Okullar mikrop kaynıyormuş.
Çocuklar ishal oluyormuş.
Bizde çoluk çocuk olmayınca geç haberimiz oluyor.
Okullarda sabun kıtlığı varmış.
Çocuklara el yıkama alışkanlığını kazandıralım derken hepten mikropların içine itmişiz de haberimiz olmamış.
Mikrobun adı da ilginç.
&8216;Rota&8217;
Demek ki bulaşacağı elleri, çocukları çabuk buluyor.
Son günlerde pek çok veli benzer şikayetlerle hastanelere gidince anormallik fark edilmiş.
Türkiye Kamu Sen İl Temsilcisi ve Türk Sağlık Sen Şube Başkanı Abdurrahman Uysal konuya karşı duyarlılık gösterdi.
Yaptığı değerlendirmede sorunu anlattı.
Milli Eğitim ve İl Sağlık Müdürlüğü&8217;nü yetersiz kalmakla suçladı.
Acaba abartmış olabilir mi?
Bu konularda sayısal veriler nelerdir?
Yoksa okullarda sabun kıtlığı, öğrencilerde ishal normaldir diyip geçiştirelim mi?
Yani insanın kendi çocuğu olmayınca çok fazla bir şey anlamıyor olabilir.
Bu nedenle özellikle ilköğretim okullarında okuyan öğrencilerin velilerinin neler hissettiği daha önemli.
Uysal, okullara sabun istiyor.
Özen gösterilmesini istiyor.
Eğitimin sakat işlediği bir memlekette sabuna bile muhtaç kalıyoruz.
23 Nisan da çocuklar aslında şiirleri ve yazılarıyla okullardaki sabun olayını anlatsalar nasıl olur acaba?
&8216;Bugün 23 nisan sabun istiyor insan!&8217;
Bence etkili olur.
Eğitim sisteminin giderleri tıkanınca çocukların yapacağı fazla bir şey yok.
Bu kadar kalabalık sınıflar, bu kadar kalabalık okullar olunca hijyen de arada kaynıyor.
Eğitimin kaynadığı, yozlaştığı yerde sabunsuzluğu çok görmemek lazım.
Pek çok okulda öğretmen açıkları, müfredat hatalarından ötürü elleri, bedeni değil, geleceği kirletilen çocukların umutlarını kim köpürtecek?
Uysal&8217;ın dediği konu önemli.
İşin ilginç yanı bugün hala sabundan bahsedebiliyor olmamız.
Öğretenlerin kalorifer yakmasına, öğrencilerden çatır çatır para toplanmasına alışmıştıkta bu sabun işi eğitimin mertliğini hepten bozar!
Sabun, sabunluk dediğin nedir ki?
Milli Eğitim arasın herhangi bir işadamını, bir sabun firmasını adamlar gelip tonla sabun, binlerce sabunluk verir.
Böylece okullarda öğretmenler sabun parası toplamak zorunda kalmaz.
Trajikomik bir ülke, daha trajikomik bir Zonguldak manzarası.
Zonguldak sevgisiyle yanıp piştiğini söyleyen hangi siyasetçi bu konuya değinecek onu da merak ediyoruz.
CHP&8217;de ön seçim mi arka seçim mi?
Mimarlar Odası Başkanı Turhan Demirtaş CHP üyesi sıfatıyla bir açıklama yaptı.
Açık dille sesleniyor.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yönetime sesleniyor.
Milletvekili adaylarının önseçimle yapılmasını istiyor.
Ülkenin her tarafında önseçim olmasını istiyor.
Muhtemel aday adaylarının kafasının karışık olduğu bu konuda Demirtaş&8217;ın açıklaması kulak arkası edilmek istenebilir.
Ancak o zamanda düne kadar önseçim diyenlerin seslerini yükseltmesi gerekir.
CHP&8217;de önseçim isteyenler bir adım öne çıksın ki bilelim.
Yoksa işin özü önseçim arka seçim değil.
&8216;Ben nasıl daha kolay giderim&8217;in hesabı.
Önseçimi isteyenler, istemeyenler kimler?
Kaçak kömür!
Devlet kaçak kömürle mücadele ediyor.
Edebildiği kadar işte.
Bu mücadelede çok başarılı olduğu da söylenemez.
Coğrafi şartlar, ekonomi ve pek çok etken bu sonuçta etkili.
Bunları anlıyoruz anlamasına da bazı kamu kurumlarında zaman zaman yıkanmamış, elenmemiş kömür yakılmasını anlayamıyoruz.
Bazıları eşantiyon, bazıları redevasçının çuvalına doldurulmuş geliyor!
Bu iş nasıl oluyor?
Kebapçı ve pideci mutfakları!
Zonguldak&8217;ta bir sürü kebapçı var.
Arada birde pideciler.
Zaman zaman çok olumsuz şeyler olduğunu görüyor ve duyuyoruz.
Bireysel çabası ağır basmayan pek çok kebapçı, bideci, dönerci ve lokantaların mutfakları ne alemde?
Bu konuda ne bir düzenli, ne de ani bir denetim yok.
Halk sağlığını korumakla görevli Zonguldak Belediyesi ve ilgili kurumlar neden ekmek fırınları denetlerken kebapçıları, pidecileri, lokantaların mutfaklarını, tükettikleri ürünleri denetlemezler?
Bizden söylemesi.
Durum vahim.