Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Turgay Olcayto’nun geçtiğimiz günlerde düzenlenen medya seminerinde cümlelerine dikkat…

Diyor ki Olcayto:

“Bugünlerde içeri alınan meslektaşlarımız var.

Bazıları diyor ki:

‘Niye bu arkadaşları destekliyorsunuz?’

Biz her yurttaşın ‘masumiyet karinesi’nden yararlanması gerektiğini düşünüyoruz.

Bu meslektaşlarımız, haklarında mahkeme kararı çıkana kadar bizim gözümüzde suçsuzdurlar.

Terörle ilgili suçlamalar biliyorsunuz, daha önceki yıllarda da yapıldı.

Gazeteciler örgüt kurmaz, kalemleriyle uğraşır.

Gazetecilere ‘terör örgütü üyesi’ demek en yanlış tutumdur.

Artık iktidarın bu yakıştırmadan vazgeçmesi gerekiyor.

Çalışanların mağdur edildiği bir dönemdeyiz.

Bugünü, geçmişle kıyaslamamak gerekiyor.

Geçmişte de gazeteciler mağdurdu, şimdi de mağdurlar var.

Bizim gazetecileri sağcı, solcu, cemaatçi gibi ayırma lüksümüz yok.

Biz gazeteciler dayanışma içinde olmalıyız.”

İşin özeti budur işte…

[*] [*] [*]

Bir de sonuç bildirgesi var.

Satır başlarıyla şöyle:

“Yerelde resmi ve özel kurumlar muhabirliği yok edici şekilde davranmaktan vazgeçmeli. Basın toplantısı düzenlemekten kaçınıp basın bültenleriyle haberlerini verme alışkanlığına son verilmeli.

[*] [*] [*]

Resmi kurumlar, yerel basına da akreditasyon uygulamamalı. Resmi kurumlar, haberlerini sadece Anadolu Ajansı ve TRT üzerinden verip halka tek tip haber ulaşmasına neden olmaktan vazgeçmeli.

[*] [*] [*]

Halkın haber alma hakkının gerçekleşmesi için resmi ve özel kurumlar düzenli basın toplantısı yapmayı sürdürmeli. Yerel muhabirler toplantıya çağrılmalı. Gazetecilerin soruları mutlaka yanıtlanmalı.

[*] [*] [*]

İllerdeki gazeteci derneklerinin sayısının artmasının gazetecilerin bölünmesine zemin hazırladığı unutulmamalı. Dayanışma için sadece mesleğini yürüten gazetecilerin ağırlıklı olduğu dernekler etrafında birleşilmeli.

[*] [*] [*]

İktidar, 5953 Sayılı Basın İş Kanunu’nu değiştirme çabalarından vazgeçmeli. Yerel medyada 5953 Sayılı Basın İş Kanunu’na uygun çalışan gazeteci sayısının artırılması desteklenmeli. Gazeteciler basın kartı alabilmeli.”

[*] [*] [*]

Bu mesajlar önemli.

Çünkü medya tek başına çökmüyor.

Siyasetçilerle birlikte çöküyor.

Bürokratlarla birlikte çöküyor.

[*] [*] [*]

Zonguldak özelinde bakalım mı?

Medya yerlerde sürünüyorsa, tek sorumlusu; medya patronları, medya çalışanları değil.

Bu kentin bürokratları, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimlerinin katkısı da çok büyüktür.

Hep söylüyoruz.

Medya gücü, bir kent için çok önemli.

Zonguldak’ta sayıları 70’i bulan gazete var.

İçerikleri, kente, sosyal yaşama, sorunlara, çözüme katkılarının ne kadar olduğunu siz hesaplayın.

[*] [*] [*]

İyi de, kötü de göreceli bir kavram.

Tablo ortada…

Bu kentte gazetecilik yapan bizler, bu tablodan ders çıkarmalıyız.

Bu kentte siyaset yapanlar, bu kentin bürokratları, sivil toplum kuruluşları; medyayı sadece işlerine geldiklerinde kullanabileceklerini zannedenler, bu alışkanlıklardan vazgeçmeli.

[*] [*] [*]

Güçlü ve etkili yayınlar, bu kent için lazım.

Kim olursa olsun…

Eskiden her şey iki tünel arasında kalıyordu.

Şimdi pek öyle değil.

Siz buradan yazıyorsunuz, ertesi gün Ankara’da ilgili bakanlığın önünü konuluyor.

Siz burada; bazı sorunları, olayları, gelişmeleri ne kadar saklamak isteseniz de, artık işler eskisi gibi değil.

[*] [*] [*]

Mesela, bazı kamu kurumlarının buradaki yöneticileri henüz ayılmamışken, ilgili kurumun Ankara’daki Genel Müdürlüğü veya Bakanlığın ilgili birimi çoktan Zonguldak’ı aramış oluyor.

Mesela, bazı haberler sonrası Ankara’dan sabahın 10.00’da telefonların geldiğine tanık oluyoruz bu gazeteye…

[*] [*] [*]

Yerel medya, bu kentin en önemli güçlerinden biri…

Eksikleriyle, fazlalıklarıyla bu kentin gerçeği…

Herkes; kendi gücü, bilgisi ve saygınlığı oranında etkili olur.

Kimi ağzıyla, kimi haberiyle, kimi yorumuyla…

Pusula, bu bağlamda yerelden genele etki eden bir yayın olmaya devam ediyor.

Bu etki, televizyonla birlikte daha da arttı.

Daha da artacak.

[*] [*] [*]

Zonguldak’a katkı sunmaya, sorunların üzerine gitmeye devam edeceğiz.

Eksiklerimizi görerek gitmeye devam edeceğiz.

Tartıştıracağız…

Konuşturacağız…

Umarız, bu kentin milletvekilleri, siyasetçileri, bürokratları, sivil toplum kuruluşları, sadece işini yapmaya çalışan Pusula ve benzeri medya kuruluşlarının gücünden daha fazla, daha doğru yararlanmayı akıl ederler!

Örnek insan…

Günün güzel davranışı Kahramanmaraş’tan…

Haber şöyle:

“Olay, öğle saatlerinde Kuddusi Baba Bulvarı’nda meydana geldi.

Otomobiliyle Kıbrıs Meydanı yönüne giden kimliği belirsiz kadın sürücü, dörtlü flaşörlerini yaktığı otomobilini yol kenarına park ederek, aracından indi ve bastonla yolun karşısına geçmeye çalışan kimliği bilinmeyen yaşlı adamın yanına gitti.

Kadın sürücü, kolundan tutarak yardım ettiği adamı yaya geçidinden yolun karşısına götürdü.

Kadın sürücü, daha sonra otomobilin dönerken, kaldırımda beklemesini istediği yaşlı adama kadın arkadaşı aracılığıyla para gönderdi.

Yaşlı adam Onikişubat Stadı yönüne, kimlikleri bilinmeyen kadınlar ise, otomobille Azerbaycan Bulvarı’ndan ilerleyerek bir süre sonra gözden kayboldu.

Bu olanlar, kameralar tarafından kaydedildi.”

Mesele, kadınların o vatandaşa para verip vermemesi değil.

Güzelden kast ettiğimiz de bu değil.

Güzel ve anlamlı olan, o vatandaşın karşıya geçmesi için yapılmış davranış.

Toplum olarak bizim paradan çok böylesine duyarlılıklara ihtiyacımız var.

O kadın bulunmalı ve ödüllendirilmeli.

Parayla, pulla değil.

Toplumda farkındalık yaratma adına konuşma fırsatı verilmeli.