Ölüm çok yakın.


O kadar yakın ki vedalaşmaya bile zaman bulamıyorsunuz.


İşte bu yüzden vedalaşamadan yaşanan her ayrılığın hüznü daha fazla oluyor.


Halil Çilingir.


Zonguldak&[#]8217;ta Milli Eğitim camiasının tanınan simalarından biriydi.


Yıllardır oradan oraya sürüldü.


Yeri geldi diklendi.


Yeri geldi uysallaştı.


Yeri geldi sustu.


Eğitim camiasının içindeki kutuplaşmanın tarafı oldu.


Yeri geldi o kutuplaşmaların mağduru oldu.


Bir süredir Bodrum&[#]8217;daydı.


Halil Hoca Zonguldak&[#]8217;ı Bodrum&[#]8217;dan takip ediyordu.


Kente küskün gitti.


Ancak duyarsız da kalamıyordu.


Haberlerimize yorumlar gönderiyordu.


Yeri geldiğinde duyarlılığımıza teşekkür diyor, yeri geldiğinde bir eğitimci gözüyle eleştiriyordu.


Ama o küslüğü her daim belliydi.


Zonguldak&[#]8217;ta sosyal bir isimdi.


Bazen yerinde duramıyordu.


Hani yerinde dursa belki de bu kadar başı ağrımayacak, bu kadar küs gitmeyecekti.


Bodrumda da duyarsız kalmadı.


Bodrum da çevreye duyarlı bir emekli eğitimci olarak çalışmalara katıldı.


İçindeki o hesaplaşma ve sorumluluk duygusunu orada yaşıyordu.


Arşivimize baktım;


26 Mart 2009&[#]8217;da yaptığımız haberde Milli Eğitim Bakanlığı´nın yürüttüğü ´Anne -Kız Okula Kampanyası´ çerçevesinde başlatılan kursun haberinde buluşmuşuz.


Yer Uzun Mehmet Lisesi.


Halil Hoca okul müdürü.


Kursiyerlerin tamamı roman anne ve çocuklar.


Onlarla çok iyi anlaşıyordu.


Çok büyük keyif alıyordu.


&[#]8220;Bu güzelliği haber yapalım&[#]8221; dedi defalarca.


Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hasan Eryiğit&[#]8217;inde katılımıyla o gün beraberdik.


Roman kadınlar ve çocuklarla çok iyi anlaşıyordu.


Halil Hoca ile uzun süredir görüşememiştik.


Oysa yorumları da yoktu pek.


Pusula&[#]8217;nın tatilden dönüş yolunda olan imtiyaz sahibi Ali Rıza Tığ kötü haberi verdiğinde; &[#]8220;En azından bir vedalaşsaydık hocam&[#]8221; diyebildik.


Toprağı bol olsun.


Mekanı cennet olsun.


İşin özü Zonguldak&[#]8217;a küs giden daha niceleri var.


Bunların bir kısmını biliyoruz.


Kim bilir bilemediklerimiz daha neler var.


Yıllarını Zonguldak&[#]8217;a geçirdiği halde küsüp gidenlerin arasında kimler yok ki.


Siyasetçiler.


Bürokratlar.


İşadamları.


Gazeteciler.


Esnaf.


Emekliler.


Sporcular.


Ağaç yontanlar, yazar- çizerler.


Memlekete küsme yaşı epey gençleşmiş durumda.


Günün birinde bizlerde küsüp gider miyiz diye bazen düşünüyoruz.


Henüz bir niyet yok ama o potansiyel mevcut.


Bu düşüncede olan çok sayıda insan var.


Her küskünlüğün kendince bir nedeni var elbette.


Ancak en önemli neden duyarlılık.


Fazla duyarlı olmaya başlıyorsanız şartlar sizi sürekli bir kıyaslamaya zorluyor.


İşte orası dönüm noktası.


Sonrasında bu güzellik kente ne kadar sevdalı olursanız olun gitmeyi aklınıza koyuyorsunuz.


Halil Hoca; &[#]8220;Asla gitmem&[#]8221; diyenlerdendi.


&[#]8220;Küsmem&[#]8221; diyenlerdendi.


Yakın tarihe baktığımızda kimlerin küsüp gittiğini, kimlerin Zonguldak&[#]8217;tan elini ayağını çektiğini hatırlamak zor değil.


Onları bir kısmı şimdi zaman zaman geliyor.


Aile büyüklerini birkaç dostunu görüp gidiyor.


Niye küsüyorlar, onları küstüren nedir?


Gitmeleri ne anlama geliyor?


İnsanları bu kadar küstürecek neler yapıyoruz?


Biz ne kadar suçluyuz?


Küsmek kolay ama küs ölmek zor olsa gerek!