Zonguldak için Kozlu ve Kilimlinin ilçe olması önemli.
Ama tek başına yeterli değil.
Bu işin mimarlarından biri olan AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptanın teşvik ve Filyos Vadi Projesiyle ilgili de son vuruşu yapması gerekiyor.
Zonguldakın gelişip büyümesi, yeni iş alanlarının açılmasının tek yolu Filyos Vadi Projesidir.
Mithatpaşa Tüneli, Kilimli Sahil Yolu ihaleleri yapıldı.
Kilimli-Filyos arası da yapıldığında, Vadi ile Zonguldak Merkez İlçe arası en fazla 15 dakika olacak.
Zonguldakın Filyostan başka büyüyebileceği alan yok.
Siyasetin duayeni Sayın Köksal Toptan, finali Filyos Vadisi ile yapmalı.
Herkes bunu bekliyor.
Kıssadan Hisse: Parmaklarım ne zaman çıkacak?
Adam, yeni kamyonuna bakmak için evinden çıktığında, üç yasındaki oğlunun gayet mutlu bir biçimde elindeki çekiçle kamyonunun kaportasını mahvettiğini görmüş. Hemen oğlunun yanına koşmuş ve çocuğun eline çekiçle vurmaya başlamış. Biraz sakinleşince, oğlunu hemen hastaneye götürmüş. Doktor, çocuğun kırılan kemiklerini kurtarmaya çalıştıysa da, elinden bir şey gelmemiş ve çocuğun iki elinin parmaklarını kesmek zorunda kalmış.
Çocuk, ameliyattan çıkıp gözlerini açtığında, bandajlı ellerini fark etmiş ve gayet masum bir ifadeyle, Babacığım, kamyonuna zarar verdiğim için çok üzgünüm demiş ve sonra babasına şu soruyu sormuş:
Parmaklarım ne zaman
yeniden çıkacak?
Birisi masaya süt döktüğünde ya da bir bebeğin ağladığını işittiğinizde
bu öyküyü hatırlayın. Çok sevdiğiniz birine karşı sabrınızı yitirdiğinizi anladığınızda,
önce biraz düşünün. Kamyonlar onarılabilir, ama kırılan kemikler ve incinen
duygular hiçbir zaman onarılamaz; genellikle kişiyle performansı arasındaki farkı
göremeyiz. İnsan hata yapar. Hepimiz hata yaparız. Fakat öfkeyle ve düşünmeden yapılan
şeyler, insani sonsuza kadar rahatsız eder. Harekete geçmeden önce durun ve düşünün.
Sabırlı olun. Anlayış gösterin ve sevin.
Günün Fıkrası: Siz var ya!
Bir uçakta pilot aniden hostesleri
çağırmış ve demiş ki:
Uçak düşmek üzere
Tüm yolculara atlamalarını söyleyin. Şu
anda deniz üzerindeyiz ve denize çok yakın uçuyorum, atlarlarsa, kurtulma
şansları var, ama atlamazlarsa, herkes ölecek!!!
Tabii, böyle bir şeyi insanlara
yaptırmak çok zor
Hosteslerden en akıllısı düşünmüş
taşınmış, Herkese uygun bir dille
anlatılırsa, uçaktan atlamaları sağlanır diye karar vermiş ve ilk olarak
Amerikalı kafilenin yanına gitmiş: Sayın
yolcularımız; üzerinde bulunduğumuz alan Japonların araştırma laboratuvarlarıyla
kaplı. Eğer oraya ulaşırsanız, tüm Japon teknolojisi sırlarını kaparsınız!
Bütün Amerikalılar koşarak çıkışa
gitmişler ve atlamışlar;
Sonra hostes İngilizlere yönelmiş:
Sayın yolcularımız; şu anda dünyanın en geniş ve verimli
sömürgeleri üzerindeyiz; eğer hemen el koyarsanız, sonsuza dek sizin olurlar!
Bütün İngilizler hevesle
atlamışlar. Sıra Fransızlara gelmiş. Hostes:
Bayanlar-baylar; affedersiniz, rahatsız ediyorum; fakat rica
etsem uçaktan atlar mısınız? Şimdiden teşekkür ederim demiş.
Fransızlar, Tabii, mersi! deyip sırayla atlamışlar! Hostes, bu kez Almanlara
yönelmiş, Atlayın aşağı çabuk!
diye bağırmış. Alman kafile, Heil!
diyerek atlamış.
Veee sıra gelmiş Türklereee.
Hostes yandan yandan gülümseyerek ve koltuğa
hafif dayanarak şöyle demiş:
"Siz var ya... Buradan hayatta atlayamazsınız..."
Günün Sözü:
Dünya herkese yetecek büyüklükte. Onun için, başkasının
yerini kapmaktansa, çalışarak gerçek yerinizi bulun.
Charlie
Chaplin