Zonguldak’ın en etkili markalarından birinin "Pusula" olduğunu artık anlatmaya gerek yok.
Pusula, her zaman Zonguldak’ta gündemi belirleyen, değiştiren bir yayın organı oldu.
Pusula’yı kontrolüne alamayan güçler, her zaman topyekün saldırdı!
Bu saldırılar, Pusula’yı daha da güçlü kıldı.
Bizi öyle; kediyle-köpekle, taşla-sopayla, silahla-bildiriyle korkutamayacaklarını öğrenemeyen kişiler, gruplar ve parti başkanları var!
Öncekiler nasıl öğrenmişse, bunlar da öğrenecek!
Bakın, iki gündür Zonguldak gündemini Pusula’nın "eşek" haberi belirledi.
"Sinekten yağ çıkarmak" gibi bir iştir gazetecilik...
Biz, eşekten haber çıkarttık!
Bizim için "magazin yazarı" filan da diyorlar!
Müjdeyi verelim...
Bomba bir magazin haberinin peşindeyiz.
Geçen yıl yaşanmış, üstü kapatılmış bir magazin haberinin peşindeyiz.
Zonguldak siyasetini allak-bullak edecek, olayın muhataplarına uykusuz geceler geçirtecek bir haberin peşindeyiz.
Bir nefes kadar yaklaştık.
Daha önce bir belediye başkanının eşine uyguladığı şiddeti yazmıştık!
Benzer bir şiddet olayında bir il başkanının adı geçiyor!
Ama eşine değil...
Peki, kime?
Al sana magazin haberi...
Biz olmayan bir şeyi yazmıyoruz.
Olan şeyleri yazmamız istenmiyor.
Ama biz yazıyoruz.
İşte bu nedenle Pusula, Zonguldak’ın en etkili ve en çok okunan yayın organı...
Çünkü Zonguldak’ta ne varsa, Pusula’da var.
Hayatın içinde ne varsa, acısıyla-tatlısıyla Pusula’da var.
Zonguldak’ta iyi ki Pusula var.
Hem de erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınlardan bazılarının çocuklarına rağmen var!
Annesi ile babası arasında yasal bir evlilik bağı olmaksızın dünyaya gelmiş olan çocuklara rağmen var!
Nitelikli, niteliksiz ve meteliksiz dolandırıcılara rağmen var!
Bir kadın yazar, “Siyasetçinin donu düşmüşse, kenti basın yönetir!” yazmış.
Bu sözün altına imzamı atıyorum.
Sen, donuna sahip çıkamazsan, biri gelir sana sahip çıkar!
Sonra "kenti basın yönetiyor" diye cırlamayın!
Kendi donuna sahip çıkamayan, kentin sorununa nasıl sahip çıkacak?
Teşekkür ederim...
Meslek büyüğüm Cevdet Akgün, geçenlerde "kamuoyuna duyuru" şeklinde bir açıklama yapmış!
İki yıldır görüşmediğimizi, benim kendisini aradığımı söylemiş!
Eksikleri düzeltelim...
Cevdet Akgün, ağabeyimin vefatı nedeniyle başsağlığı dilemek için aradı.
İlk arayan, tabi ki bir büyük olarak Cevdet Akgün'dü.
Cüruf işinden alınan 200 bin lira avanta, Cevdet Akgün’ün hesabına gönderilmiş!
Dekont elime ulaştı.
Cevdet Akgün’ün adını kapatarak yayınladım.
Sonra da Cevdet Akgün’ü arayıp teyit ettim.
Paranın kendi hesabına geldiğini, hemen Elmas TV’deki muhasebecinin hesabına aktardığını, bu havaleye ilişkin dekontu, parayı havale eden şirketin sahibine gönderdiğini söyledi!
Ben, haberi teyit etmiş oldum.
Cevdet Akgün, bu olayı daha sonra çok farklı bir şekilde kamuoyuyla paylaştı!
O açıklamaya hiç gerek yoktu!
Çünkü benim Cevdet Akgün’ü aradığım günden bir gün sonra Cevdet Akgün beni aradı!
“Kardeşim, ben seni severim. Beni bu işlere bulaştırma... Sen ne öğrenmek istiyorsan, ben sana söylerim” dedi!
Söyledi de...
Ama ben bunları yazmadım.
Onun da yazmaması gerekirdi!
Şimdi ben de Cevdet Akgün’ün, Akın Kavi ve Mustafa Özdemir hakkında söylediklerini burada yazsam, olmaz!
Bunun için Cevdet Akgün’ün onayı gerekir!
Ama Cevdet Akgün "yaz" derse, yazarım.
Yoksa yazmam...
Yakışmaz...
Ben, bugüne kadar öğrendiklerim için Cevdet Akgün’e teşekkür ederim!