31 Mart seçimlerinde,
Tasarruf lafını ağzından düşürmeyen,
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem,
Hizmetten kısarak tasarrufa yöneliyor.
Çiçek dikiyorlar.
Hizmet ettik sanıyorlar.
Ağaç buduyorlar,
Basına servis ediyorlar.
Nereden nereye?
Değil mi?
Bu şehir çok değil aylar önce,
Fevkani Köprüsü’nün yıkımından dolayı,
Memnuniyetini dile getiriyordu.
Şimdi çiçeklerin rengine bakarak,
‘Keşke kırmızı dikselerdi’ diyebiliyor.
Hizmet skalası yerlerde.
Sayın Erdem’in tasarruftan tek korkmadığı alan,
Kendisine yakın isimleri belediyeye almak.
Zonguldak Belediyesi’nde,
İşe girmek için ilk kriter soyadınızın ‘Özdemir’ olması.
Aynı evden,
Karı Koca Özdemir çiftini,
Zonguldak Belediyesine alan Başkan,
Şimdi de Gazeteci Mustafa Özdemir diyeceğim ama,
Tarafsızlığı da kalmadı.
CHP’de siyaset yapan Mustafa Özdemir’i işe alıyor.
Zonguldak Belediyesi’nden üçüncü Özdemir devri başlıyor.
Belediyeye iş başvurusu yapacak vatandaşların,
Öncelik olarak,
Soyadlarını,
Özdemir yapmaları gerekiyor.
Özdemir soyadının tezahürleri olmaz.
Mesela,
Halkınsesi ile Özgür Halkın Sesi aynı tadı vermiyor.
Kebapçı gibi.
Has Urfa, As Urfa…
O sebepten,
Soyadınız ‘Demir’ geçmesi işinize yaramaz.
Hatta soyadınızda ‘Demir’ varsa,
Çok büyük sıkıntılar bile çıkabilir.
Mustafa Özdemir sizi belediyeye bile sokmayabilir.
Gerçek demir, saf demir, hakiki demir, özgür demir, sert demir…
Başın ‘Öz’ olacak hemşehrim!
Siz ‘Özgür halkın Sesi’ isminin nereden geldiğini sanıyorsunuz?
Başında ‘Öz’ olması için.
Neyse!
Tahsin Erdem,
Basını ikiye ayırıyor.
Kendisine yakın olanlar ve diğerleri.
‘Benim gazetecim’ olacak diyor.
‘Benim gazetecim Mustafa, Akın’ diyor.
Son dönemde,
Moda olan bir Roman Şarkısı var.
‘Cartttt currttt’ diye.
Tahsin Erdem,
İkinci makasa giderse,
Mustafa Özdemir için şu sözler ile şarkıyı çaldırsın,
*
Benim Mustafam makasa atar,
Kağıt gibi sizi yırtar,
Yırtığını görmesin A benim Mustafam,
Acil dikiş hemen atar!
*
Cart curt
Cart curt
Yırt onu, yırt, yırt
Cart curt, cart curt
Yırt onları Mustafam, yırt, yırt
* * * * * * * *
Zonguldak’ta,
Bir tane çıngıraklı yılan var biliyorsunuz.
Çok konuşur.
Çok gezer.
Abim der.
Para der.
Çatallı dili asla durmaz.
Bu yılan meğer hapis cezası almış.
İş para cezasına dönmüş.
Ama yılan,
Ne hapis cezasının,
Ne avukatın parasını ödemiyor.
Para tahsil de edilemiyor.
Neden?
Çünkü sigortası da yok.
Yılanın yaşam sigortası Allah’a kalmış.
Ömür verdikçe gidiyor işte.
Çok bahsettiği ağabeyi de,
Bundan bıkmış olacak ki,
Cezaları ödememiş.
Dönem dönem,
Sık sık ağabeyleri değişen bu yılan,
Yaz mevsimi ile birlikte,
İninden çıktı.
Gazipaşa’da dikkat edin.
Her an yılan çıkabilir.
Gerçi Gazipaşa’da,
Yılan döven,
Yakalayan çok kadın var.
Allah başımızdan eksik etmesin.
* * * * * * * *
Köşe yazılarımızda kullandığımız üslüp,
Birilerine o kadar batıyor ki!
Yok küfürmüş,
Yok hakaretmiş!
Haydi ordan ya!
Biz olaya sizin gibi sığ bakmıyoruz.
Biz,
Ağdalı bir dil olan Türkçe’yi,
Enstrüman gibi kullanıyoruz.
Ahenk katıyoruz.
Dilin gelişimine,
Katkı sağlıyoruz.
Ali Rıza Tığ yazıyor, “Erkeklerden para alarak karşılığında onların cinsel zevklerine hizmet eden, bu işi meslek edinmiş olan kadın...”
Biz okuru da düşündürmek istediğimiz için,
Genelde cevabı okurlarımıza bırakırız.
Yukarıdaki örnekte olduğu gibi.
Bir ara,
Benim Citroen Ami,
Citroen Saxo,
Ve Ford Escort yazılarına kafayı takmışlardı.
Halbuki ben de,
Araba markaları üzerinden feedback sağladım.
Bunları yazıyoruz diye bize kızıyorlar.
Keşke açık açık küfür de yazabilsek.
Küfür dilin cilasıdır.
Cem Yılmaz’a küfür ediyor diye kızmıyorsunuz.
Hasancan Kaya’ya küfürlü konuşuyor diye kızmıyor,
Katıla katıla gülüyorsunuz.
Mizah zeka işidir.
Biz de mizah yapıyoruz.
Bizi eleştiren güruha gülüyorum.
Ulan hayatınızda bizim gibi kalemler olduğu için dua edip, secdeler edeceğinize,
Biz hala nankörlük görüyoruz.
Biz kaliteyiz…