Makam mevki sahibi insanları, çok sayıda dosyası bulunan, mahkemeden ceza alan, toplumun geneli tarafından muteber sayılmayan, sağa sola borç takan, icradan başı kalkmayan kişilerle bir arada, samimi bir şekilde, aynı fotoğraf karesinin içinde görmek sizi rahatsız eder mi?


Sizi bilmem ama ben bundan son derece rahatsız olurum.


Üzülürüm, kanıma dokunur, moralim bozulur. Bu görüntüyü devlete yakıştıramam.


Biz böyle düşünüyoruz ama bazı yetkililer böyle düşünmüyor.


Bazı yetkililerde &[#]8220;Devlet herkesle oturur, böyle yaparak onlardan bilgi alırız, yararlanırız&[#]8221; düşüncesi var.


Bu sadece düşüncede kalmaz, aynı zamanda uygulanır da.


Sorun da bu zaten. Bu davranış bana ters geliyor.


Yetkililer bana göre suça bulaşmış, hadi suça bulaşmışlar mahkeme kararı ile suçlu olup olmadıkları henüz kesinleşmediği için neyse de, mahkeme kararı ile suçlu oldukları kesinleşenlerle hiç görüşmemeli.


Burada şöyle bir parantez açmakta fayda görüyorum:


Adam dürüst olur, iyi niyetli olur, yanlışlık sonucu, kazayla veya hata yaparak ya da çamur at izi kalsın misali başına bir iş gelir düşmanları tarafından tuzağa düşürülür, öteki taraklarda bezi yoktur, işte bunları ayrı tutmak lazım.


Ben yetkili olsaydım (iyi ki olmamışım) bırakın makamıma girmeyi ya da fotoğraf karesinde olmayı, bu durumda olan şahıslar makamımın bulunduğu binanın değil yakınından çevresinden bile geçemezlerdi.


Yetkililerin suçlularla bir arada görünmesi iyi değil.


Böyle görüntüler vatandaşın gözünde devlete olan inancı ve güveni azaltır, devletin prestijini bozar, itibarını sarsar.


Dolayısıyla bu durumdaki kişilerden uzak durulmasında kamu yararı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.


Bunlar hasbelkader, kafa kol ilişkileriyle ve çeşitli oyunlarla parti yöneticisi veya sivil toplum örgütü yöneticisi de olabilirler, bu görevlerinden dolayı sahip oldukları etiketler sayesinde yetkililerin kapısını kolaylıkla çalabilirler.


İstedikleri kadar çalsınlar, isterlerse etiketin en âlâsına sahip olsunlar, yetkililer bunları yine de kendilerine, makamlarına, mevkilerine bulaştırmamalılar.


Böyle şeylere dikkat etmeyen, bu durumdaki şahıslarla senli benli olan yetkililer olduğu gibi böyle şeylere dikkat eden, hassasiyet gösteren, bu durumdaki şahısları yanına yaklaştırmayan yetkililer de var.


Bir arkadaşım yaşadığı vilayetten örnek verdi.


Bir yetkili 7-8 dosyası bulunan bir şahsı sahip olduğu etikete rağmen makamına kabul etmiyormuş, onunla aynı fotoğraf karesine girmiyormuş.


İşte böyle olmalı. &[#]8220;Ben ondan bilgi alıyorum, bu yüzden makamıma kabul ediyorum, birlikte aynı fotoğraf karesine giriyorum&[#]8221; mantığı kabul edilemez.


Yetkilinin bilgi almasına ne gerek var.


Bilgi görevliler tarafından alınır, yetkililere verilir.


Burada niyet bilgi almak mı, dedikodu öğrenmek mi, bu da tartışılır.


Devletin o kadar çok ilgili makamı var ki bilgi toplamada yetkililerin bizatihi kendisine ne hacet.


Böyle şeyler görevlilerin işi.


Görevliler gereken bilgileri zaten toplar, topluyor da.


Bu işler bu kadar basit olmamalı.


Yetkililer öyle herkesle oturup kalkmamalı.



Memleketimden gazetecilik manzaraları (L)



Başlıktaki işaret Romen rakamlarında 50 demek.


Manzaralarda hayırlısıyla 50. yazıya gelmiş bulunmaktayız.


50 sefer söyledik, yine de basındaki bilinen hastalıkların, alışkanlıkların, hata yoğunluğunun önüne geçemedik diyebiliriz.


Klavyemizde tüy bitti. Yanlışlar dolu dizgin devam etti, ediyor.


Yanlışları yapanlar sadece bizden değil partilerden, bürokratlardan, dernek ve odalardan da gerekli tepkileri alıyorlar.


