Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Zonguldak’a geldi. 
AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan, “Evinize hoş geldiniz, Sayın Bakanım” dedi.
Bakan Yılmaz Tunç, “Beni de 5'inci milletvekiliniz sayın” dedi. 
Karşılıklı jestler güzeldi...
Zonguldak’ın, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’tan beklentileri var.
Zonguldak, "Adalet Sarayı" istiyor.
Adliye içinde iki farklı binada hizmet veren Zonguldak Adalet Sarayı hizmeti karşılamıyor. 
Bu bina, mesela "otel olsun" isteniyor!
Mesela, "belediye binası olsun" isteniyor!
"Adalet Sarayı, çevre yolu üzerinde TTK’ya ait Demir Ambarları olarak bilinen mevkide olsun" isteniyor. Yani "69 Ambarlarının karşısına taşınsın" isteniyor. 
Bu ekonomik krizde bu işler olur mu, bilinmez!
Zonguldak’a çok uzun süredir "bakan" yoktu!
Şehrimizden bir "Bakan" geçti.

Cemalettin Çataklı meselesi...

Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü Cemalettin Çataklı, görevden alındı.
Uşak İl Tarım ve Orman Müdürü Nihat Ağan, "Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürü" oldu. 
Cemalettin Çataklı; başarılı, dürüst ve çalışkan bir bürokrat...
Üstelik Zonguldak çocuğu...
Bakanlık, aynı ilde 4-5 yıldan fazla görev yapmaya müsaade etmiyor!
Üstelik, il müdürlerinin doğdukları ilde görev yapmasına da izin vermiyor!
Cemalettin Çataklı, 2017 yılından bu yana "Zonguldak İl Müdürü  olarak görev yapıyor.
Bakanlık kendisini arıyor...
İzmir’i teklif ediyor.
Cemalettin Çataklı, Zonguldak’tan kesinlikle ayrılmak istemediğini söylüyor.
Yerine başka bir isim atanıyor. 
Cemalettin Çataklı’ya "uzman" kadrosu veriliyor.
Bunları şunun için yazıyorum...
Şimdi birileri çıkar “Ben aldırdım” filan der!
İşin aslı bu...
Yoksa biz herkesten çok bağırırdık.

Meteliksiz kalınca, kendini astı!

Bizim, niteliksiz ve meteliksiz dolandırıcımızı biliyorsunuz!
Şu aralar bir siyasetçiyi dolandırmakla meşgul!
Bu niteliksiz, "niteliksiz" lafından değil de, "meteliksiz" lafından rahatsız oluyor!
Çünkü yarası var!
Çünkü meteliksiz kalınca, kendini bahçede ağaca astı!
Bunu geldi, hoca kurtardı!
Yarası var çünkü!
Meteliksiz kaldığından tefeci sıkıştırdı, çoluğunu-çocuğunu bir gece yarısı nakliye kamyonuna koyup Sakarya’ya kaçtı!
Ancak evi tefeciye verince, kente dönebildi!
Şimdi oturduğu ev tefecide!
Ödeyeceği para belli değil!
Ona sor, kendi evinde oturuyor!
Sonra "kasık biti" deyince bozuluyor!
Öyle ama...
Tefeci buna yapışacakken, bu tefeciye yapışmış!
Büfe de gitmiş öyle mi?

Zonguldak Fıkrası: Müdürüm skipin başında!

Türkiye Taşkömürü Kurumu'na (TTK) bağlı Üzülmez Bölgesi'ndeki 2 nolu kuyunun adı "Skip"tir. Kömür tumba edilen kömür silosuna dalıp, haznesini kömürle doldurup yukarı çıkar. Yer üstünde, haznesindeki kömürü altında çalışan kömür bandına döker.
Bir gün, 2 nolu kuyu arıza yapar ve Mekanizasyon Şube Müdürü, arızayı tespit etmek için kuyunun tepesine çıkar. Bu arada Müdürün evinden santrala telefon gelir. Telefondaki Müdürün eşidir:
- Ahmet Bey'le görüşmek istiyorum.
- Efendim, bu mümkün değil.
- Neden?
- Müdürüm "Skip"in başında.
Müdür'ün eşi, santralcının ne dediğini tam anlayamaz: 
- Size Ahmet Bey'le görüşmek istediğimi söyledim. 
Santralcı bu defa sesini yükselterek konuşur:
- Müdürüm "Skip"in başında, daha ne diyeyim hanımefendi. 
"Skip" telaffuzunu yanlış anlayan Müdürün eşi, bu cevaba çok sinirlenir:
"Ben sana bunu sordururum" diyerek telefonu santralcının yüzüne kapatır. 
Olayı akşam eşine anlatır ve santralcının cezalandırılmasını ister. Kocası durumu izah edince, iş tatlıya bağlanır.
Ancak, kulaktan kulağa yayılan bu telefon konuşması, ertesi gün TTK'nın gündemine oturur.
(Kaynak: Alaattin Kara)