Şehre, Ankara istikametinden girişinizde, Gazipaşa Caddesine girer girmez, yanında geçip gidersiniz; gideriz, giderim.
Gazipaşa Caddesinin en başında durur; denize doğru çevirmiştir istikametini&[#]8230;
Orada buluşur protesto sesleri, itirazlar, talepler, kendilerine göre &[#]8220;olması gerekeni&[#]8221; söyleyenler.
Etrafını çiçeklerle, yeşilliklerle süslediğimiz, şahitliği Zonguldak&[#]8217;ı anlatan&[#]8230;
Hani konuşurken sırtımızı döndüğümüz, hani eylemlerde arkamızda unuttuğumuz, hani yolların orta yerinde, yolları birleştiren&[#]8230;
Üzerine çıkıp resim çektirdiğimiz, tepesinde bayrak salladığımız, seçimlerde balonlarla etrafını süslediğimiz &[#]8230;
Sadece heykel olarak mı gördük acaba?
Halbuki; işçinin emeğini, madenin ve madencinin şekillendirdiği kültürü simgeliyordu. Galiba sadece yontma taş olarak batık ona! Görmedik&[#]8230;
Madenci Anıtı, bir anıt özelliğinden uzaklaşalı çok oldu.
Eylem, basın açıklaması, yürüyüş, toplanma, fotoğraf çektirme&[#]8230; Hep &[#]8220;sıfır noktası&[#]8221; oldu; başlangıç noktası oldu. Oradan başlamalıydı, madenin yeniden yükselişi, güvenliği, işçi sağlığı, ,iş barışı, işverenin güçlenmesi, mühendisin, işçinin ve ailelerinin mali, ekonomik, sosyal korunması.
Heykeline her türlü vurdumduymazlığı yaptık da; kendisine sırtımızı dönmedik mi madenin, madencinin?
Çalışırken yoklardı caddelerde, emekli iken zaten köylerindeydiler. Öksürükten ciğerleri çıkacakken dahi, sağlam muamelesi gördüler. Yerin inilmez derinliklerinde, ne arefe, ne bayram bildiler. Sadece geride bıraktılar dünyayı, hepimizden önce girdiler toprağa&[#]8230;
Ne çok slogan attık, ne çok diller döküldü işçi hakları için. Bütün dünya birbirine girdi, &[#]8220;emek&[#]8221; ve &[#]8220;ekmek&[#]8221; derdine. Siyaseti belirledi üretimden gelen güçleri, asgari ücrete şehitliğe aday oldular. Kayıtsız kömürle sıvanmış derinliklerin, şehit olduktan sonra sahibi oldular! Kimileri madene işe girdiler, dışarı ödenmez borçlu çıktılar!
Haklarında çok yazıldı, resimleri çizildi; yollarda soğuğa arkadaş oldular; fotoğrafları, filmleri çekildi; hepsi işçiyi yansıttı; onun dünyasını da.
Heykeline olduğu gibi -bence- hoyrat davrandık madencilere, maden meselemize. Maden işçisine, sendikasına, işverenine, mühendisine, ailelerine, mahalle bakkalına hoyrat davrandık; insan olgusunu unuttuk sanki biraz.
Kalıcı ve etkin bir maden politikası geliştirilmeliydi. &[#]8220;Taşkömürünün bugününü, yarınını önce kendimize, sonra ülkemize anlatma&[#]8221; çabasına girişmeliydik. En ince ayrıntısına kadar, sadece madencilerin hayatlarını değil; bir şehrin hayatını da konuşmalıydık.
Madencinin heykeline sırt dönen bizler, maden ocağına girmeden konuşan ben, önce bizden başlayacağız galiba.
Yarın yeni bir gün, &[#]8220;başlamak&[#]8221; için, &[#]8220;geç&[#]8221; diye bir şey yok değil mi?