Bartın ırmağında bir fabrikanın yarattığı kirlilik yaz aylarından bu yana kentin gündeminde bulunuyor.
Bu fabrikaya para cezası da uygulanmasına rağmen sorun çözülmedi.
Tekstil sektöründe üretim yapan bu fabrika atıklarını ırmağa dökerek kirlilik yaratmaya devam etti.
Döktü ve kirletti gibi kesin ifadeler kullanıyorum çünkü devletin kestiği cezanın yanı sıra bu fabrikanın müdürünün bu konuda itirafı var.
Bu itiraf pazartesi günü bizim gazetemizle birlikte yerel basında birkaç gazeteye daha yansıdı.
Haber &[#]8220;Belediye Başkanı Cemal Akın&[#]8217;ın ırmakta kirlenmeye sebep olan atıklar konusunda Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çetin ile birlikte daire amirlerinden oluşan bir heyet görevlendirerek organize sanayi bölgesinde faaliyet gösteren fabrikaya gönderdiğini&[#]8221; duyuruyor ve bu gelişme üzerine yaşananları anlatıyordu.
Belediye Başkanı Cemal Akın, verdiği talimata ilişkin açıklamasında &[#]8220;Başta Valiliğimizin devreye girmesi ile kesilen para cezasına ve çevre örgütleri ile ilgili kişi ve kurumların gerekli çalışmaları yaptıklarını söylemelerine rağmen ırmağımıza bu atıkların dökülmesi, sorunun aylardır çözülememesi ve çığırından çıkmış olması artık somut bir adım atma gereğini ortaya koydu&[#]8221; diyordu.
Başkan Yardımcısı Hüseyin Çetin de Fabrika Müdürü Ahmet Kahraman&[#]8217;a gerekirse sorun çözülene kadar fabrikayı çalıştırmayacaklarını söylemişti.
Fabrika Müdürü Ahmet Kahraman&[#]8217;ın sözleri de özetle şöyle:
&[#]8220;25.04.2011 tarihinde kurularak Mayıs ayında üretime başlayan fabrikamızda biz devir almadan öncede bu atıklar ırmağa veriliyordu. Fakat biz devraldıktan sonra üretimi kat kat arttırdık.
Eskisi gibi yağmur yok, dolayısı ile ırmakta su da yok, bu nedenle eskiden görülmeyen kirlilik şimdi göze çarpıyor. Fakat bunu hiç bir şekilde bahane olarak görmedik. Haberler yazılıyor çiziliyor, çok şey konuşuluyor, gelen yok, soran yok, anlatan yok, dinleyen yok. Bu konuda Bartın Belediyesi dışında bir yetkili veya kurum tarafından bu kadar yapıcı şekilde dinlenmedik.
Burada atıkları ırmağa dökülen tek fabrika da biz değiliz. Hepsinin aynı şekilde atıkları ırmağa akıyor. Birçok kimyasal ve zararlı atık suya verilmekte fakat onlarınkinde renk yok bizimkinde var. Bartın&[#]8217;a Kahramanmaraş&[#]8217;tan gelip yatırım yaptık ve burada yeni bir şirketiz.
Yaklaşık 60 bin Euro´luk bir arıtma tesisi projesini hayata geçirmek üzereyiz&[#]8221;
Müdür Kahraman&[#]8217;ın sözleri fabrika atıklarını ırmağa döktüklerini söylemesi açısından acı bir itiraf niteliğinde.
İlk kez bir fabrika yetkilisi &[#]8220;Evet, ırmağı kirletiyoruz&[#]8221; diyor.
&[#]8220;Sadece biz değil diğer fabrikalar da ırmağa atık bırakıyor. Ama onların ki renksiz olduğu için görünmüyor, bizimki renkli olduğu için görünüyor&[#]8221; şeklindeki sözlerine ise denilse denilse pişkin bir savunma denilebilir.
Her fabrika atıyor ben de atıyorum anlayışı çok yanlış bir anlayış.
Bu kafayla bir yere varamayız.
&[#]8220;Haberler yazılıyor çiziliyor, çok şey konuşuluyor, gelen yok, soran yok, anlatan yok, dinleyen yok&[#]8221; şeklindeki sözler de anlamsız.
Sen ırmağı kirlet. Basın seyirci kalsın öyle mi?
Var mı öyle üç kuruşa beş köfte.
Başkan Yardımcısı Çetin&[#]8217;in fabrikayı ziyareti ve bu ziyarette yaşananlar inşallah bu anlayışın değişmesine vesile olur.
Çetin başkanlığındaki belediye heyetinin ziyareti Belediye Basın ve Halkla İlişkiler Biriminde görevli Muhammet isimli bir arkadaş tarafından takip edilerek basın kuruluşlarına gönderildi.
Öncelikle bu arkadaşa teşekkür ediyoruz.
Kısa bir süre önce bu sütunlarda &[#]8220;ırmak meselesi&[#]8221; ve &[#]8220;Bartın&[#]8217;ın ırmakla imtihanı&[#]8221; başlıkları altında bir yazı kaleme almıştık.
