Şafak Gazetesi’nden emektar gazeteci Şaban Yılmaz,
Pusula’nın belediyelerin palmiye aşkını eleştiren haber ve yorumlarına ateşli
bir cevap vermiş.



Bu soğuk günlerde yüreğimiz ısındı gerçekten.



Şahsen Şaban Yılmaz’ın bu cesur çıkışını takdir etim.



Kendisini de telefonla arayarak kutladım.



Sordum, “Senin evde
palmiye var mı?”
diye…



Ve ekledim:



“Ağabey, sayende çok
güldük.”



Diyor ki Şaban Ağabey:



“Zonguldak Belediyesi’nin
palmiye çalışmaları şehrimize görsellik olarak önemli katkı verdi.



Bu konuda Başkan
Akdemir ve Zonguldak Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü’nü tebrik
ediyorum.



Bugün yaklaşık
50 palmiye Zonguldak sokaklarını süslüyor.



Palmiyenin, şehrin
insanına bir rahatlama ve enerji verdiği de kesin.



Neden biz palmiyeleri
bir tek Akdeniz ikliminde görüyoruz?



Bugün hangimizin
evinde palmiye yok ki…



Herkesin evinde
vardır.



Eve güzellik veren
palmiyeler, şehre neden katkı vermesin?



Sokaktaki vatandaş
bizim değil mi?



Evet, palmiyeler
Zonguldak’ın bakış açısını değiştirmiştir.



Benim gelmek istediğim
nokta ise başka.



Bu palmiye (50) sayısı
yetersiz kalmıştır.



En az 100 palmiye daha
gelmeli.



Ve şehrin önemli
yerlerinde bu ağaçlar dikilmeli.



Zonguldak insanı,
Akdeniz havasını solumalı.



Bizim bazı çevreci
geçinenler, bu bölgeyi zaman zaman Antalya ile karıştırıyorlar, sanayi şehrinde
kömürden şikayet ediyorlar.



İşte onların bu
sorununu Başkan Akdemir palmiyeleri getirerek çözdü.



Başkan, palmiye
sayısını artırırsa, halkın istediğini yapmış olur.



Zonguldak’ın
palmiyeleri bazı dar ve küçük düşünenlere rağmen çok güzel...



Zonguldak palmiyeleri
ile güzel.



Artık bazı çevreciler,
Başkan Akdemir’e bir teşekkür eder düşüncesindeyim.”



Taşeron çalışanları, dün yine paralarını alamadı…



Emekliler tazminatlarını yine alamadı…



Zonguldak Belediyesi, esnafa olan borçlarını dün de ödemedi…



Zonguldak Belediyesi, hizmete gitmesi gereken paraları
çarçur etmeye dün de devam etti…



Kaldı ki, bizim eleştirilerimiz sadece Zonguldak
Belediyesi’ne değil.



“Gülşen’in
palmiyeleri üşüyor”
dedik.



AK Partili Çaycuma Belediyesi’nin palmiye aşkını da yazdık.



Anlamayanlar için yeniden söylemek gerekirse, bu işin CHP’si,
AK Partisi yok.



İş kafada bitiyor.



Çalışanın üç kuruşunu vermeyeceksin, ama palmiyelere ve daha
pek çok lüzumsuz işlere dünyanın parasını dökeceksin.



Bu işin savunulacak tarafı da yok.



Bu işleri savunanların önce belediyenin en ağır işini yapan
işçilerinin aç karınlarının sesi olmasını beklerdik.



Şaban Ağabey’in ne kadar geniş (!) düşündüğü ortada…



Diyor ki:



“Bugün hangimizin
evinde palmiye yok ki?”



Şaban Yılmaz’ın evinde palmiye var mı, merak ettik doğrusu.



Ama sokaktaki palmiyeler, bakış açısını bayağı değiştirmiş!



Meselenin özü, Şaban Ağabey’in ne yazdığı değil aslında.



Mesele, bu kentte hizmet yapmaya yemin etmiş, hakkaniyet
sözü vermiş, çalışanın emeğinden, alın terinden bahsetmiş tüm belediye başkanlarının
ve diğer yöneticilerin böylesine komik yorumlardan cesaret alması, alacak
olması!



Bunlar geçmişte oldu, bundan sonra da olacaktır!



Palmiye ile kaktüsü karıştırmamak gerekir!



Bu kentin sorunu palmiye değil.



Palmiyeye gösterilen özen ve nizamın; insan yaşamına,
hizmete gösterilmiyor olmasında…





Operasyonun
yankıları…





Türkiye, günlerdir devam eden iktidar-cemaat çekişmesinin
tam ortasında bomba operasyonlarla güne başladı.



Milletvekili Hakan Şükür’ün AK Parti’den istifasının
ardından gelen operasyonda gözaltına alınanların birinin polisin başındaki
İçişleri Bakanı Muammer Güler’in oğlunun olması şenliği taçlandırdı.



Yaygın medya üzerinden gelişmeleri takip etmeye çalışıyoruz.



Her ne kadar bunun bir iktidar-cemaat hesaplaşmasının sonucu
olduğu düşünülse de, cemaat kanadı, bu işi iktidarın kendi yolsuzluklarını
aklama operasyonu olarak görüyor.



Hüseyin Gülerce’nin operasyonun cemaatle bağlantısının
olmadığı yolundaki söylemleri önemliydi.



Gülerce’nin, “Bu
operasyon, devlet operasyonudur. ‘Hangi
devlet?’
diye sormak yerine Gezi olaylarından itibaren olup bitene
bakılsın”
sözleri önemli.



Bir başka söylemi ise şöyle:



“Devam eden
operasyonu, Hizmet Hareketi’ni hedef göstererek hedef saptırma gayretleri var.”



Öteden beri gelen tartışma, son dönemde dershane meselesi
ile soslandırılmıştı.



Bundan sonrasında neler olacağını herkes merak ediyor.



Bu yaşananlar, hükümeti bitirme operasyonu mu, yoksa cemaati
bitirme operasyonu mu?



Ak koyun, kara koyun nasıl olsa ortaya çıkar?



Sonuç olarak;

Siyaset, bu eksende şekillenecek.



Yerel seçimler, bu süreçten etkilenecek.



Ve cemaat, seçimin tam merkezinde yer alacak.



Beklemekte fayda var.



Nasıl olsa yakında her şey ortaya çıkar.





Salaklar aranıyor!





Yazarımız Ali Kaya’nın son önerisi önemliydi.



Harika bir ironiyle tüm siyasi partilere kapak olan bir
çağrıda bulundu.



Dedi ki:



“Belediye ve İl Genel
Meclisi adaylarını saptarken ‘salaklar
(!) kontenjanı’
ayırsınlar. Ve bu kontenjandan yararlanacak ‘salaklar’ın seçilmelerini sağlasınlar.”



Sonunu da şöyle bağladı;



“Bu nedenle
partiler ‘salaklar(!) kontenjanı’ açmayı
unutmasın…



Politik çirkefe
bulanmamış,



İdealist olmaktan
caymamış,



Yaşı otuzu(!) aşmamış,



Genç, akıllı, bu kenti
seven,



Mühendis, avukat,
iktisatçı, mimar, doktor gibileri meclislere soksunlar…



Çünkü bu kentin
vicdanı onlar olacak.



Vicdansızları da onlar
durduracak.”



İşte, siyasetin içine düştüğü durum…



İşte, hepimizin içine düştüğü durum…



Şimdi soru şu:



Böylesine salak insanlarla kim siyaset yapmak ister?