Salı günkü yazıda Mualla´dan bahsetmiştim! ´Kıvırtıp dursun Zonguldaklı Mualla´ demiştim.
Israrla Mualla´nın tarifini açmamı isteye okurlarımız var.
Tüm Mualla´lardan özür dileyerek madde madde sıralayalım.
Niye Ayşe, Fatma, değil de Mualla!
O genel bir olumsuzluk hissinin adlandırılış şekli.
Zonguldaklı Mualla kimdir?
Bir
Konuştuğu kadar iş üretemeyen, birde gidip güzel işler yapanları ve gelişmeleri baltalama girişiminde bulunmaktan zevk alan ve bunu övünerek, gerinerek ve geviş getirerek anlatan Zonguldaklıdır!
İki
Zonguldaklı Mualla, işi sadece karşı çıkmak olan, karşı çıkmanın yanında alternatif fikir üretemeyen, neden ve niye tavır koyduğunu bilemeyen, kendi dediğine kendisi de inanmayan siyasetçidir!
Üç
Zonguldaklı Mualla, hayatını başkalarını küçüksemek üzerine kurmuş, kendinden başkasını yüceltmesini bilmeyen, kıskançlık ve komplekslerinden kurtulamayan, kendini geliştirmeyen ve bu kafa yapısıyla siyaset ve bürokrasi masalarında kendisini pazarlamaya çalışan kişilerle, bu çeşit insanlara taviz vermeyi sürdüren seçilmişler ve atanmışlardır!
Dört
Zonguldaklı Mualla, Vicdani duygularının hatırlattığı sorumlulukları reddederek, gündelik çıkarlarını her şeyin önünde tutma amacıyla yaşayabilen, bu amaçlar doğrultusunda prim yapanlarla, prim yaptıran herkese verilen bir genellemedir!
Beş
Zonguldaklı Mualla, kendini görmekten korkan ve insanların yüzüne hissettiklerini söyleyip kötü olmak yerine, arkadan konuşarak prim yapan ve yaptıran, kıvırtan, kıvırttırandır!
Altı
Zonguldaklı Mualla, inanmadığı konuda kavga veren, yazan, çizen, küfreden, inandığı konuda susan, konuşmayan, yazmayan, kendini inkar eden önde gelen temsilcilerdir!
Yedi
Zonguldaklı Mualla, kentin ve insanların ortak çıkarları söz konusu olduğunda bile ´sağcı-solcu´, ´yerli-yabancı´, ´şucu-bucu´ diyerek bir araya gelemeyen, siyasetçi, sendikacı, sivil toplum örgütçüsü, muhtar, basın çalışanı, seçilmişi ve atanmışıdır!
Sekiz
Zonguldaklı Mualla, beş yılda bir defa oy vermekle her şeyin çözüleceğini zannederek, her şeyi siyasetçiden, seçilmişten bekleyerek, zaman kaybetmeyi alışkanlık haline getirmiş, halis - muhlis Zonguldaklıdır!
Dokuz.
Zonguldaklı Mualla, iyi niyetten yoksun, ön yargıları bir kenara bırakmamakta ısrar ederek, yüzüne makyaj yapmak için pudra israfına neden olan, kapısının önünü süpürmeden başkasının kapısına laf söyleyen, bunları bile bile yardım ve yataklık eden yandan çarklılardır!
On
Zonguldaklı Mualla, kucaktan kucağa dolaşıp, sonradan ´bana zorla sahip oldular´ deme cesaretini gösterme yeteneği olan ve bu durumdan prim yapmaya çalışan zihniyette olanlardır!
Israrla Mualla´nın tarifini açmamı isteye okurlarımız var.
Tüm Mualla´lardan özür dileyerek madde madde sıralayalım.
Niye Ayşe, Fatma, değil de Mualla!
O genel bir olumsuzluk hissinin adlandırılış şekli.
Zonguldaklı Mualla kimdir?
