Ulupınar Bahçecik mevkiinden şehrimize gelen ve evlerimizde ve işyerlerimizde akan sudan mahrum kaldık.


Su ve elektrik olmayınca elimiz kolumuz bağlanıyor.


Çok büyük sıkıntılar yaşıyoruz.


Adeta mahrumiyet bölgesi gibi oluyoruz.


Elektrik konusunda epeydir rahatız.


Yapılan yenileme, onarım ve bakım çalışmalarının etkisiyle olsa gerek kent merkezinde uzun zamandır elektrik kesintisi olmuyor.


Enerjisa şirketine elektrik hizmetini kesintisiz bir şekilde vermeye başladığı için teşekkür ediyoruz.


Su konusunda ise sıkıntılar yıllardır devam ediyor.


İsale hattında boruların patlaması sonucu yaşanan kesinti koca kenti iki gün susuz bıraktı.


Susuzluk yüksek kesimlerde, musluklar hiç akmamak üzere dört günü buldu.


Kaldı ki Halatçıyaması ve Kırtepe gibi yüksek kesimlerdeki semtlerde oturanlar bu sıkıntıyı iki gündür değil yaklaşık üç aydır çekiyor.


Şahsen ben Halatçıyaması mevkiinde (Ahiret yolu) ikamet eden ve 4&[#]8217;ncü katta oturan bir vatandaş olarak bu sıkıntıyı yaşayan biriyim.


Dediğim semtlerde bulunan binaların üst katlarında su kesintisi olması için boru patlamasına gerek yok.


Su buralarda yarım gün var, yarım gün yok.


Yani 12 saat akıyor, 12 saat akmıyor.


Bu düzenli olarak böyle.


Biliyorsunuz su hayat demektir.


Bu durumda hayatın nasıl olduğunu söylememe gerek yoktur sanırım.


Su konusu aklıma lise yıllarımdan bir anımı getirdi.


O dönemde yabancı ülkeleri merakımdan dolayı Ankara&[#]8217;daki Büyükelçiliklere mektup yazarak ülkelerini tanıtıcı broşür, kitapçık gibi şeyler isterdim, onlar da sağ olsunlar gönderirlerdi.


İsrail Büyükelçiliği büyükçe bir zarf yapıp yollamıştı.


İçinden en az 15 tane broşür, kitapçık vesaire çıkmıştı.


İsrail kendini tanıtmak için öyle güzel çalışmalar yapmış ki bunlarla dikkatleri çok kolay üzerine çekiyor.


Adamlar çölün ortasında yemyeşil bir dünya kurmuşlar, tarım yapıyorlar.


En çok dikkatimi çeken konu bu olmuştu.


Çöl ortasında tarım yapmak için gereken suyu bulmuşlar ki tarım yapıyorlar.


İnsan böyle şeyleri görünce imreniyor.


Biz verimli topraklarda, su varlığı çok yüksek olan bir yerde tarım yapmakta zorlanıyoruz.


Topraklarımıza kavak ekiyoruz, polen biçiyoruz.


Tarımı bırakıp ormancılık yapıyoruz.


Memlekette tarım yapılmıyor demiyoruz.


Yeterince yapılmıyor, daha çok çalışmalıyız ve hiç durmadan üretim yapmalıyız diyoruz.


Başbakanımız bile durmak yok yola devam diyor.


Durmayıp devam etsek tarımda bölgenin yeniden sebze meyve ambarı oluruz.


Çiftçimiz daha rahat bir konuma gelir.


İlimizin ekonomisi daha canlı olur.


Bunun için arazilerimizi boş bırakmamalıyız.


Su sıkıntısı var, bu yüzden tarım yapamıyoruz mazeretini de geçerli bulmuyoruz.


Bartın gibi su cenneti bir şehirde bu nimetten mahrum kalmamalıyız.


Mali Müşavir Osman Turna&[#]8217;nın gazetemize yaptığı yıldönümü ziyareti sırasında bu konu açılınca konuştuk.


Turna sıkıntının daha çok asbest boruların kırılgan (dayanıksız) olmasından kaynaklandığını düşünüyor.


En ufak bir darbede boru patlıyor, kent susuz kalıyor.


Kırılganlık su kaçağına da sebep oluyor.


Tabi bizim gibi yüksek kesimlerdeki semtlerde yüksek katlarda oturanlar için boru patlamasına, arıza çıkmasına gerek yok.


Bizim ki kaynaklar azaldı diye sürekli ve düzenli olarak kesiliyor.


Geçen yıl yaz mevsiminde daha fazla sıcak ve kurak oldu, yağış da aşağı yukarı bu yıl ki ile aynıydı ve biz buna rağmen özellikle yüksek kesimlerde bu kadar su sıkıntısı yaşamamıştık.


