Yoğun kar yağışının ardından karayollarının geldiği durumu gördünüz değil mi?

Zonguldak-Ereğli ile Zonguldak-Beycuma yol ayrımı arasındaki rezalet öyle görüntüyle, fotoğrafla anlatılacak gibi değil.

Sapça Tüneli ile Gökgöl Tüneli arasındaki bölüm tam bir rezalet.

Duble yolun bir bölümü kapatıldı.

Çünkü yapılan yol bozuldu.

Kardeşim, bu nasıl yol yapmak?

Bugün köy yolları bile bozulmuyor.

Bizim yollar nasıl bozuluyor Allah aşkına?

Bu yolların yapımını denetleyen bir yetkili yok mu?

Bu Karayolları yetkilileri ne iş yapıyor?

Üzülüyor, kahroluyoruz.

Hem devletin parasının havaya uçmasına, hem de çektiğimiz sıkıntıya…

Bahar gelsin…

Şu havalar düzelse, ne güzel olacak.

Kente kim gelirse, canlı yayında ekrana getiriyoruz.

Havaların soğuk olması performansımızı etkiliyor.

Ve bizi biraz kapalı mekânlara sokuyor.

Oysa biz daha çok sokakta olmak istiyoruz.

İlçelerimizden, beldelerimizden, sokaklardan, caddelerden yayın yapmak istiyoruz.

Herkesin ekranda olmasını, fikirlerin akılda değil, ekranda olmasını istiyoruz.

Çok seslilik yaratıp halkın yöneticilere ulaşmasını istiyoruz.

Ve bu nedenle bir an evvel bahar gelsin istiyoruz.

Kıssadan Hisse: Mal sevgisi…

Büyük fıkıh (hukuk) bilgini, Hanefi mezhebinin kurucusu İmam-ı Azam Ebu Hanife´nin (8’inci yüzyıl) ilmi faaliyetleri yanında ticaretle de meşgul zengin bir zat olduğu malumdur. Bu büyük insan, gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırdı. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslendi:

“Ya imam, gemin battı!..” (İmamın ticari mal taşıyan gemileri mevcut)

İmam-ı Azam, bir anlık tereddütten sonra, “Elhamdülillah” dedi.

Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber verdi:

“Ya imam, bir yanlışlık oldu, batan gemi senin değilmiş.”

İmam, bu yeni habere de, “Elhamdülillah” diyerek mukabele etti. Haber getiren kişi hayrete düştü:

“Ya imam, ‘gemin battı’ diye haber getirdik, ‘Elhamdülillah’ dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine, ‘Elhamdülillah’ dedin. Bu nasıl hamdetme böyle?”

İmam-ı Azam izah etti:

“Sen ‘gemin battı’ diye haber getirdiğinde iç alemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah´a hamdettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah´a şükrettim.”

Günün Fıkrası: En güzel iş…

Adamın biri iş arıyormuş. Çok istediği bir firmanın görüşmelerine girmiş. Sorular... Sorular… Sınavlar… Yetkililer de fark etmiş ki adam tın tın. Pek bir işe yaramaz. Neyse, “Marketing ister misin?” demişler. Adam, "Yok, ben daha güzel, daha kalifiye bir iş arıyorum" demiş. “Peki, satış düşünür müydün?” demişler. Adam, "Yok, o da olmaz, çok basit bir iş o, ne var ki mal satmakta, olmaz."

“Peki, içinde hem zevk veren, hem de seyahat olan bir iş sunsak size” demişler.

Adam, “İşte bu yaa, bunu niye baştan söylemiyorsunuz. Tam böyle bir şey arıyordum. Neymiş o?"

"S…. git."

Günün Sözü:

Acıların bölüşülmesi değil, sevinçlerin bölüşülmesidir dostluğu yaratan.

Nietzsche