Zonguldak Vali Yardımcısı ve Kilimli Kaymakamı Nevzat Taşdan hakkında yazdığım haber ve köşe yazılarını hatırlıyor musunuz?
Evli ve 3 çocuk babası Nevzat Taşdan, Çatalca Kaymakamı iken genç bir kadına aşık oluyor!
Zonguldak Vali Yardımcılığına atanınca sevgilisini de getiriyor!
Ereğli’de ev açıyor!
Sevgilisinden 2 çocuk yapıyor!
Zonguldak İl Göç İdaresi’nden sorumlu Vali Yardımcısı iken Uluslararası Koruma Kanunu kapsamında Zonguldak’ta yaşayan Afganistan uyruklu, İran doğumlu Nasima Sultan adlı kadınla tanışıyor!
Sonra Kilimli Kaymakamı olarak atanıyor!
Sevgilisinden olan iki çocuğu alıyor, nüfusuna kaydediyor!
Afganistan uyruklu, İran doğumlu Nasima Sultan’ı kaymakamlık lojmanına alıp çocuklara baktırıyor!
Dönemin Zonguldak Valisi Mustafa Tutulmaz’a ise bu çocukları torunları olarak tanıtıyor!
Brezilya dizisi gibi değil mi?
Tüm bu olayları yazarken, bazı gazeteciler Nevzat Taşdan’dan açıklama alıp bizi eleştiriyordu!
Nevzat Taşdan, haberlerden sonra açığa alındı!
Sonra Fetö’den atıldı!
3 çocuğunun annesi olan eşinden boşandı. 2 çocuğunun annesi olan sevgilisinden ayrıldı. Sevgilisinden olan çocuklarına bakıcılık yapan Afganistan uyruklu, İran doğumlu Nasima Sultan ile evlendi!
Nevzat Taşdan, Afganistan uyruklu, İran doğumlu Nasima Sultan ile evlilik haberini sosyal medya hesabından “15 Mart 2026’da hayatımda ilk kez gelin yanında damat olma heyecanı yaşadım çok şükür.
Rabbim kimseyi evlilik hayatında ‘ikinci bahar’ yaşamak zorunda bırakmasın. Ancak bırakırsa da herkese bana nasip ettiği gibi temiz yüzlü, güzel huylu, İslam ahlaklı, çocuklarına kendi evladı gibi gerçek annelik yapan ve onları yürekten sahiplenen, kısacası her yönden mükemmel bir hayırlı eş nasip etsin.” diye duyurdu.
3 çocuğunun annesi olan resmi nikahlı eşini, 2 çocuğunun annesi imam nikahlı sevgilisini yok sayan bu mesaj, Nevzat Taşdan’ın kişiliğini ortaya koymuştur!
Nevzat Taşdan, ‘ikinci bahar’ diyor ama kim bilir bu kaçıncı bahar?
İnşallah ‘sonbahar’ olur!
Pusula’nın ve benim kamuoyunda günlerce konuşulan haberlerden biri Nevzat Taşdan haberleriydi!
Çetin Bozkurt, Sami Aydın, Yasin Hamzaçebi ve Hüseyin Özbakır haberleri gibi!
Bakanlar, Valiler, Milletvekilleri, İl Müdürleri, tefeciler, kaçakçılar, kömürcüler, hırsızlar, nitelikli/niteliksiz dolandırıcılar, erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınların çocukları…
Şimdi bunlara Muammer Avcı, Tahsin Erdem haberleri eklendi!
Tabi bir de önceki görev yerinde nöbete giden askerin eşi ile alem yaparken yakalanan üst düzey bürokratı unutmayalım!
Hala Zonguldak’ta görev yapıyor!
Bedava rakı var diye ilçe ilçe geziyor!
Ahırda bile içiyor!
Kadın kuaföründe işlem yaptırıyor!
Bakalım daha kimleri yazacağız!
Zonguldak’ın havasını, suyunu, denizini, toprağını, imarını, ahlakını, siyasetini, kurumlarını kirleten, halka hizmet etmeyen, kenti yerine kendini düşünen herkesi yazmaya devam edeceğiz!
Kibirli deyince kızıyor!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti’ni ziyareti sırasında, 2 yıllık görev süresinde çok başarılı olduğunu belirterek, notunu pekiyi olarak açıklamış!
Yapay zekaya, “Kendi kendini başarılı bulan kişiye ne denir?” diye sordum!
Aldığın yanıtı sizle paylaşıyorum!
