Futbolcuların "özel fon" adı altındaki dolandırılma olayının patladığı ilk günlerdi...
Ekonomisinin ses hızını aştığına inandığım bir dostumu aradım...
“7,5 milyon doları olan birisi, bu parayı riskli bir fona yatırıp, neden 15 milyon dolar yapmak ister? Bir insana kaç milyon dolar yeter?” dedim.
“Abisinin, bu bir açlık-açgözlülük sorunu... Geçmişinde yokluk çeken biri, parayı bulunca daha fazlasını ister. Oysa elindeki paranın normal getirisi ona yeter. Banka faizinin üstünde bir gelir beklersen, dolandırılmaya hazır hale gelirsin. Geçmişlerindeki 'açlık', insanları 'açgözlü' yapıyor ve yanlışa sürüklüyor.”
Şimdi, Zonguldak’taki hırsızlara bakıyorum...
Göz göre göre çalıyorlar!
Devletin demirinden çalıyorlar!
Betonundan çalıyorlar!
Tuğlasından çalıyorlar!
Kömüründen çalıyorlar!
Elektriğinden çalıyorlar!
Santralından çalıyorlar!
Akaryakıtından çalıyorlar!
Milli Emlak’ından çalıyorlar!
TTK’sından çalıyorlar!
ÇATES’inden çalıyorlar!
Ateşinden çalıyorlar!
SİT’inden çalıyorlar!
Vergisinden çalıyorlar!
Sigortasından çalıyorlar!
İmarından çalıyorlar!
Havasından çal!
Suyundan çal!
Denizinden çal!
Irmağından çal!
Yetmiyor!
"Çalmışken, biraz daha çalalım" diyorlar!
Bu açlık, hiç bitmiyor!
Bir yanda, evini geçindirmek için hayatlarını ortaya koyan insanlar...
Diğer yanda, hayatlarını renklendirmek için başkalarının hayatlarını karartan insanlar!
Bir yanda, yazdan hazırladığı konserveyi açıp pişirenler...
Diğer yanda, kokain çekenler!
Zonguldak caddelerinde gezip-dolaşan lüks araçlara bakar mısınız?
Ve lüks araçların plakalarına göz atar mısınız?
Bir de bu şirketlerin vergi levhalarına göz atalım!
Var mısınız?
Devlet, garibanın trafik cezasının peşine düşerken, zenginin kaçırdığı vergi, gözünün önünden dört tekerlek üstünde geçiyor!
Biri çıkıyor, kömür hırsızlığını "ekmek parası" olarak yorumluyor!
Diğeri "Yapacak başka iş mi var? Taş mı yesinler?” diyerek kılıf arıyor!
Peki, bu toprağın insanı ne yapacak?
Bu hırsızlardan arta kalana razı mı olacağız?
Yoksa vergimizi-sigortamızı ödeyip, devletin hırsızları yakalamasını mı bekleyeceğiz?
Sahi, bizim bankayı dolandıran, zimmetine para geçiren, bu nedenle 20 yıl hapis cezası alan, sonra başka birini dolandıran, 13,5 yıl hapis cezası alan dolandırıcılar kralımız nerede?
Devletin malını kiraladı, kira ödemedi!
Devlet, o parayı istedi, arkasını yasladığı siyasetçi engelledi!
Devletimiz, bu nitelikli dolandırıcıyı neden yakalamaz?
Türkiye, hırsızlar için cennet olmaya devam ediyor!
Zonguldak, hırsızlar için cennet olmaya devam ediyor!
Biz, bu hırsızlarla aynı havayı teneffüs etmek zorunda mıyız?
Bu nasıl bir açlık?
Zonguldak’ta bir başka sorun daha var...
İş insanlarının siyaset hastalığı!
Ben, bir türlü anlamam...
Bir işadamı, neden siyasete ilgi duyar ki?
Çok yakın olduğum başarılı iş insanları, siyasetten gelen teklifleri yıllardır geri çeviriyorlar.
Bazıları ise, siyasete şaşkın ördek gibi kıçtan dalıyorlar!
Bu konuya da kafa yordum...
Bir iş insanı, işini büyüttüğünde, üretim ve istihdamı artırır.
Her ikisi de bu ülke için olmazsa olmazdır.
Hele ihracat yapılıyorsa, vergi vermenin dışında ülkeye döviz girdisi sağlamanın mutluluğu yaşanır.
Daha ne olsun?
Üretim yaptın, istihdam yarattın, vergi verdin, döviz getirdin...
Ne istiyorsun?
İş insanı olarak arayıp bulamadığın şey ne?
Bu nasıl bir açlık?
Kendi kazandığın para, oturduğun koltuk neyine yetmiyor?
Ama siyaset, size bambaşka kapılar açıyor!
Mesela, iş insanı durduk yerde bir kahvehaneye girip nutuk atamaz!
Ama siyasetçi atar!
Her şeyi bildiğini, aslında herkesten daha iyi bildiğini anlatma fırsatı yakalar!
Bu, kişinin içindeki bir boşluğu doldurma çabasıdır!
Büyük şehirde sizi hiç kimse iplemezken, Zonguldak’ta büyük ilgi görürsünüz!
Bu, sizin içinizdeki boşluğu doldurur!
Biraz eliniz de açıksa, bu imkandan yararlanmak isteyenler çevrenizde pervane olur!
O zaman ne kadar önemli bir insan olduğunuzu düşünmeye başlarsınız!
Artık, olduğunuzu düşünürsünüz!
Size talep gelmeden, siz talep edersiniz!
Çünkü artık sizin hakkınızdır!
Üstelik hakkı olmayanların da sahnede olduğunu görünce, daha çok hakkınızdır!
Öyle düşünür ve buna inanırsınız!
Ama siyaset, böyle bir şey değildir!
Yalpalamaya başlarsınız!
Size olan ilginin; paranızdan değil, aklınızdan, başarınızdan olduğunu sanırsınız!
Biri, size gerçeği söylese, rahatsız olursunuz!
Gerçeği söyleyenlerden uzaklaşırsınız!
Yalanlar, size ninni gibi gelir!
Uyu bebeğim, uyu!
Eeee, ee!