Yorgan gitti, kavga bitmedi misali bizde de seçim bitti tartışması bitmedi.


Kritikler, analizler, değerlendirmeler sürüyor.


Kimi Stockholm sendromu diyor, kimi oylarımız çalındı diyor, kimi başka bir şey diyor.


Kimse kendisinde hata bulmuyor, ben nerede yanlış yaptım demiyor.


Halbuki sonuçlardan ders alsalar, eksiklerini bulmaya ve gidermeye çalışsalar sonraki seçimde başarılı olacaklar.


Kimi seçimde harcadığı paraları şimdi nasıl çıkaracağını düşünüyor.


Öyle çok paralar harcandı ki tahminlerimizden de öte.


500 bin liradan bahsediyorlar, hatta daha da fazlasından.


Biliyorsunuz seçimde adaylara çağrı yapmış, bütçenizi ve kaynağınızı açıklayın, şeffaf olun, halka hesap verin demiştim.


Bu çağrım yanıt bulmadı.


Bulmadı çünkü seçim bütçesi açıklamak hiçbir adayın işine gelmedi.


Yazılarımda 200-300 bin liradan söz etmiştim.


Benim ki insaflıymış.


500-600 bin lira (eski parayla 500-600 milyar lira) harcayanlar olmuş.


Kamuoyunda böyle konuşuluyor.


Bana 200-300 bin lira o kadar büyük bir para gibi geliyor ki inanın onu bile zorla söylüyorum.


Demek ki 500-600 bin lirayı sokağa atacak kadar bedava parası olanlar var.


Belli ki bunlar parayı kolay yoldan kazanıyor.


Ya da parayı kolay yoldan kazanan sponsorlardan destek alıyorlar.


Seçim bitti, geçim başladı.


Bakalım adaylar ve partililer heba ettikleri paraları yeniden kazanabilecekler mi?


Bugünlerde bir de banklardan söz ediliyor.


Seçim döneminde 2 bin tane bank yaptırılmış, köylere dağıtılmış.


Bu bankların şimdi geri alınacağı söyleniyor.


Belki de alınmaya çoktan başlanmıştır bile.


Bundan sonra yerel seçimler yapılacak.


İki yıl sonra seçim sathı mahalline bir kez daha gireriz.


O banklar işte o zaman lazım olacak.


Sakla bankı, gelir zamanı.


Bu arada yeni Defterdarımız Ali Sağlam Bartın&[#]8217;a geldi ve görevine başladı.


Sayın Sağlam nisan ayında hazırlanan kararname ile Samsun&[#]8217;dan Bartın&[#]8217;a atanmıştı.


Biz Bartın Pusula gazetesi olarak kendisine ilimize hoş geldiniz diyoruz ve görevinde başarılar diliyoruz.


Bartın&[#]8217;da çözüm için yeni Defterdarımızın eline bakan sorunlar var.


Muvazaalı işler var.


Devletin sadece basın sektöründe kapanan iki gazeteden 5 trilyonluk alacağı var.


Bu paranın ödeneceği konusunda hiçbir ışık yok.


Sayın Ali Sağlam&[#]8217;ın yapması gereken çok şey var.


Diyeceksiniz ki Ali Bey&[#]8217;den önce yapılmıyor muydu?


Yapılıyordu ama yeterli gelmiyordu.


Bu göreve vekaleten bakan Sayın Ziya Aksu böyle dedik diye bize alınmasın, kırılmasın, darılmasın.


Ziya Bey&[#]8217;in yaptıkları var, yapamadıkları var.


İşte yapamadıklarını Sayın Ali Sağlam yapacak.


Bartın Defterdarlığı&[#]8217;ndaki değişiklikler Saim Çırıka&[#]8217;nın yaş haddinden emekliye ayrılması sonucu oldu.


Yeni Defterdarımız Ali Sağlam, eski defterdarımız Saim Çırıka&[#]8217;nın başlattığı ancak görev süresi yetmediği için bitirmeye muvaffak olamadığı işlerin gereğini mutlaka yapacaktır diye düşünüyoruz.



Koltuk sevdası



Hafta sonu Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu Başkanlığı için kongre yapıldı.


Mevcut başkan Turgut Altınçubuk kongrede yeniden aday oldu ve başkanlık yaptığı dönemlerin sayısına bir yenisini daha ekledi.


