AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun, yıllardır ciddi sağlık sorunu yaşıyor.
Buna rağmen İl Başkanlığı görevini bırakmıyor!
Kardeşi Hasan Tosun "Başhekim" olarak kalsın, kendisi de "milletvekili adayı olsun" diye çekilen çileye bak!
Bir İl Başkanı düşünün...
Partinin MYK Üyesi, Zonguldak'a gelmiş. İl Başkanı o isimle bir araya gelemiyor! Çünkü hasta!
Bir İl Başkanı düşünün...
Merkez İlçe Başkanı, İl Gençlik Kolları Başkanına yumruk kaldırmış!
İl Başkanı, Merkez İlçe Başkanına tek kelime edememiş!
Çünkü AK Parti Zonguldak İl Başkanı ile Merkez İlçe Başkanı, aylardır konuşmuyorlar!
Zeki Tosun, kardeşi Hasan Tosun'un "başhekimlik görevi sürsün" diye nelere katlanıyor!
Zeki Tosun gittiği gün, Hasan Tosun görevden alınacak! Bunu herkes biliyor! Hasan Tosun da koltukta kalma uğruna ağabeyi Zeki Tosun'a bu çileyi çektiriyor!
Yazık değil mi Zeki Tosun'a?
Yazık değil mi Zonguldak'a?
Kıssadan Hisse: Tereyağı...
Mahallemizdeki yaşlı kadının bir bakkal dükkanı var. Tam karşısında da maalesef dev bir süpermarket açıldı... İkisi de dükkanlarının önündeki camekana mallarının fiyatlarını yazıp asmaya başladılar..
Süpermarket, "Tereyağı 70 lira" yazınca, teyze, "Tereyağı bizde 60 lira" diye ilan koydu. Ertesi gün süpermarket hemen, "Tereyağı 50 lira" diye bir ilan astı. Teyze, bu sefer, "Tereyağı geldi, 40 lira" diye kağıt yapıştırdı...
"Teyzeciğim, bunlarla uğraşma... Bunlar büyük miktarda mal satın alma gücünü kullanırlar, zarar etmezler.. Ama sen yok olursun..." dedim.
Teyze, arkasını dönüp dükkanına girerken, "Ben tereyağı hiç satmam ki... Bari millet ucuza alsın" diye mırıldandı.
Günün Fıkrası: 3 baba, 3 oğul...
Dört eski arkadaş olan 3 İngiliz ve bir İrlandalı, barda muhabbete dalmışlar. İçlerinden İrlandalı olanı tuvalete gider. Üç İngiliz, arkadaş, sohbetlerine devam ederler.
Birinci İngiliz, oğlundan söz eder... "Benim oğlan araba yıkamakla işe başladı. Bir baltaya sap olamayacağından korkuyordum. Ama bir gün arabasını yıkadığı adamlardan biri, ona iş teklif etmiş. Sonra iyi bir araba satıcısı oldu. Hatta o kadar iyi para kazandı ki, geçenlerde bir arkadaşının doğum gününde ona Mercedes aldı" der.
İkinci İngiliz de, mevzuya girer... "Benim oğlum da biraz problemliydi. Büyük bir emlak şirketinde çalışırken, inanılmaz bir iş kaptı ve ondan sonra ilerledi, acayip zengin oldu. Çalıştığı şirketi de satın aldı. Bir arkadaşının doğum gününde ona bir ev bile hediye etti" der.
Diğerlerini dinleyen üçüncü İngiliz de, heyecanla söz alır... "Aynen benimki de öyle... İşe bir borsa şirketinde temizlik elemanı olarak başladı. Bir gün kendi kendine hesaplar yaparken, patron tarafından fark edilince, broker oldu ve büyük başarılarla inanılmaz bir servete sahip oldu. Üstelik de en iyi arkadaşına bir milyon dolarlık hisse senedi armağan etti" der.
Bu sırada dördüncü adam İrlandalı, tuvaletten çıkmış ve sohbete katılmış. 3 İngiliz, ona çocuklarından bahsettiklerini söyler ve konuşulanları anlatırlar. İrlandalı adam, içini çekerek konuşmaya başlar:
"Ehh... Benim oğlumun bir hayal kırıklığı olduğunu itiraf etmeliyim. Doğru düzgün bir işte dikiş tutturamadı, berber çıraklığı falan yaptı, çetelere bulaştı. Derken onun yoldan çıkmış olduğunu fark ettim, mafyaya katılmış ve hapse girmişti. Çok çok üzüldüm ve bir sürü eşcinsel ile arkadaş olduğunu duydum."
Adam, gülümsemeye çalışarak, konuşmasına devam eder:
"Ama işe iyi tarafından bakmaya çalışıyorum. Geçen doğum gününde bu eşcinsel arkadaşları ona bir Mercedes, bir ev ve bir milyon dolarlık hisse senedi hediye etmişler!"