ZONGULDAK ÇAĞLAYAN’LARI
Hani bize şovenist diyorlar ya.
Alakası yok efendim.
Biz hep,
Zonguldak diyoruz.
Kalbimiz Zonguldak için çarpıyor.
Zonguldak için seviniyor.
Zonguldak için ağlıyoruz.
Ne yaşarsak,
Bu şehrin içinde yaşıyoruz.
Bir tencere kaynıyor,
Pişiyoruz.
Bizim derdimiz kentimiz.
Biz Çağlayan’ı neden destekliyoruz?
Ehliyet sahibi.
Liyakatli.
Ve Merkez İlçe döneminde rüştünü ispatlamış.
Çünkü Mustafa Çağlayan,
Yaşadığı topraklara ihanet emiyor.
Sömürgeci anlayışı yok.
Kent ileri gitsin,
Kavga bitsin diye mücadele ediyor.
Çağlayan’ı istemeyen cenahın kökeni belli.
Çağlayan kendileri gibi olmadığı için,
Onların çıkarına hizmet etmeyeceği için,
Zonguldak’tan çaldırmayacağı için,
Çağlayan’ı istemiyorlar.
Çünkü onlar,
Kenti çaldılar.
Zonguldak’ı yağmaladılar.
Mustafa Çağlayan’a düşman olanlar,
Aslında Zonguldak’a düşman olanlardır.
Mustafa Çağlayan’a operasyon çekmek isteyenler,
Zonguldak’a operasyon çekmek istiyor.
Bunlar,
Mustafa’ya düşman.
İşçiye düşman.
Limandaki martıya düşman.
Pazar yolundaki yoğurt satan anamıza düşman.
Gazipaşa’ya düşman.
Sapça tünelinden sonrasına düşman.
Asri mezarlığındaki ölülere düşman.
Sana düşman,
Bana düşman.
Sevgilim onlar Zonguldak’a düşman…
Zonguldak’ın Çağlayanları hep çağlasın.
Çağlayanları çoğalsın.
Ve son olarak,
Mustafa Çağlayan’a,
Konstantinos Kavafis’in şiiri ile seslenelim;
*
Dedin "Bir başka ülkeye bir başka denize gideceğim.
Bundan daha iyi bir başka kent bulunur elbet.
Yazgıdır yakama yapışır neye kalkışsam;
ve yüreğim gömülü bir ceset sanki.
*
Aklım daha nice kalacak bu çorak ülkede.
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam
Hayatımın kara yıkıntıları çıkıyor karşıma,
Yıllarıma kıydığım boşa harcadığım."
*
Yeni ülkeler bulamayacaksın, başka denizler bulamayacaksın.
Bu kent peşini bırakmayacak.
Aynı sokaklarda dolaşacaksın. Aynı mahallede yaşlanacaksın;
Aynı evlerde kır düşecek saçlarına.
Bu kenttir gidip gideceğin yer. Bir başkasını umma.
*
Bir gemi yok, bir yol yok sana.
Değil mi ki hayatına kıydın burada
*
Bu küçücük köşede, ona kıydın demektir bütün dünyada.
* * * * * * * * *
Bizim baş kel çıldırmış.
Küfürler,
Hakaretler,
Tehditler…
Aklı başından gitmiş olacak ki,
Bana FETÖ’cü demiş.
Halbuki FETÖ taktikleri bunda.
Çok kalabalık ortamda,
Herkese ses kaydı atmayı teklif etti.
Telefon konuşmalarını da kayıt ettiğini biliyoruz.
Bunların hepsi,
FETÖ taktiğidir.
Asıl ve gizli FETÖ’cü kendisidir.
Zamanında onlarla siyaset yapmıştır.
İşbirliği de vardır.
Şimdi bu FETÖ’cü demiş ya bana.
Ben aslında Goethe’ciyim.
Alman şair.
Benim doğum yerimde Almanya.
Hemşehri sayılırız.
Ben Goethe’nin şiirlerini,
Felsefesini çok okuyorum.
Kitaplarını da.
O sebeple,
Benden FETÖ’cü olmaz.
Olsa olsa Goethe’ci olur.
Ama siz,
Terörist başı Fetullah Gülen’e,
Bir zamanlar,
Hocaefendi diyordunuz.
On un gazetesini,
Onun dergisini,
Onun kitaplarını okuyordunuz.
Siz asıl FETÖ’cüsünüz.
Ben Goethe’ciyim.
Bence FETÖ işini bırakın.
Goethe gelin.
Goethe daha iyi.
Mesela biz Goethe’ciler olarak,
Sizin gibilere ‘Öyle Goethe bülbül öte’ diyoruz.
Neyse,
Çağırdık sizi ama,
Durduk yere de Goethe gelmeyin.
Neyse,
Sizin gibi Goethe can kurban.
* * * * * * * * *
Fevkani Köprüsü’nde,
Yıkım günü yaklaşıyor.
Tarihi günlere tanıklık edeceğiz.
Ancak,
Köprüaltı esnafı,
Direniş için hazırlanıyor.
Zaten istiflerini bozdukları falan da yok.
Köprünün yıkılmayacağından,
O kadar eminler ki!
Öyle ya,
Devlete bile kafa tutar hale geldiler.
Kim devletten büyük ki?
Devletin iyi niyetini bile,
Bu esnaf kötüye kullandı.
Vali bey kendisi söyledi.
Şehrin önünü açmamak için direniyorlar.
Köprü altından geçmeye görün.
Hemen ürküyorlar.
Veya size tepki gösteriyorlar.
Ne diyelim?
Geçme Fevkani Köprüsü’nden ürkütürsün vak vakları.
Elmas Park’a dükkan yaptık, gidin açık tezgahları…