Tek aday olarak girdiği seçimle 5&[#]8217;nci dönemine başlamış oldu.


10&[#]8217;a doğru emin adımlarla gidiyor.


İsterse bu işi 20 dönem yapsın, yerinde gözümüz yok.


Bazı kişiler böyle yerlere geldikten sonra gitmiyorlar ya işte biz bunun üzerinde duruyoruz.


Bir de Altınçubuk, Cevdet Ömeroğlu ile katıldığı bir kongrede &[#]8220;bu son dönemim&[#]8221; demişti ya bu son dönem bir türlü bitmek bilmedi.


Biliyorsunuz biz geçen hafta koltuğuna yapışanları ve her defasında &[#]8220;bi kerecük daha&[#]8221; diyenleri eleştiren bir yazı yazmıştık.


Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu&[#]8217;nda Turgut Altınçubuk&[#]8217;tan önce Cevdet Ömeroğlu, Mehmet Yay ve Ali Kıral başkanlık yaptı.


Bu saydıklarım isimlerin hiçbiri Altınçubuk gibi koltuğa yapışmadı.


Altınçubuk tadında bırakıp gitmeyenlerden.


Çok mu başarılı da gitmiyor.


Kimse çok başarılı olamaz.


İnsanların yaptıkları olur yapamadıkları olur.


Altınçubuk da çok başarılı değil.


Onun da yaptıkları var, yapamadıkları var.


Bartın&[#]8217;ın profesyonel futbol liglerinde bir tane takımı olmamasında Amatör Spor Kulüpleri Federasyonu&[#]8217;nun hiç mi payı yok.


Biri amatör spor diğeri profesyonel spor, ne alaka diyenler olabilir.


Onlara diyeceğim şudur:


Bir yerde profesyonel takım olmazsa amatör sporu geliştiremezsiniz.


Bir ya da birkaç takım (biz birine razıyız) profesyonel olmazsa, hele bu görevin öncelikle sahibi olan Bartınspor gibi bir takımı tam 12 sezondur profesyonel lige gönderemediyseniz onun ayarında olmayan ama onunla aynı ligde bulunan diğer takımları baskı altında tutmuş olursunuz ve amatör sporun çanına ot tıkarsınız.


Altınçubuk bu kadar hizmet ettim yeter, biraz da başkaları yapsın, gençlerin önünü açayım demesini bilmeyenlerden.


Bu işten emekliliği geldiği halde halen daha devam edenlerden.


Koltuğu, makamı, mevkiyi, etiketi seviyor belli ki.


Gidişata bakılırsa ömrünün sonuna kadar bu göreve devam edecek.


Kendisinden sonra da herhalde oğlu başkan olacak.


Böylece bu görev babadan oğula geçmiş olacak.


Bazıları demokrasiyi böyle biliyor ama bu demokrasi değil otokrasidir.



Türkçe Olimpiyatları



Türkçe Olimpiyatları bu yıl da izleyenlere duygulu anlar yaşattı.


Ankara&[#]8217;daki ödül töreni görülmeye değerdi.


Dünyanın dört bir yanındaki Türk okullarında eğitim gören yabancı çocuklar sahnede Türkçe şarkılar söyledi.


Türkçeleri ve şarkıları çok güzeldi.


Programı televizyondan ilgiyle takip ettim.


Öğrenciler kendi şiveleriyle Türkçe&[#]8217;mizi ve şarkılarımızı daha zarif ve ilgi çekici hale getirdiler.


Yurt dışındaki Türk okulları bulundukları ülkelerin çocuklarına, gençlerine dilimizi öğreterek çok iyi bir iş yapıyor.


Bu okulların sadece Türkçe konusunda değil diğer branşlarda da başarılı bir eğitim verdiklerini biliyoruz.


Türkçe kadar zengin, düzgün, anlamlı başka bir dil olabileceğini sanmıyorum.


Dilimizi korumak, geliştirmek ve yaşatmak gibi bir görev ve sorumluluğumuz olduğunu unutmayalım.


Bu görevi en başta yazı satan kişiler olarak biz gazeteciler ve Türkçe&[#]8217;yi insanlara öğreten kişiler olarak da eğitimciler &[#]8216;en iyi şekilde&[#]8217; yapmak durumundayız.


Türkçe&[#]8217;yi hem okuyup hem yazan o çocuklardan almamız gereken o kadar çok ders var ki.