“Kendi kendini başarılı bulan veya sürekli kendi başarılarını abartan kişiye genel olarak aşağıdaki terimler kullanılabilir:
1. Kibirli – Başarılarını abartan, kendini başkalarından üstün gören kişi.
2. Böbürlenen / Gösteriş meraklısı – Sürekli kendi başarılarını övme eğiliminde olan kişi.
3. Ukala – Hem kendini beğenmiş hem de başkalarını küçümseyen kişi.
4. Daha resmi veya psikolojik bir bakış açısıyla:
Narsist – Kendi değerini ve başarısını abartan, başkalarının görüşlerine fazla önem vermeyen kişi.
Özetle, bağlama göre “kibirli”, “böbürlenen” veya “narsist” en doğru tanımlamalar olur.”
Biz değil!
Yapay zeka söylüyor!
Tayfun Albayrak’ın başı dertte
Zonguldak Belediyesi’nde yıllardır İmar ve Şehircilik Müdürü olarak görev yapan, kısa bir süre önce de Belediye Başkanı Tahsin Erdem tarafından Başkan Yardımcısı olarak atanan Tayfun Albayrak’ın başı derde girebilir!
Pusula’ya ulaşan bilgilere göre bir personel Tayfun Albayrak hakkında çok ciddi iddialar ortaya koydu!
Konumun savcılığa gittiği yönünde bilgiler geliyor!
Öyle ise yandı gülün keten helva!
Bu hafta Tayfun Albayrak açısından oldukça hareketli geçecek!
Yani Tayfun Albayrak’ın başında sadece Akın Kavi’nin yaptığı kaçak prefabrik derdi yok!
Çok daha önemli dertleri var!
İlknur Yılmaz İpekçi ve ekibi
Zonguldak Karaelmas Gazeteciler Derneği yeni yönetimi, yeni merkezi, yeni gazetesi ile Ramazan Bayramı’nda sahaya indi.
Yönetim Kurulu tarafından Başkanlık görevine getirilen İlknur Yılmaz İpekçi, mesleğe başladığı ilk günlerdeki heyecanı ile sarıldı işe!
Hatırlatayım!
İlknur Yılmaz İpekçi, şu anda BAKKA’da çalışıyor ama kendisi Pusula Gazetesi’nin efsane Yazı İşleri Müdürüdür!
Bizdeki yeri her zaman böyledir!
İlknur Yılmaz İpekçi, yönetim kurulundaki arkadaşları ile “Aslan yattığı yerden belli olur” diyerek dernek binasını değiştirdi!
Bayram nedeniyle ziyaretlerine gittim!
Dernekte sadece başkan değişmemiş!
Dernek komple değişmiş!
Masa, sandalye, koltuk, halı, fincan, bardak, mutfak, tuvalet!
Dernekte zihniyet değişmiş!
Yönetimdeki herkesin bir işi var!
Kimsenin derneğin gelirine ihtiyacı yok!
Kendini değil, kentini düşünen gazetececilerin buluştuğu bir adres olmuş Karaelmas Gazeteciler Derneği!
Ama benim asıl hoşuna giden konu, Zonguldak Valiliği’nin protokol bayramlaşmasına katılan Karaelmas Gazeteciler Derneği yöneticileri ve üyelerin şıkır şıkır olması!
İlknur Yılmaz İpekçi ve ekibini kutluyorum!
Biz de kendimizi bu gençlere sınırsız destek olmak zorunda hissediyoruz!
Her zaman, her koşulda yanlarında olacağız!
Kıssadan Hisse: Kuma yaz
İki arkadaş çölde yolculuk yapmaktadırlar. Yolculuğun bir noktasında aralarında tartışma olur ve biri diğerine tokat atar. Tokadı yiyenin canı acır ama, bir şey söylemeden kuma şöyle yazar: "Bugün en iyi arkadaşım beni tokatladı.”
Bir vahaya gelene kadar yürümeye devam ederler ve suya girmeye karar verirler. Tokadı yiyen bataklığa saplanır ve boğulmak üzereyken arkadaşı kurtarır. Yarı boğulmadan kurtulduktan sonra oradaki taşa şöyle yazar: "Bugün en iyi arkadaşım hayatımı kurtardı.”
-“Canını acıttığımda kuma yazdın, neden simdi taşa?"
Diğeri cevaplar:
- "Birisi canımızı yaktığında kuma yazmalıyız ki, bağışlama rüzgârı silebilsin; ama biri bizim için iyi bir şey yaparsa taşa kazımalıyız ki, hiç bir rüzgâr silemesin.”