Turna isale hattının bir an önce yenilenmesi gerektiğini, bu sayede yüzde 50&[#]8217;leri bulan hatta 60&[#]8217;lara varan kayıp kaçağın da önleneceğini söylüyor.


Kayıp kaçağı önledin mi zaten yüksek kesimlerde su sıkıntısı olmaz.


Başkanımız Cemal Akın&[#]8217;da Yöresel Yemek Evi&[#]8217;nde yaptığımız sohbette sudaki kayıp kaçaktan yakınmış, hattı değiştireceklerini, bunun için Avrupa Birliği fonlarından destek alacaklarını söylemişti.


Bu çalışma bir an önce başlasa iyi olacak.


Su konusu çok önemli.


Şahsen ben belediye başkanı olsaydım ilk işim bu olurdu.


Öncelikle su isale hattını yenilemeye çalışırdım.


Hem de ikisini birden.


Tabi dönüşümlü olarak.


Bu konu park ve bahçeden, Lünen ile ilişkilerden, Ramazan&[#]8217;da eğlence düzenlemekten ve diğer birçok konudan çok daha önemli.


Biliyorsunuz her şey su ile yapılıyor.


Su demek temizlik demek.


Suya sabuna dokumazsanız pis olursunuz, kokarsınız.


Su yoksa hijyen de yok demektir.


Hijyen yokluğu ya da yetersizliği de hastalığa davetiyedir.


Hem de yaldızlı cinsinden.


Gördüğünüz gibi konunun sağlığı tehdit edip tehlikeye düşüren bir yönü de var.


Epeydir bu kadar uzun süre kesinti olduğunu hatırlamıyorum.


Milletin çamaşır makinesi kirli çamaşırla doldu.


Belediye suyu verdi ama yetersiz olduğu için ilk etapta az aktı.


Az su makineyi çalıştırmıyor.


Çıkrıkçı sokaktaki binanın birinci katında akan su ikinci kata çıkmadı.


Nasıl çıksın, öyle az akıyor ki çıkmaya dermanı yok.


Çamaşır konusunda eskiden makine mi vardı diyerek elde yıkamak için hamle yapanlar su olmayınca bunu da yapamıyor.


Kesintilerin yağışlı günlere rastlaması da ayrı bir ilginçlik.


Bir yanda yağmur, diğer yanda susuzluk.


İnsanlar perişan oldu.


Hani derler ya &[#]8216;Yağmurlu havada bir bardak suya muhtaç kaldık&[#]8217; işte aynen öyle.


Su konusunun çok önemli olduğunu bir kez daha söylemek istiyorum.


Bu önemi bilen büyüklerimiz geçmişte büyük mücadeleler vermişler ve Bartın&[#]8217;a kavşak suyu getirmişler.


Kentteki sokak çeşmelerinden akan ve içme suyu olarak kullanılan bu su iyi ki var.


Amasra istikametinden gelen kavşak suyu olmasaymış bu günlerde halimiz harapmış.


Allah onlardan razı olsun.


Kavşak suyu var, Allah yokluğunu göstermesin ama taşıma su ile de değirmen dönmüyor.


Binalarınızdaki musluklardan su akmıyorsa yandınız demektir.


Aynen bugünlerde başımıza gelenler gibi.


Büyüklerimiz uğraşmışlar Kazpınarı&[#]8217;ndan kavşak suyunu getirmişler.


Bununla yetinmemişler Ulus Abdipaşa tarafından da Ulupınar Bahçecik suyunu getirmişler.


Yeni bir kaynak ya da kaynaklar bulunup da başka sular da getirilse ve sistem takviye edilse olmaz mı?


Tabii ki olur.


20. yılını kutlayan bir ilde su sıkıntısı yaşanıyorsa üstelik bu Bartın gibi altı üstü su dolu olan bir il ise ne demek lazım siz söyleyin.


Başkanımız vatandaşa hizmeti kesintisiz, kaliteli ve sağlıklı vermekle yükümlü.


Bunun için seçildi, göreve geldi, getirildi.


Dolayısıyla gereğini yapması lazım.


Arızaların daha çabuk giderilmesini sağlamak ve alternatif su kaynakları bulup değerlendirmek lazım.


Her iki su hattını yenilemek de hemen yapılması gereken işlerimiz arasında en başlarda bulunmalı.


Su sorununun çözülmesi için barajların yapılmasını, yaz kış bol yağmur yağmasını beklememek lazım.


Bu konu önceliğimiz olmalı ve yapılması gereken her şeyi yapmalıyız.