Yastık altı edilmiş sorun ortaya çıktı.

Çıkarıldı…

Çıkardılar…

Yastık altında ninnilerle büyüttüğümüz öfke taştı.

Üzerimize gelen dev dalgalar gibi.

Siyasi mekanizmaların planları değişti.

Herkes çirkefleşmeye başladı.

Komplo teorisyenlerine gün doğdu.

Malzeme çok.

Sağduyu çağrısı yapanların sesi bazen hiç duyulmuyor bile…

Varsa-yoksa bir öfke, bir kin!

Politize olmuş tüm unsurların, kutupların içinde ateşe benzinle gitmeye çalışanlar var.

Birileri, birileriymiş gibi birileri adına şiddet yaratmaya çalışıyor.

Ve iktidar.

“Aldatıldım” diyor
“Kandırıldık” diyor.
Ve koca ülke varken, bunların hiçbir anlamı yok.

Bunları zaten izliyorsunuz.

Yorumluyorsunuz.

Takdir sizin.

Ama ne olur, politik gözlüklerinizi çıkarmadan olayları süzgeçten geçirmeye çalışmayın.

Kimin elinin, kimin cebinde olduğunu anlayamadığımız bir ülkede umutlu olmaktan başka çare yok.

Sorun tek kelimeyle silaha sığınanlar.

İsrail başta olmak üzere bazı ülkelerin maşası olanlar.

Ve tüm bunlara karşın bugüne kadar bu tabloya politik duruş ve eylemlerle katkı verenler.

Halk isterse, bu işler amacına ulaşamaz.

Ve PKK tarafından şehit edilen sadece askerimiz-polisimiz değil.

Bir de PKK’nın baskısından bıkmış, yılmış Kürt vatandaşlarımız var.

PKK’lıların kurşunlarına hedef olan Kürt vatandaşlarımız var.

Onların çağrıları önemli.

Bakın ne diyorlar?

İşte son günlerde medyaya yansıyan bazı haberler:

[*] [*] [*] [*]

Çocukları terör örgütü PKK tarafından dağa kaçırılan aileler ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, evlatlarının ellerine silah tutuşturulmasına duyarsız kaldıkları gerekçesiyle HDP'li siyasetçilere tepki gösteriyor.

Van'da yaşayan ve oğlu 14 yaşındayken terör örgütü mensuplarınca kaçırılan Emin Toklar, yaptığı açıklamada, benzer durumdaki aileler gibi mağdur olduklarını söyledi.

Diyarbakır'da oturma eylemi yaptıklarını, fakat sonuç alamadıklarını belirten Toklar, o dönem HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile 3 kez görüştüklerini, kendilerine söz verilmesine rağmen çocuklarına kavuşamadıklarını dile getirdi.

Toklar, çocuklarına kavuşmak için devletten yardım beklediklerini ifade ederek;

‘Örgüt, bu savaşı Kürtlere karşı yapıyor, ama Kürtler bunun farkında değil. Dünyanın hiçbir yerinde yoktur, anadan-babadan evladını ayırmak. Cumhuriyet tarihinden bu yana Kürtlere en büyük haklarını AK Parti verdi, ama bunu HDP ve Kandil değerlendiremedi.

Kandil'e oğlumu almak için gittiğimde onlara, 'Kürtler için buradayım' diyorsunuz.

Ben de Kürt'üm ve beni mağdur ediyorsunuz' dedim.

Oğlum 14 yaşında ve sara hastası.

Bu zulmü bana niye yapıyorsunuz?" diye konuştu.

[*] [*] [*] [*]

Batman'da 6 ay önce oğlu terör örgütü PKK tarafından kaçırılan 9 çocuk annesi Gülcan Kaya da, oğlundan haber alamadıklarını söyledi.

Kaya, oğlunun önceden Antalya'da turizm sektöründe çalıştığını, kazancıyla aile bütçesine katkı sağladığını ifade ederek, evladının ortadan kaybolmasının ardından yaptıkları araştırmalar neticesinde terör örgütü PKK tarafından kaçırıldığını öğrendiklerini kaydetti.

Eşinin akciğer kanseri ve maddi durumlarının kötü olduğunu aktaran Kaya, oğlunun kaçırılmasıyla büyük üzüntü yaşadıklarını ve mağdur olduklarını dile getirdi.

Kaya, şunları söyledi:

"Çocukları bomba bağlayıp patlatıyorlar.

Oğlumu öldürmeyin.

Eğer Kürtlük buysa, ben Kürt değil, Türk'üm.

Ben oğlumu istiyorum.

Oğlumu canlı bomba yapmasınlar.

Benim çocuklarım ağabeyleri kaçırıldığı için maddi nedenlerle okula gidemiyor.

Çöpten topladıklarımızla geçiniyoruz.

Ailece perişan olduk.

Yiyecek bir şeyimiz yok.

