Kilis kent merkezine Suriye tarafından beşinci kez atılan roketatar mermisi sonrası meydana gelen patlamada yaralananları ziyaret eden Kilis Valisi Süleyman Tapsız, bir yaralıya, Her zaman bizim üzerimize de gelebilir. Abdestsiz dışarıya çıkmıyoruz demiş.
Devrek ilçemizde Kaymakamlık yaptığı için tanıdığımız Süleyman Tapsızın bu sözleri çok yanlış.
Senin güvenlik önlemin bu mudur yani?
Halka, Abdest almadan sokağa çıkmayın demeye getireceğine, devlet olarak önlemini alsana... Abdest alıyorsan bile bunu milletin içinde ulu orta söylemesene
Bizim Memur-Senciler de böyle
Eğitim Bir-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Sadettin Dede, sosyal medya hesabından bize cevap vermek için Kuran-ı Kerimdeki Hucurat suresini kullanıyor:
Ey iman edenler, eğer bir fasık (Yoldan çıkmış) size bir haber getirirse, onu 'etraflıca araştırın'. Yoksa cehalet sonucu, bir kavme kötülükte bulunursunuz da, sonra işlediklerinize pişman olursunuz.
Geldiğimiz noktaya bakar mısınız?
Bu isimlerden biri Türkiyenin sınır ilinde Vali, diğeri de Zonguldakta eğitimci!
Sevgili ülkem kimlere emanet görüyor musunuz?
Sen de abdestsiz çıkma Sadettin!
Din kültürü ve ahlak dersi
Zonguldakta bir resmi kurumda, müdür yardımcısı ile memur arasındaki aşk hikayesi soruşturmaya konu oldu.
Gerçekte öğretmen olan, ancak işte bu sendika ve koltuk kapma hırsıyla başka bir kuruma geçen müdür yardımcısı, kuruma şehir dışından atanan genç memurla yakınlaşıyor.
Ama onun öncesinde müdür yardımcımız, kurum içinde başka bir bayana da ilgi duyuyor.
Yarattığı rekabet ortamı egosuna tavan yaptırıyor.
Şoförle çıkılan ilçe denetimleri sıklaşmaya ve şoförsüz olmaya başlayınca, kurum içinde bombalar birbiri ardına patlıyor.
Kadınlar arası rekabet, olayın resmi mercilere yansımasına neden oluyor.
Kurumun müdürü, müdür yardımcısını koruyor.
Çünkü aynı sendika, aynı tarikat, aynı cemaat!
Bakalım işin ucu nereye varacak?
Okullardaki din kültürü ve ahlak dersi saatini mi artırmamız gerekiyor?
Yoksa kaldırmamız mı?
Anlamadım gitti!
Adalet topaldır, ağır yürür, fakat
Bir süredir kentimizdeki bir nitelikli dolandırıcıdan söz ediyorum.
Adını yazmıyorum, çünkü kanunlarımız buna izin vermiyor.
Peki, kanunlarımız buna izin vermiyor da, ben bir kişiye nasıl nitelikli dolandırıcı diyebiliyorum?
Çünkü mahkeme kararı var.
Adam bu işten hapis yatmış.
Çok büyük ceza alacak.
Bu nitelikli dolandırıcı, cezalardan kurtulmak için siyasi erke çok yakın gidiyor.
Bu siyasi erk de nitelikli dolandırıcıya kol-kanat geriyor.
Ankaralarda ağırlıyor, Meclislerde misafir ediyor.
Danışmanlar bile bu nitelikli dolandırıcının emrinde.
Devlet kurumunda iş yapıyor, kirasını ödemiyor.
İhtar alıyor, bir miktar ödüyor.
Bu nitelikli dolandırıcı, çok nitelikli ciplere biniyor.
Cipler bile kendi üzerine değil!
Bu nitelikli dolandırıcının üzerinde elbiselerinden başka bir şey yok.
Olamaz, çünkü hemen el konulur.
Ama böyle bir adam Zonguldakta el üstünde tutuluyor.
Fransız Mirabeaunun o çok meşhur sözü var ya hani:
Adalet topaldır, ağır yürür, fakat gideceği yere er-geç varır.
Biz adaletin tecelli edeceği günü sabırla bekliyoruz.
Bu arada, bir yazımızda, Oğlan dayıya, kız halaya çeker demiştik ya!
Dayı çok kızdı
Haberiniz olsun!