Bartın yeni bir adli yıla daha eski Adliye binası ile giriyor.
Önceki adli yılların açılışında olduğu gibi bugün Cumhuriyet Alanı&[#]8217;nda yapılacak törende de bu konuya bir kez daha dikkat çekileceğini sanıyorum.
Özellikle son yıllarda her adli yılın açılışında, her Avukatlar Günü&[#]8217;nde ve her Baro kongresinde konuşulan bu konu Bartın&[#]8217;ın çözüm bekleyen müzmin sorunları arasında bulunuyor.
1991&[#]8217;de il olan Bartın&[#]8217;da bugün kamu kurum ve kuruluşlarının çoğu fiziki olarak yeterli binalarda hizmet veriyor.
Yakında Valiliğin de yeni binasına taşınmasıyla hem Valiliğin hem de Defterdarlığın ve Vergi Dairesinin sorunu çözülmüş olacak.
Bir tek Adliye kaldı gibi bir şey.
Uygun arazi bulunamadığı için sorun çözülemiyor.
Eski binanın fiziki yetersizliği iş yükü arttıkça kendini daha da belli ediyor.
Adliye&[#]8217;nin koridorlarına ve zemin katına yapılan odalarla ihtiyaç giderilmeye çalışılıyor.
Baro Başkanımız Şeref Yıldız ve Şanlıurfa&[#]8217;ya giden eski Başsavcımız Mustafa Yalçın adli yıl açılışlarında bu konuyu her defasında gündeme getirdi.
Şimdiki Başsavcımız Sadettin Arslan da konunun üzerinde önemle ve hassasiyetle duruyor.
Son bir yıl içinde yapılan girişimler sonucu bazı yerler bulundu ama yeterli görülmediği için olmadı.
Basın olarak biz de bu konuyu her fırsatta gündeme getiriyor, sorunun çözülmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz.
Bu konuda birçok defa yazı yazdık.
Hatta bir keresinde madem Adliye için hazineye ait uygun arazi bulunamıyor, hayırsever vatandaşlarımız ne güne duruyor dedik, onları göreve davet ettik.
Eksik olmasınlar, hayır sever vatandaşlarımızı eğitim alanında güzel işler yaparken görüyoruz.
Adliye de eğitim kadar önemli.
Çağrımızı tekrar edelim: Bu alanda da kendilerini görmek isteriz.
Hakim, savcı, personel, araç-gereç eksiği de Adliye&[#]8217;nin önemli sorunları arasında bulunuyor ve dosyalar da dağ gibi ama bu konu çok daha önemli.
Yer darlığından dolayı bazı mahkemelerin kurulamadığını, bazılarının da Adliye içinde gezdiğini ve hangi salon boş ise orada toplanıp davaları gördüğünü biliyoruz.
Adliye binası ihtiyacı sadece Adliye&[#]8217;nin, hakimlerin, savcıların, avukatların ve memurların sorunu değil Bartın&[#]8217;ın, sizin, bizim, hepimizin sorunu.
Adliyeler hak-hukuk dağıtılan yerler.
Verilecek kararların daha doğru, sağlıklı ve adil olması için fiziki mekânın rahat ve ferah olması gerekir.
Eski binalarda, dar odalarda yapılan çalışmaların kararları etkilemesi ve iş verimini düşürmesi kaçınılmaz olur.
Başsavcımız geleli daha bir yıl oldu.
Milletvekillerimiz 2007&[#]8217;de, Belediye Başkanımız 2009&[#]8217;da seçildi.
Vali Bey 4 yıldır Bartın&[#]8217;da ve her adli yılın açılışında ve Avukatlar Günü nedeniyle Adliye&[#]8217;yi ziyaretinde bina sorunu konuşulur.
Bu sefer yine konuşulacak.
Vali İsa Küçük, Belediye Başkanı Cemal Akın, iktidar partisi milletvekili Yılmaz Tunç, muhalefet partisi milletvekili Rıza Yalçınkaya, daire amirleri, parti başkanları ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yeni adli yılın hayırlı olması dileğiyle yapacakları ziyaretlerde mutlaka bina sorunu üzerinde durulacak.
Hep durulduğuyla, konuşulduğuyla kalıyor.
Bu defa kalmasın.
Yeni adli yılda bu sorun çözülsün.
Yargı bağımsızlığı&[#]8230;
Yargıdan başladık, yargıdan devam edelim.
Biliyorsunuz yeni adli yıla Anayasa&[#]8217;da yapılan değişiklikler nedeniyle yargı bağımsızlığı konusunda yaşanan yoğun tartışmalarla, referandum gölgesi altında giriyoruz.