Bir
Konuştuğu kadar iş üretemeyen, birde gidip güzel işler yapanları ve gelişmeleri baltalama girişiminde bulunmaktan zevk alan ve bunu övünerek, gerinerek ve geviş getirerek anlatan Zonguldaklıdır!
İki
Zonguldaklı Mualla, işi sadece karşı çıkmak olan, karşı çıkmanın yanında alternatif fikir üretemeyen, neden ve niye tavır koyduğunu bilemeyen, kendi dediğine kendisi de inanmayan siyasetçidir!
Üç
Zonguldaklı Mualla, hayatını başkalarını küçüksemek üzerine kurmuş, kendinden başkasını yüceltmesini bilmeyen, kıskançlık ve komplekslerinden kurtulamayan, kendini geliştirmeyen ve bu kafa yapısıyla siyaset ve bürokrasi masalarında kendisini pazarlamaya çalışan kişilerle, bu çeşit insanlara taviz vermeyi sürdüren seçilmişler ve atanmışlardır!
Dört
Zonguldaklı Mualla, Vicdani duygularının hatırlattığı sorumlulukları reddederek, gündelik çıkarlarını her şeyin önünde tutma amacıyla yaşayabilen, bu amaçlar doğrultusunda prim yapanlarla, prim yaptıran herkese verilen bir genellemedir!
Beş
Zonguldaklı Mualla, kendini görmekten korkan ve insanların yüzüne hissettiklerini söyleyip kötü olmak yerine, arkadan konuşarak prim yapan ve yaptıran, kıvırtan, kıvırttırandır!
Altı
Zonguldaklı Mualla, inanmadığı konuda kavga veren, yazan, çizen, küfreden, inandığı konuda susan, konuşmayan, yazmayan, kendini inkar eden önde gelen temsilcilerdir!
Yedi
Zonguldaklı Mualla, kentin ve insanların ortak çıkarları söz konusu olduğunda bile ´sağcı-solcu´, ´yerli-yabancı´, ´şucu-bucu´ diyerek bir araya gelemeyen, siyasetçi, sendikacı, sivil toplum örgütçüsü, muhtar, basın çalışanı, seçilmişi ve atanmışıdır!
Sekiz
Zonguldaklı Mualla, beş yılda bir defa oy vermekle her şeyin çözüleceğini zannederek, her şeyi siyasetçiden, seçilmişten bekleyerek, zaman kaybetmeyi alışkanlık haline getirmiş, halis - muhlis Zonguldaklıdır!
Dokuz.
Zonguldaklı Mualla, iyi niyetten yoksun, ön yargıları bir kenara bırakmamakta ısrar ederek, yüzüne makyaj yapmak için pudra israfına neden olan, kapısının önünü süpürmeden başkasının kapısına laf söyleyen, bunları bile bile yardım ve yataklık eden yandan çarklılardır!
On
Zonguldaklı Mualla, kucaktan kucağa dolaşıp, sonradan ´bana zorla sahip oldular´ deme cesaretini gösterme yeteneği olan ve bu durumdan prim yapmaya çalışan zihniyette olanlardır!
Cücük-Sen!
Bizim Sağlık Sendikalarının Zonguldak şubeleri bir alem. Sonları zaten ´Sen´, ´Sen´ diye bitiyor! Oradan çakmak lazım köfteyi.
Ama geç uyandık!
Zonguldak´ın iki yakası var. İki yasında iki hastane var. Dolayısıyla kent ortadan ikiye bölünmüş durumda.
Sağlık Bakanlığı bir dengine uydurup batı yakasındaki eski hastaneyi işlevsiz hale getirdi.
Birkaç birim dışında tıbbi müdahalede bulunmayacaklar.
Bu duruma herkes sessiz kaldı.
Sağlık Bakanlığı´nın uygulamasının coğrafi şartlar göz önünde bulundurulduğunda Zonguldak´ta uygulanması gerçekten zor.
Ortada büyük bir vadi. İki yüksek tepede karşılıklı iki hastane. Sağlık sendikacıları bir birlerinin ideolojik soğanlarıyla uğraşmaktan bu işe yeterli tepkiyi gösteremediler.
