelecek olursak; AK Parti döneminde eğitim alanında yapılan önemli hizmetlerden biri bedava kitap uygulamasıdır.


Şimdi de önümüzdeki dönemde her okula akıllı tahta ve elektronik kitap diyorlar.


Sağlık gibi eğitim de önemli.


Eğitim hem önemli hem de şart.


Bu alanda yapılanlar olduğu gibi yapılamayanlar da var.


Mesela Bartın&[#]8217;daki bütün taşımalı okullarda öğrencilere sıcak yemek verilmesi, yapılamayan bir hizmet olarak karşımızda duruyor.


Yarının büyükleri, geleceğimizin teminatı öğrencilerimizin sağlıklı koşullarda beslenmeleri lazım.


Bu konu önümüzdeki dönemde gerçekleştirilmeyi bekliyor.


Şimdiden söylemiş olalım.



Ortaya karışık yazılar (III)



Kavak polenlerinin vatandaşlara illallah dedirttiği bir şehirde yaşıyoruz.


Biliyorsunuz her yıl mayıs ayında bu yüzden büyük sıkıntılar oluyordu.


Bu yıl kavak polenleri mayıs ayında ortalıkta pek fazla gözükmedi.


Mayıs ayını polensiz geçirdik, tehlikeyi atlattık diye sevinirken polenler haziran ayı ile birlikte kendisini göstermeye başladı.


Ancak bu yıl geçen yıllardaki gibi yoğun değiller.


Özel mülkiyet içinde kavak ağacı olan bazı yerlerde sorun halen devam ederken ırmak kenarlarındakilerin çoğunun kesilmesi sonucu birçok yerde şikayetler azaldı.


Belediye&[#]8217;nin bu konuda yaptığı çalışmalar etkisini gösteriyor.


Başkanımıza teşekkür ediyoruz.


Tamamen kavak poleninden arınmış, polensiz bir Bartın diliyoruz.


Buradan yine belediye ile alakalı bir başka konuya, su konusuna geçiyoruz.


Yüksek kesimlerdeki binaların üst katlarında son zamanlarda yine sıkıntı var.


Geçen hafta içinde sular önce bulanık aktı sonra kesildi.


Kesinti Pazar akşamı tekrar etti. Su sıkıntısı var da mı böyle oluyor, yoksa arıza mı var?


Yüksek kesimler zaten bu konuda çok bahtsız.


Buralarda oturanlar herhalde başlarına gelecekleri bilselerdi yer seçimini alçak kesimlerde ve alt katlarda yaparlardı.


Yüksek kesimlerde oturanların su sıkıntısına bir çözüm bulunmalı.


Bu arada 3 Haziran ünlü şairimiz Nazım Hikmet&[#]8217;in 48. ölüm yıldönümüydü.


Nazım Hikmet &[#]8220;Memleketimden insan manzaraları&[#]8221; ile ülkemize, milletimize, edebiyatımıza eşsiz bir eser kazandırdı.


Biz de büyük ustayı, ilgiyle takip edilen yazı dizilerimiz &[#]8220;Memleketimden gazetecilik manzaraları&[#]8221; ve &[#]8220;Memleketimden seçim manzaraları&[#]8221; ile selamlıyoruz.



Şap hadisesi



Ocak ayında Akmanlar köyünde görülen şap hastalığı başka köylere de sıçrayarak hızlı bir şekilde yayıldı.


Salgın olan köylerde önlem olarak karantina uygulaması yapıldı ve hayvan pazarları kapatıldı.


Hayvan hareketlerinin önlenmesi, yani pazarların kapatılması çok önemli.


Zaten yasa da bunu emrediyor.


Böyle durumlarda orası pimi çekilmiş bir bomba gibi.


Nitekim Bartın&[#]8217;daki iki pazardan biri olan Akçamescit hayvan pazarı henüz salgın tam olarak önlenmeden açıldığı için olsa gerek yakınındaki Budakdüzü köyünde şap vakasının görülmesine neden oldu.


Budakdüzü adı geçen hayvan pazarına çok yakın. Bu köyde geçen hafta üç günde 15 vaka görülmüş. Vakaların görülmesi pazarın açılmasından sonra olduğu için olayın kaynağı belli.


Şap varken pazar olur mu? Olursa böyle olur işte.


Hayvan pazarlarında çok büyük paralar dönüyor.


Şap yüzünden ocak-nisan ayları arasında kapalı olan pazarların mayıs ayında açılmasının sebebinin de siyasi baskı olduğu söyleniyor.


Malum şu sıralar her şeyin üzerinden oy hesabı yapılıyor.


Bu da bunun sonucu olacak ki tehlike geçmeden pazarlar açılmış.


Hastalık üzerinden oy hesabı yapılmaz. Yapılırsa yanlış olur.


Yetkililerin özellikle sağlıkla ilgili konularda çok daha dikkatli olmaları ve hassas davranmaları gerekir diye düşünüyoruz.



Kendine yazar



Gazeteci kendi çıkarına ve hesabına gelen konularla değil toplumu, milleti, yöreyi, ülkeyi ve kamuyu ilgilendiren konularla ilgilenmeli.


Biz bu işi böyle öğrendik, böyle yapmaya çalışıyoruz


Ara sıra özel meselelere giriyoruz ama bu da mecburiyetten.


Taş atanlara gül atmak isterdik ama anlamazlar ki?


Arada bir özel meselelere giriyoruz dediysek toplumu ilgilendiren konukları da ihmal etmiyoruz.


Her yazımda bu konulardan mutlaka bir şeyler bulunur.


Keşke herkes bizim gibi gazetecilik kurallarına uysa, toplumu, yöresini, ülkesini düşünse.


Öyleleri var ki bunlar kendine yazar.


Gazeteleri takip edenler bilir kim toplumsal konularda daha çok yazı yazıyor, kim şahsi çıkar hesabıyla hareket ediyor.


Hele biri var ki kendine yazar tanımı ona tam uyuyor. Bunun 100 tane yazısı varsa (o kadar yoktur ya hadi farz edelim oldu&[#]8221; 60&[#]8217;ı 70&[#]8217;i şahsi meseledir.


Son zamanlarda yine kendisine yontuyor.


Nalıncı keserinden hiç farkı yok.


Dedik ya kendine yazar.


Yazı günü de neymiş. Canım ne zaman isterse o zaman yazarım, keyfimin kahyası mısınız diyen birinden başka ne beklenir ki?