AK Parti iktidarı, pek çok alanda yaptığı yeniliklerle tüm siyasi
tartışmalara, polemiklere rağmen oylarını arttırarak geldi.
İnsanlar pek çok alanda ülkenin geleceğiyle ilgili endişeler
yaşamasına rağmen iktidarı cezalandırmayı hep ertelediler.
İster iktidar partisine oy versin, ister vermesin herkesin bir
gerekçesi oldu.
En büyük gerekçe, daha önceki koalisyon hükümeti dönemlerinde
yaşanan kaos oldu.
En büyük gerekçe, basiretsiz ve alternatif olma umudu vermeyen
muhalefet oldu.
Mesela, sağlık alanında yapılanlar, başlangıçta bu ülkede her
alandan büyük oranda destek gören uygulamalardı.
Ancak görülen o ki, son yıllarda iktidar elini vatandaşın cebine
iyice daldırmış durumda.
Öyle şeyler oluyor ki, diğer onca güzel hizmetin bir hükmü
tartışılır hale geliyor.
İşte bir örnek
İşte pek çok basın yayın organında yer almayan o haberin detayları
Herkes,
istediği hastaneye gidebilecek. Hiçbir fark ödemeden devlet hastanesine de özel
hastaneye de gidebilecek diyerek vatandaşın desteğini alan iktidar şimdi
de üniversite hastanelerine, yüzde 200e varan fark ücretler getirmiş.
Vatandaşlar, 2007 yılına kadar özel hastaneler dahil, tüm
hastanelerden fark ücret ödemeden
yararlanabiliyordu.
Hatta ek ücret almak yasaktı.
Bu tarihten itibaren, kademeli olarak artan fark ücret uygulaması başladı ve
özel hastanelerin, hastalardan yüzde
200e kadar fark ücret alması şeklinde düzenleme yapıldı.
Vatandaş; Dur bakalım ne
olacak? diye diye bu günlere geldi.
Yetmedi.
Ardından, reçete ve muayenelerden SGK kesintileri alınmaya
başladı.
Bir de gerekçe bulundu.
Denildi ki:
Herkes özel
hastaneye gidip, hiçbir fark ödemeden tedavi olabilecek.
Şimdi yeni bir müjde daha var.
Üniversite hastanelerine giderseniz de yüzde 200e varan fark ücret almaları yönünde düzenleme yapılmış.
Ne diyorlardı:
Vatandaşlarımız,
istediği hastaneye hiçbir fark ücreti ödemeden gidip, tedavi olabilecek.
Şimdi bu halk aldatılmış olmadı mı?
Bu halk aptal yerine konulmadı mı?
Bu ülkede pek çok şey değişiyor.
Ekonomi büyüyor.
Ama halka yansıyan fazla bir şey yok.
Yeni saraylar yapılırken, kurumlarda saltanat sürerken olan yine
garibana oluyor.
Sağlık alanında başlangıçta yapılanlar Ak Parti iktidarının destek
görmesinde etkiliydi.
Ancak şimdi ne dedilerse tersini yapan, garibanı değil sarayları
düşünen, gelir uçurumunu büyüten bir iktidar var.
Bir tarafta sosyal bir devletin yapması gereken yardımları yaparak
insanları kendisine bağlamayı başaran, diğer yandan farklı numaralarla, yeni
vergi yüküyle vatandaşı soyan bir anlayış var.
Peki, bugün seçim olsa ne olur?
Ne olacak?
Bu iktidar yine iktidar olur.
Çünkü tüm bu olumsuz tablolara karşın ne yapmaya çalıştığı belli
olmayan bir muhalefet var.
Kısaca Türkiyeyi bu iktidara mahkum edenler arasında muhalefet
partileri başta geliyor.
Kurtarma
rezaletine dikkat
Karaman Ermenekte meydana gelen maden kazasında kayıp 18 işçiden
biri olan TTK emeklisi maden şefi Recep Çiloğlunun yeğeni Çaycuma ve Köylerini
Kalkındırma Derneği Başkanı Savaş Çiloğlu aradı dün.
Tahmin ettiğimiz, ama medyaya fazla yansımayan kurtarma
rezaletine, koordinasyonsuzluğa değindi.
Her olayda olduğu gibi Ermenekteki facianın ardından gözler yine
TTK Tahlisiye Ekibinin gönüllü ordusundaydı
Uçakla Karamana götürüldüler.
Ya sonrası.
Curcuna.
Zonguldak ekibine laf yok ancak kriz yönetimi sıfır.
Tam bir curcuna
Çiloğluda buna dikkat çekiyor.
Diyor ki:
Gördüğümüz manzara çok kötüydü.
Söz konusu
ocak tabiri caizse boğazına kadar su ile doluydu.
Devletimizin
kurtarma ekipleri oradaydı.
Zamanında
oraya ulaşmışlar, ama müthiş bir panik ve koordinasyon eksikliği gözden
kaçmıyordu.
Bazı
tulumbalar kurulamamış, bazılarının ise hatalı boru kullanımından dolayı
boruları patlamıştı.
Ya yeterli
bilgisizlikten ya da o an ellerinde mevcut olan malzemeleri kullanma
zorunluluğundan olabilir diye yorumladık.
Bir kangal
100 mm su borusunun etrafında yaklaşık 80 kişi olmasına rağmen sevk ve idare
edecek kişi yoktu.
Bizler o
acımızla borunun döşenmesine yardımcı olduk.
Bir conta
için uzun süre beklemek zorunda kalındı.
TTK
tahlisiye ekibi olay yerine hızlı bir şekilde gelmesine rağmen su dolayısı ile
olaya müdahale edemiyordu.
Olay yerine
giren çıkan araçlar kontrol edilemiyor.
Kargaşa
ortamından dolayı etkili ve pratik müdahaleler yapılamıyordu.
Gördüğüm en
önemli aksaklık, bu tür olayların yeraltı çalışması olduğu kadar yerüstü
çalışması da var.
Yerüstünü
halletmeden yeraltına inemiyorsunuz.
Yeraltı
ekibi (TTKdan gelen) hazır ve tecrübeli lakin yerüstünde böyle bir ekip yok,
bu ekibin olmayışı çok büyük bir eksiklik ve çalışmalar bundan dolayı zamanında
başlayamıyor.
TTK
bünyesinde teknik ekipten, tecrübeli bir ekibin kurulması çok faydalı
olacaktır. Bu ekip tıpkı yeraltı ekibi gibi tüm Türkiyeye hizmet verebilir.
TTK Genel Müdürü ve üst yönetimi tahlisiye ekibi konusunda daha
profesyonel bir çalışma başlatabilir.
İçinde halkla ilişkilerin de olduğu bir ekip organizasyonu olmalı.
Türkiyenin en profesyonel kurtarma ekibi konusunda TTKnın da
yeni bir koordinasyona ihtiyacı var.