Bu yazıda kentimizin içinden geçen ırmağın kıymetini bilmediğimizi, bu değerin Avrupa&[#]8217;da olması halinde el üstünde tutulacağını belirtmiş, yaşanan kirliliğe ve değer bilmezliğe dikkat çekmiştik.
Bartın&[#]8217;ın en önemli çevre sorunu nedir diye sorulsa cevabımız ırmak olur demiştik.
Irmak meselesinin kentimizdeki çevre sorunları arasında üzerinde önemle ve öncelikle durulması gereken bir mesele olduğunu, çevre deyince akla sadece termik santralin gelmemesi gerektiğini de özellikle ifade etmiştik.
Bazı bölümlerini özetleyerek verdiğimiz yazımızı şöyle bitirmiştik:
&[#]8220;Bartın&[#]8217;daki her fabrikanın arıtma tesisi kurmasını sağlamalıyız.
Arıtma tesisi olanların da bunları usulüne ve kurallarına göre çalıştırmasını sağlamamız gerekiyor.
Bunlar yapıldıktan sonra sorunun çözüleceği kanaatindeyim.
Irmağımıza sahip çıkalım.
Bu değerimizin değerini bilelim&[#]8221;
Belediyemiz ırmağa sahip çıkma noktasında biraz geç olmakla birlikte harekete geçerek önemli bir adım attı.
Bu gelişmenin yanı sıra Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü de bir açıklama yaparak attığı adımlar, yaptığı uygulamalar hakkında bilgi verdi.
Açıklamada kirliliğe sebep olan fabrikaya şu ana kadar iki seferde toplam 200 bin liraya yakın para cezası yapıldığı, ayrıca arıtma ile ilgili sorunlarını çözmesi için 70 gün süre verildiği belirtiliyordu.
200 bin lira az para değil.
Üstelik kirletmeye devam ettikçe bu cezalar da devam edecek.
Bu fabrika bu parayla arıtmasını yapsaydı daha doğru ve kârlı bir iş yapmış olurdu.
Fabrika Müdürünün &[#]8220;Sadece biz değil başka fabrikalar da ırmağı kirletiyor&[#]8221; şeklindeki sözleri de ayrıca ihbar kabul edilmeli ve başta Organize Sanayi Bölgesi&[#]8217;ndeki fabrikalar olmak üzere ildeki bütün fabrikalar arıtma konusunda sıkı bir kontrolden geçirilmeli.
Bu çok önemli.
Bartın&[#]8217;da hangi fabrikanın arıtma tesisi var, hangi fabrikanın yok?
Hangi fabrika arıtmasını çalıştırıyor, hangi fabrika maliyet yüzünden arıtmasını çalıştırmıyor?
Temiz bir çevre için bu soruların cevabını bilmemiz gerekiyor.
Yetkilileri bu konuda göreve davet ediyoruz.
Çevreciler ve Tefer projeleri
Çevreden devam edelim.
Termik santralden başını sadece Tefer için kaldıran, ırmağı ve kış aylarında daha çok kaçak ve kalitesiz kömür kullanımı ve denetimlerin yetersizliği sonucu ile ortaya çıkan hava kirliliğini görmezden gelen Çevre Meclisi, Tefer konusunu (ırmak ıslah projeleri) ısrarla takip ediyor.
Tefer projeleri, 1998&[#]8217;deki büyük felaketten sonra Bartın&[#]8217;ı sel ve taşkınlardan korumak için uygulanan projelerin ismidir.
Bu projeler inşaatı devam eden Kirazlıköprü barajı, yapılması planlanan Kozcağız barajı ve ildeki ırmak ve dereler üzerinde uygulanan taşkın ve sel önleme projeleri ile birlikte ele alınması ve uygulanması gereken projelerdir.
Bu saydıklarımızın tek başına bir önemi ve faydası yok.
Bartın&[#]8217;ın selden kurtulması için bu dediklerimizin hepsinin gerçekleşmesi gerekiyor.
Dünya Bankası&[#]8217;nın maddi desteği ile uygulanan Tefer projeleri ile ilgili iddiaların üzerine giden Çevre Meclisi, bu konuda büyük uğraşlar veriyor.
2001-2002 yılları arasında Boğaz mevkiinde uygulanan iki projenin dosyalarını isteyen meclis üyeleri bu konuda karşısına çıkarılan &[#]8220;devlet sırrı&[#]8221; engelini aşma noktasında biraz olsun ilerleme kaydetmiş görünüyor.
Çevre Meclisi, Devlet Su İşleri, Başbakanlık Bilgi Edinme Kurulu ve Dünya Bankası arasında gidip gelen konuyu İdare Mahkemesi&[#]8217;ne ve sonrasında Danıştay&[#]8217;a taşıyan çevreciler termik santralde olduğu gibi Tefer&[#]8217;de de kararlı bir tavır sergiliyorlar.
Devlet sırrı cevabı üzerine esrarengiz bir havaya bürünen Tefer projeleri ile ilgili Dünya Bankası nezdinde girişimler yapan çevreciler bir yandan da hukuksal anlamda çalışmalar yapıyor.
Biz de birçok kişi gibi merakla bekliyoruz.
Bakalım bu işin altından ne çıkacak?
Bakalım Tefer&[#]8217;in sonu nereye varacak?