Diyanet İşleri Başkanlığı, Türkiye'de bulunan cami sayısını 82 bin 693 olarak açıklamış.
Listenin başında, 3 bin 296 cami sayısı ile İstanbul bulunuyor.
3 bin 115 cami ile Konya 2'nci sırada, Ankara ise 2 bin 955 cami ile listenin 3'üncü sırasında.
Zonguldak, bin 478 cami ile listenin 18'inci sırasında yer alıyor.
Karabük 943 cami ile 41'inci, Bartın ise 792 cami ile 45'inci sırada bulunuyor.
Rahle-i tedrisattan geçmiş biri olarak sizlerle bu konuda dertleşmek istiyorum.
Bartın ve Karabük'ün yüzölçümü ve nüfusu, Zonguldak'tan az olduğu için cami sayısının da az olması normal.
Şimdi bu rakamları bir de "LGS", yani "Liselere Giriş Sınavı" ile karşılaştıralım.
Zonguldak, LGS'de, 81 il içinde başarı ortalamasında 34'üncü, Karabük 4'üncü, Bartın ise 22'nci sırada.
Zonguldak'tan ayrılan iki il, cami sıralamasında çok gerilerde.
Ama LGS'de Zonguldak'ın çok önündeler.
Bunun iki anlamı olabilir.
Zonguldak'ta Milli Eğitim çok başarısız...
Karabük ve Bartın'da Milli Eğitim çok başarılı...
Bu satırları camiye karşı olduğum için yazmıyorum.
Cemaatsiz camiyi ne yapacaksınız?
Osmanlı döneminde yapılan camilere bir bakın...
Bir de yeni yapılan camilere...
Bir ibadethaneden çok ticarethaneye döndü camilerimiz.
Cami sayısı giderek arttı.
Cemaat giderek azaldı.
Cuma günleri ve bayram namazlarında dolup taşan camilerimiz, vakit namazlarında sinek avlıyor.
Boş kalan imamlar, müezzinler, cami dernek yöneticileri, birbirleriyle kavga ediyorlar.
Gelelim Milli Eğitim'e...
Kalitenin düştüğü kesin.
Eskiden okulun en kıdemli öğretmeni, müdür olurdu.
Herkesin saygı duyduğu öğretmen, müdür ve müdür yardımcısı olurdu.
Şimdi bir okulda yönetici olmak için Memur-Sen'e bağlı Eğitim Bir-Senli olmak yetiyor.
Bu sendika üyeleri arasından da nitelikli yöneticiler çıkıyor.
Zonguldak'ta iki elin parmaklarını geçmiyor.
Muhafazakar bir hükümetimiz var.
Din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmenlerimiz yönetici olup derslere girmiyorlar.
Bunu yazınca, "O zaman daha çok din kültürü ve ahlak bilgisi öğretmeni alınsın" diyorlar.
Oysa daha çok fen, daha çok matematik, daha çok Türkçe, daha çok yabancı dil, daha çok tarih öğretmeni alınması gerekmez mi?
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan, ülkeyi muasır medeniyetler seviyesine çıkartmaya çalışıyor.
Türkiye'nin; ekonomisiyle, teknolojisiyle dünya ile yarışan bir ülke olması gerekiyor.
Ama bizim içlerine cemaatlerin gizlendiği sendikalar-sivil toplum örgütleri ve onların atanmasına ön ayak olduğu bürokratlar, ülkeyi başka bir yöne çekmeye çalışıyorlar.
Evini bırakıp sevgilisiyle ayrı evde kalan bürokrat bile, Hak yolunda yürüdüğünü sanıyor.
"Hak" dediği, İslam'daki 4 kadın hakkı galiba...
Hükümetin, "yatırım-üretim" sözünden, "yatırın-çocuk üretin" anlayan bir zihniyetle bu ülke nereye gidecek?
Anahtarını kaybeden yöneticiler, anahtarını veren yöneticiler...
Hak yolunda sizin de yeni yılınız kutlu olsun!
Yeni yılda daha çok yatırın...
Daha çok üretin...
Kervanı yolda düzün...