AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’ın DSİ tarafından şehir merkezinde yapılacak yaya köprüsüyle ilgili çağrısına, TMMOB Mimarlar Odası Zonguldak İl Temsilciliği Yönetim Kurulu yanıt vermişti.

İl Başkanı Mustafa Çağlayan, bununla yetinmedi... Mimarlar Odası Zonguldak İl Temsilciliği Yönetim Kurulu ile görüştü.

DSİ yöneticileriyle görüştü. 

İhale kapsamında belirlenen şartlara uygun yeni bir köprü projesi için düğmeye bastı.

Bunun için AK Parti’den bir mimar görevlendirildi.

Bakalım, Mimarlar Odası, bu kısa sürede ortaya Zonguldak’a yakışan, ihale şartnamesine uyan bir köprü projesi çıkartabilecek mi?

Sürekli eleştiren, akıl veren Mimarlar Odası için önemli bir fırsat çıktı ortaya...

Bakalım, bu kent için ellerini taşın altına koyup, güzel bir eser ortaya çıkartabilecekler mi?

Bu arada, Zonguldak Belediyesi "üç maymun"u oynuyor!

"Kentin sahibi" olması gereken Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, "kentin sakini" olmaya devam ediyor!

Tersane faciası...

6 Haziran 2019 tarihinde, Orta Kapuz-Tersane bölgesinde denizden çıktıktan sonra evine gitmek isteyen 16 yaşındaki kız çocuğuna tren çarpmıştı. 

Zonguldak’tan Karabük’e giden tren, bu genç kızımızı 50 metre sürüklemişti.

Genç kız ağır yaralanmıştı.

Bölgedeki üst geçidin sökülmesi, kazanın nedeni olarak gösterilmişti. 

CHP Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, 6 Aralık 2019 tarihinde TCDD'nin denetlendiği TBMM KİT Komisyonu toplantısında şunları söylemişt: 

"Zonguldak'ta Orta Kapuz ve Tersane bölgesinden geçen rayların üzerinde insanların sahile, denize girilen bölgeye ulaşmasını sağlayan Devlet Demiryolları'nın eski bir üst geçidi vardı. Bu kaldırıldı. Kaldırılınca, tabi, sahile giden ve gelen insanların tren raylarının üzerinden geçmek suretiyle bir tehlikeyle karşı karşıya gelmeleri durumu oluştu. Bununla ilgili ben, Zonguldak Valimizle görüştüm ama kendisinin şu anda bir kararnameyle yeri değişti. Yeni Valimizle görüşeceğiz. Bu konuyla ilgili soru-istem dilekçesi verdim, Demiryolları'ndan da geldi, dedi ki: 'Bu üst geçitten sorumlu olan Türkiye Taşkömürü Kurumu bunun bakımını yapmadığı için bunun da bir tehlikeye dönüşme riski vardı, bu buradan kaldırıldı.' Kaldırıldı ama yerine bir şey konulmadı. Yani Devlet Demiryolları bunu belediyenin yapması gerektiği yönünde bir ifadede bulunmuş ama bunu kaldırırken bir eş güdüm olması yani kaldırıldığı anda yenisinin oraya konulabilme imkanının, devlet kurumları ve belediyelerle koordineli olarak bu işlemin yapılması gerekirdi, yani 'Ben kaldırdım, o koyarsa koyar, koymazsa koymaz' diye bir şey yok. Vatandaş, aynı vatandaş. Vatandaş, kurumların da belediyelerin de hepimizin de vatandaşı. Sizlerden de tren kazalarına ilişkin olarak, topluma daha fazla güven vermek için daha dikkatli olmanızı yine halkımız adına rica ediyorum." 

Dönemin Zonguldak Belediye Başkanı Dr. Ömer Selim Alan, DDY yetkilileriyle görüştü.

Şu anda oraya insanların can güvenliğini sağlayacak, engelli ve yaşlı insanlarımızın da kullanabileceği bir yapı imal ediliyor.

Estetik tartışması yapılıyor.

İktidar-muhalefet çatışması yaşanıyor.

Yapı, 33 metre yükselmiş...

Bu zamana kadar hiç kimse görmemiş!

Sesini çıkartmamış!

Şimdi tartışıyor!

Köpek meselesi gibi!

Canı yanan bağırıyor!

Yanmayan siyaset yapıyor!

Bence şu anda beğenilmeyen yapı, tamamlandığında Tersane ve Orta Kapuz’a büyük bir ivme kazandıracak.

Zonguldak Belediyesi, "Orta Kapuz ve Tersane Projesi"ni hayata geçirmek zorunda kalacak!

Yazıyı yazmamın nedeni şu:

Bu genç kızımızın ağır yaralandığı dönem, üst geçit tartışmaları yaşanırken, Mimarlar Odası Zonguldak İl Temsilciliği ayağa kalkıp, “Bir saniye! Buraya şöyle bir proje yapsak” dese, olmaz mıydı?

Çizin güzel bir proje, getirin gündeme...

Kamuoyu tartışsın, devletin kurumları böyle bir projeyi yapmak zorunda kalsın.

Her seferinde iş bittikten sonra konuşmak, kabak tadı veriyor!

Aynı şey, Yayla Konağı’nın arkasına yapılan okul için de geçerli!

Kendiniz için çalışıyorsunuz!

Ama biraz da kentiniz için çalışın!

Kıssadan Hisse: Cahilliğin bedeli...

Lale Devri'ni bitiren isyan olarak bilinen "Patrona Halil İsyanı"nın lideri Patrona Halil, isyan sonrası iktidar boşluğundan yararlanıp Osmanlı Devleti'ni 44 gün süreyle idare etmiştir.

Bir gün yine halka konuşurken, fedailerinden biri, kendisine verilen kâğıdı patrona Halil'e uzatıyor.

Patrona Halil, kâğıda göz ucuyla baktıktan sonra cebine koyuyor.

Kâğıtta, "Saraya gitme, seni öldürmek için tuzak kurdular" yazıyor.

Birinci Mahmut, kendisi ve avanesiyle görüşmek üzere bir yemek düzenliyor ve bu yemeğe avanesiyle birlikte Patrona Halil'i çağırıyor. Yemek günü geldiğinde Patrona Halil, avanesiyle birlikte saraya gidiyor ve öldürülüyor.

Patrona Halil'in öldürüleceğini bile bile saraydaki davete katılmasının nedeni, aslında öldürüleceğini bilmemesi...

Çünkü Patrona Halil, okuma-yazma bilmiyor. Daha ilginci, okuma-yazma bilmediğini avanesinden de saklıyor. Konuşma yaptığı sırada okumuş gibi yapıp kağıdı cebine koyma nedeni, kendince oluşturduğu "karizma"sını çizdirmek istememesi... (Alıntı)

Günün Fıkrası: Pire...

Bir bilim adamı, pirelerle deney yapıyor. Pireye "Sıçra" diyor. Pire sıçrıyor. Pirenin kanatlarını koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire yine sıçrıyor!

Raporunu şöyle yazıyor:

"Pire, kanatları kopmuş olarak zıpladı."

Ayaklarını koparıyor ve "Sıçra" diyor, pire zıplayamayınca ikinci raporu şöyle yazıyor:

"Pirenin ayakları kopunca, kulakları duymuyor!"