Her siyasi partinin içine milletvekili sızdırdınız…

Müdür, memur, amir, hakim, savcı, rektör atadınız.

Üniversite, TSO başta olmak üzere paralı ve hükümetler üzerinde baskı oluşturabilecek olan her yeri almak için ayak oyunu oynadınız…

Satın alamadıklarınıza da kaset çıkardınız…

Medyanızı saldınız…

Ergenekoncu yaptınız, vatan haini ilan ettiniz…

Sizin gibi düşünmeyen, size biat etmeyen “cemaatleri” maddi-manevi çökertmek için içlerine adam saldınız, altını boşaltıp çökertmeye çalıştınız.

Öylesine bir korku saldınız ki, bir yerlere gelmek isteyenleri, ekmeğinin peşinde koşan çalışanları, okuyup-çalışıp mevki-makamları hak edenleri, tezgahınızdan geçirmeye mahkum ettiniz.

Paralıları kandırdınız, gençleri zehirlediniz, dini bütün insanların beynini yıkadınız…

İktidarları “Okul, Türkçe” bahanesiyle kandırdınız, güç zehirlenmesi yaşayınca da “devlete” meydan okudunuz…

Bütün bunları “din kisvesine” bürünerek yaptınız…

Şerefli, haysiyetli insan, kurum bütün bunları yapar mı?

“Paralel” ve “Haşhaşi” lakaplarına kızıyorsunuz…
Bütün bunları yapanlara ne denir?

Varın, adını siz koyun…

İlkesizlik!

Cuma günü Zonguldak’ta bir işadamları derneği ve 3 işyerine yapılan operasyonlarla ZONİAD eski Başkanlarından Ömer Gülay tekrar akıllara geldi.

Bu yapı için yıllardır maddi ve manevi büyük fedakarlıklar yapan Ömer Gülay’ı istifa ettiren ve bu yapıya karşı en sert açıklamalar yapmasını sağlayan gerekçeler neydi?

Hemen akıllara geldi, sorduk, tekrarladı… Hatta daha da ağırlarını söyledi…

Şunları söyledi:

“Hala bu kadar yapılan yanlışlıkların, sınavlarda yapılan haksızlıkların hepsi ortaya çıktığı halde, 17-25 Aralık’ı yapan savcının aynı kanunlarla Ergenokoncuları yargılarken, kendisinin aynı kanunlardan kaçması… Bu birlikte hareket ettiklerini gösterir. Aynı zamanda o savcının, ‘PKK’da bu işin içinde olsaydı, AK Parti ya da hükümet kalmazdı’ demeleri, bunların yukarıdan ‘Haşhaşi’ olduklarını gösterir. ‘Haşhaşi’ demek, esrar alan ya da içki içen anlamında değildir. Dini bir cemaatte olsa bunu kutsayıp, her söylediklerini kutsal kabul edip hareket edenlere denir. Ben bu Zonguldak’taki arkadaşların hepsini tanırım ve bunların hiçbiri bu tür şeyleri yapmaz, ama hepsi yukarıdan şeylere araştırma yapmadan direk kabul ediyorlar. Hiç yorum yapmazlar. Ancak gelen emri nasıl uygulayacaklarının yorumunu yaparlar. Ben bunların ilkesiz olduğunu anladım. Hala daha da devam ediyorlar ve aynen hala devam eden de varsa, evet onlar ‘Haşhaşi’dir.”

Diğerleri bir tarafa “ilkesizlik” açıklaması birçok şeyin özeti gibiydi… Sözlük anlamıyla “ilke”; bir kimsenin, grubun davranma biçimini belirleyen, titizlikle uygulanması gereken kurallar bütünü, prensip; her türlü tartışmanın dışında sayılan öncül, mebde, prensip.

Paralel örgütün yaptıklarını gözünüzde, zihninizde canlandırıp hangi ilkeye uyduğuna siz karar verin…

“Duyduk, duymadık” demeyin!

Son günlerde artan terör saldırıları ve şehitlerimiz üzerine her kafadan bir ses çıkıyor, herkes işine geldiği yönüyle açıklama yapıyordu.

Terörü protesto eyleminde bile tartışan Zonguldaklı siyasilere, sendikacılara işte fırsat…

Zonguldak Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği, bugün saat 12.30’da Madenci Anıtı’nda “Şehitlerimize Saygı Mitingi” düzenleyecek.

Bu yürüyüşe “Davetli değildim” diyerek katılmamak, niyetinizin bozukluğunu bir kez daha ortaya koyacaktır…

Gözyaşımızın rengi aynı olduğu gibi teröre karşı gösterdiğimiz tavır da aynı olmalı…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Haşhaşi, demek, esrar alan ya da içki içen anlamında değildir. Dini bir cemaatte olsa bunu kutsayıp, her söylediklerini kutsal kabul edip hareket edenlere denir. Ben bunların ilkesiz olduğunu anladım...”

ZONİAD eski Başkanı Ömer Gülay

SÖZÜN ÖZÜ:

“Birlik ve beraberlikte kuvvet, ayrılıkta sıkıntı ve felaket vardır…”

2’nci Abdülhamid