9 çocuğum vardı, birini götürdüler.

Diğerleri de akşama kadar çöpleri dolaşıp yiyecek topluyor."

[*] [*] [*] [*]

Samsun’dan bir haber:

Samsun'un Bafra ilçesinde Kürt kökenli vatandaşlar, terörü ve PKK'yı protesto ederek yürüyüş yaptı.

Dededağ Mahallesi'nde yaşayan Kürk kökenli vatandaşlar, mahalle meydanında toplanarak Gençlik Caddesi'nde bulunan askerlik şubesine kadar yürüdüler.

"Kahrolsun PKK”, “Ne mutlu Türküm diyene”, “Kürt-Türk kardeştir”, “Şehitler ölmez vatan bölünmez" sloganları eşliğinde yürüyen bin civarında Kürt kökenli vatandaş, Askerlik Şubesi’ne kadar yürüyerek, burada şehitler için saygı duruşu yaptı ve İstiklal Marşı okudu.

Daha sonra Kur'an-ı Kerim okunup şehitler için dua edildi.

[*] [*] [*] [*]

Bolu’dan bir haber:

Terör saldırıları, Bolu'da yaşayanlar tarafından protesto edildi. Çoğunluğunu Kürt vatandaşların oluşturduğu yaklaşık 200 kişilik grup, Kardelen Meydanı'nda toplandı.

Ellerinde Türk bayraklarıyla yürüyüş yapan grup, "Şehitler ölmez, vatan bölünmez", "Türk-Kürt Kardeştir, PKK kalleştir", "Kahrolsun PKK", "Hepimiz askeriz, PKK'ya yeteriz" sloganları atarak saldırıları kınadılar. İzzet Baysal Caddesi boyunca yürüyüş yapan gruba apartmanlarda ve işyerlerinde bulunan vatandaşlar da alkışlarla destek verdi.
Yapılan ortak basın açıklamasında, "Terör örgütü PKK liderleri son günlerde artan saldırılar yetmezmiş gibi bir de Bolu'nun da içinde bulunduğu Karadeniz illerinde eylem yapacaklarını söyleyerek tehditler savuruyorlar.

Bizler de bugün onlara sesimizi duyurmak için burada toplandık. Tehditlerle Türk vatandaşlarını korkutamazsınız.

PKK, hiçbir zaman bölücü güç olamayacaktır.

Kürt vatandaşların hakkını savunmak, PKK'ya düşmez.”

[*] [*] [*] [*]

Ve bir başka haber:

Hakkari'nin Şemdinli ilçesi Konur Vadisi'nde yer alan 'Mehendi-1' köprüsünün PKK'lı teröristler tarafından patlayıcılarla kullanılamaz hale getirilmesine, bölgede bulunan köylerde yaşayanlar yürüyüş ile tepki gösterdi.

Bölgede yaşayan köylüler, bu duruma tepki gösterdi. Bölge halkı ayrıca PKK'lı teröristlerin Su Gediği bölgesinde bulunan GSM şirketlerine ait baz istasyonlarını yakarak kullanılamaz hale getirmesine de isyan etti. Yolları kesilen, cep telefonlarını kullanamayan Konur ve Uğuraçan Köyleri ile bu köylere bağlı Aktütün, Dereyanı ve Yeşilbayır mezralarında yaşayan yaklaşık 400 kişi, 30 minibüs ile Mehendi bölgesine gelerek, PKK'lılar tarafından tahrip edilen köprüye doğru yürüyüşe geçti.

Köylüler, hayatla bağlantılarının kesilmesini istemediklerini söyledi. Ayrıca, Mehendi-Su Gediği istikametine hayvanlarını geçirmelerine, o bölgede bulunan arazilerini, meralarını kullanmalarına PKK'lı teröristler tarafından izin verilmediğini de söyleyip, buna da tepki gösterdi.

Protesto yürüyüşü sırasında bölgeye gelen askerler, köylüler tarafından alkışlarla karşıladı. Kalabalıktan, 'En büyük asker bizim asker' sloganı yükseldi.

[*] [*] [*] [*]

Aslında buna benzer çok haber var.

Yani askerin güvenlik amacıyla attığı her adımdan rahatsız olanlar kadar, böyle düşünenler de var.

Medyada, özellikle sosyal medyada yaşanan tüm kirlenmişliğe karşın böylesi haberler de aslında umut etmek için önemli.

Hani derler ya, “Yalan da olsa güzel” diye…

İşte öyle bir şey!

Lütfen bu günlerde karar vermek için acele etmeyin.

Olup-biten, yazılıp-çizilen ne varsa, farklı kaynaklardan karşılaştırmaya çalışın.

Politik körlük içinde ancak ve ancak birbirimizi linç ederiz!

Bu da PKK’ya ve onun sahiplerine hizmet etmekten başka bir şey değil.