CHP İl Başkanı Selim Karakaş&[#]8217;ın Salı günkü gazetemize &[#]8220;Dedikoduyu haber yapmışlar&[#]8221; ve &[#]8220;Bunlar haber değil dedikodu&[#]8221; başlıklarıyla haber olan açıklamaları bunun en çarpıcı örneğini oluşturdu.


Bunun için partide basın toplantısı düzenleyen Karakaş açıklamasında yerel bir gazetede çıkan partisine yönelik haberi yalanlıyor, yazılanların yanlış ve dedikodudan ibaret olduğunu söylüyor, kasıt var diyordu.


Başkan Karakaş&[#]8217;a katılmamak mümkün değil.


Dedikodu haber yapılmaz.


Bu tarz gazetecilik, meslek ilkelerine ve ahlakına aykırı.


Bunların kaçıncı hatası. CHP İl Başkanının tepkisi umarım kendilerine gelmelerine vesile olur. Basınımızda yaygın olarak görülen haber tekrarları, bayat haber kullanmalar ve Türkçe hataları da devam ediyor.


Dedik ya 50 kere söyledik. Biz tekrar haber yapmayın, çıkmış haber kullanmayın, Türkçe&[#]8217;ye özen gösterin demekten bıktık, bunlar tekrar haber yapmaktan, çıkmış haber kullanmaktan, Türkçe&[#]8217;si bozuk yazı yazmaktan bıkmadı.


Bir gazete 23 Şubat&[#]8217;ta &[#]8216;Vali İsa Küçük İFC Reports&[#]8217;a açıklamalarda bulundu&[#]8217; başlığı ile verdiği haberi 24 Şubat&[#]8217;ta &[#]8216;BAKKA The Guardian Gazetesinde&[#]8217; başlığı ile tekrar etmiş.


Başlık farklı, yazı aynı. Bir gün önce çıkan haberin aynısını bir kere daha yapmışlar.


Vallahi pes doğrusu. Bu kadar olmaz. Haber tekrarının bu kadar hızlısını da gördük ya artık gözümüz arkada kalmaz herhalde.


50 kere söyledik, gerekirse 150 kere, 250 kere söyleriz.


Amacımız gazeteciliğin meslek ilkeleri doğrultusunda düzgün bir şekilde yapılmasını sağlamak.


Nasip olursa dalyaya doğru emin adımlarla gidiyoruz.


Daha çok manzara yazımız olacak.



Sigara yok, sağlık var



Sigara illetinden kurtulalı 18 Şubat&[#]8217;ta 6 yıl oldu.


Her 18 Şubat&[#]8217;ta yıldönümü yazısı yazmak benim için gelenek haline gelmişti.


Bu 18 Şubat&[#]8217;ta gündemin yoğun olmasından dolayı yıldönümü yazısına fırsat bulamadım.


Böyle şeyleri yazıyoruz ki insanlar sigaranın zararlarından kendilerini korusunlar.


Gazeteci olarak uyarı ve bilgilendirme görevimizi yapmaya çalışıyoruz.


Sigarayı ne kadar çok kişi bırakırsa o kadar iyi.


Havamız o kadar temiz olur, o kadar da sağlıklı oluruz.


Biliyorsunuz asgari ücret açlık ve yoksulluk sınırının altında.


En çok yadırgadığım ve şaşırdığım konulardan biri de asgari ücretlilerin de sigara içiyor olması.


Asgari ücret alıp da bu paranın ayda en az 150 lirasını sigaraya vermek akıl kârı bir iş değil.


Asgari ücretin 630 TL olduğunu hatırlatırım.


Dolayısıyla bu gider son derece lükse kaçıyor.


Sağlık Bakanlığı tarafından hazırlanan reklamlarda televizyonlarda şu sıralar gırtlak ve akciğer kanseri olmuş bir kişiyi gösteriyorlar.


Sigara adamcağızı ölmekten beter etmiş.


Gırtlağındaki sorun nedeniyle sesi kısılmış.


Eşi &[#]8220;Çok uyardım ama anlamadı. Beni dinlemedi. Sigara yüzünden hastalanınca bana hak verdi ama iş işten geçmiş oldu&[#]8221; diyor.


Sigarayı iş işten geçmeden bırakın.



Başsağlığı



Geçirdiği bir rahatsızlık sonucu vefat eden Kozcağız Belediyesi emekli Fen İşleri Müdürü Halil Tursun&[#]8217;u tanırdım.


İyi bir insandı, Bartınspor&[#]8217;a katkı yapan sporsever bir kişiydi.


Hayata erken veda etti.


Aynı gün bir cenaze daha vardı.


Cumhuriyet Başsavcımız Sadettin Arslan da babasını kaybetti.


Arslan&[#]8217;ın babası memleketi Zonguldak&[#]8217;ta toprağa verildi.


Allah rahmet eylesin.


Tursun ve Arslan ailelerine başsağlığı ve sabır dileriz.