Sendikaların şube ve üyeleri bu konuda bir araya gelmeliydi.
Ama yapamadılar. Yapamazlar.
Çünkü kafatasçılık oynuyorlar.
Muhtarlık imza kampanyası yaptı.
Soruna gelince şikayetçi olan halkta bu konuya duyarsız kaldı.
Bu nasıl bir iştir?
Ama geç uyandık!
Zonguldak´ın iki yakası var. İki yasında iki hastane var. Dolayısıyla kent ortadan ikiye bölünmüş durumda.
Sağlık Bakanlığı bir dengine uydurup batı yakasındaki eski hastaneyi işlevsiz hale getirdi.
Birkaç birim dışında tıbbi müdahalede bulunmayacaklar.
Bu duruma herkes sessiz kaldı.
Sağlık Bakanlığı´nın uygulamasının coğrafi şartlar göz önünde bulundurulduğunda Zonguldak´ta uygulanması gerçekten zor.
Ortada büyük bir vadi. İki yüksek tepede karşılıklı iki hastane. Sağlık sendikacıları bir birlerinin ideolojik soğanlarıyla uğraşmaktan bu işe yeterli tepkiyi gösteremediler.
Sendikaların şube ve üyeleri bu konuda bir araya gelmeliydi.
Ama yapamadılar. Yapamazlar.
Çünkü kafatasçılık oynuyorlar.
Muhtarlık imza kampanyası yaptı.
Soruna gelince şikayetçi olan halkta bu konuya duyarsız kaldı.
Bu nasıl bir iştir?
Burhan Alibabaoğlu
Perşembe Belediye Başkanıydı.
Açık yürekli. Temiz kalpli. İçten. Samimi.
Çok çalışkandı.
Perşembe&[#]8217;ye bir şeyler yapmak için kapı kapı dolaşıyordu.
Beldes Projesi kapsamında Sivas´tan Edirne´ye kadar bütün belde belediyelerine 100 bin lira dolayında kaynak aktarılırken Perşembe´ye 1 trilyon kaynak sağlamıştı. Bunun hikayesini bize anlatırken içi kıpır kıpırdı.
Karaelmas Gazeteciler Derneği´nin Perşembe Şenköy´de yaptırdığı okulun tüm PVC cam çerçeve ve kapılarını karşılamak için bir iki arkadaşıyla birlikte seferber olmuştu.
Geçtiğimiz günlerde Perşembe Düğün Salonu inşaatından düştü.
Tedavisi Ankara´da devam ediyordu.
İçimde hep kurtulacağına dair bir ümit vardı.
Çok sevdiğim, değer verdiğim Alibabaoğlu´nun dün kaybettik.
Söylenecek pek bir şey yok. Geride kalanlara onun adını yaşatmak kalıyor.
Mekanı cennet olsun.
Açık yürekli. Temiz kalpli. İçten. Samimi.
Çok çalışkandı.
Perşembe&[#]8217;ye bir şeyler yapmak için kapı kapı dolaşıyordu.
Beldes Projesi kapsamında Sivas´tan Edirne´ye kadar bütün belde belediyelerine 100 bin lira dolayında kaynak aktarılırken Perşembe´ye 1 trilyon kaynak sağlamıştı. Bunun hikayesini bize anlatırken içi kıpır kıpırdı.
Karaelmas Gazeteciler Derneği´nin Perşembe Şenköy´de yaptırdığı okulun tüm PVC cam çerçeve ve kapılarını karşılamak için bir iki arkadaşıyla birlikte seferber olmuştu.
Geçtiğimiz günlerde Perşembe Düğün Salonu inşaatından düştü.
Tedavisi Ankara´da devam ediyordu.
İçimde hep kurtulacağına dair bir ümit vardı.
Çok sevdiğim, değer verdiğim Alibabaoğlu´nun dün kaybettik.
Söylenecek pek bir şey yok. Geride kalanlara onun adını yaşatmak kalıyor.
Mekanı cennet olsun.