Malumunuz 12 Eylül&[#]8217;de sandıktan evet çıkarsa Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu&[#]8217;nun yapısı değişecek.
Muhalefet hayır propagandasının temelini yargı ile ilgili iki maddelik değişikliğe oturtuyor, yargı bağımsızlığı tehlike, hükümet yargıyı kendisine bağlamak istiyor diyor.
İktidar eleştirilere katılmıyor, asıl şimdi yargı bağımsız ve tarafsız olacak diyor.
Hükümetle yüksek yargının arası iyi değil.
Bugüne kadar defalarca karşı karşıya geldiler.
Başbakan Erdoğan ve hükümet yetkilileri zaten her fırsatta açık bir şekilde söylüyor, aldığımız kararlar mahkemeden dönüyor diyor, yargıya sitem ediyor.
Hukuka uygun değil demek ki dönüyor.
Bana göre olaya böyle bakmak lazım.
Sayın Başbakanımızın özellikle son yıllarda başta Danıştay olmak üzere Yargıtay, Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile YARSAV&[#]8217;a yönelik sert eleştirileri var.
Son çıkışında &[#]8220;Vali atıyoruz, mahkeme iptal ediyor&[#]8221; demişti.
Atama hukuka uygun olsa mahkeme iptal edebilir mi?
Milletvekilimiz Sayın Yılmaz Tunç da açıklamalarında, Anayasa Mahkemesinin mevcut yapısının taraflı olduğunu anlatırken türban kararı gibi iptal edilen kararları sıralıyor, bunların yanlış olduğunu savunuyor, yapılan değişiklikle hem Anayasa Mahkemesinin hem de HSYK&[#]8217;nın tarafsız ve bağımsız hale geleceğini söylüyor.
Aynı şeyleri Sayın Tunç&[#]8217;a söylemek isterim.
Anayasa Mahkemesi şikayet durumunda çıkarılan kanunların hukuka uygun olup olmadığına bakıyor.
İptal edilen kanunlar hukuka uygun olsa iptal edilmezlerdi herhalde.
Sonuçta kararları bir ya da iki-üç hakim almıyor, yüksek mahkemenin 10&[#]8217;dan fazla hakimi var.
Hadi iktidar gibi düşünüp de bazılarının taraflı olduğunu varsayalım.
İyi de yüce mahkemede görev yapan sayın hakimlerimizin hepsi de taraflı değil ya.
Muhalefete göre iktidar Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirerek ileride Yüce Divanlık olma ihtimaline karşılık kendisini şimdiden garantiye almak istiyor.
Bugünkü iktidar bazı iddialar yüzünden nasıl kendisinden önceki iktidarı, bakanları, başbakanları Yüce Divan&[#]8217;a gönderdiyse, bundan sonraki iktidar değişikliklerinde de aynı şeyler olacak.
Eğer iktidar gerçekten yargıyı kendine bağlamak için bu değişiklikleri yapıyorsa yanlış yapıyor.
Dediğim gibi Danıştay ve Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilen kararların hukuka uygunluğunda sorun olmalı.
İktidar kararlarını hukuka daha uygun hale getirmeye çalışsa iyi olur.
Hukuk herkese lazım.
Sigarada ramazan fırsatını değerlendirenler
Bir Ramazan ayı daha geldi geçiyor.
İnsanların dini duygularının öne çıktığı bu ayda oruç tutuldu, bol-bol namaz kılındı, dualar edildi, fakirlere yardımlar yapıldı.
Ramazan ayında oruç tutanlardan bazıları çok önemli bir şey daha yaptı.
Birçok kişi sigarayı bırakma kararı alarak Aladağ&[#]8217;da Kanser Erken Teşhis Tarama ve Eğitim Merkezi (KETEM) bünyesinde faaliyet gösteren Sigara Bırakma Polikliniğine başvurdu.
Oruç tutarken 16 saat boyunca aç, susuz ve sigarasız kalan tiryakiler arasında madem bu kadar saat sigara içmeden durabiliyorum diyerek, kendisine güveni gelen ve bu illeti yakasından düşürmek isteyenler çok akıllıca bir iş yaptılar.
30 gün boyunca oruç tutanlar böylece hem sevap kazandılar hem de çağımızın vebası sigarayı bırakarak vücutlarını düşman işgalinden kurtardılar.
KETEM Sorumlu Hekimi Hasan Kendirli, Ramazan öncesi gazetemize yaptığı açıklamada, mübarek ayın sigarayı bırakmak için çok iyi bir fırsat olduğunu söylemişti.
Bu fırsatı değerlendirip bundan sonraki yaşamlarını sağlıklı bir şekilde sürdürme kararı alan tiryakileri kutluyoruz.