Herkes bu kentin bir tarafından şikayet ediyor.


Biz yazıyoruz.


Eksik veya fazla yazıyoruz.


Bu kenti seviyor ve gerçekten çok fazla şeyler yapılabileceğine inanıyoruz.


Diğer meslektaşlarımız da yazıyor.


Siz okuyorsunuz.


Katılıyor veya katılmıyorsunuz.


Ancak ne kadar ilerliyoruz?


Sonuç sıfır.



Siyasetin güler yüzlü insanları, pozitif düşünceyi savunuyor.


Yani pozitif bakmanın önemini.


Yani onlara göre yaşanan olumsuzluklar o kadar abartılacak şeyler değil.


Yani onlara göre bunlar normal.


Sorgulayanlara da olayların abartılmaması gerektiğini aşılamaya çalışıyorlar.


Acı ama gerçek.


Ortaya konulan samimiyetsiz durumlar kafa karıştırıyor.


Mide bulandırıyor.



Dünyadan, Türkiye´den bihaber yaşayan Zonguldak´ta her şeyin yolunda gittiğine inanacak kadar asalaklaştırılmış bir toplum var.


Hatır, gönül ve rant ilişkileri içinde yumak olmuş kentte iki ileri bir geri yönetim anlayışı çok normal.


Zonguldak yaşanabilir bir kent değil.


Ve gittikçe yaşanabilir kentler sıralamasında alt sıralara düşüyor.


Hangi alanda olursa osun geriye gidiyor.


Bu kentin yaşanabilir bir kent olduğuna düşünenler başka kentlerde yaşananlardan, ortaya konulan çabalardan, değişimden, gelişmelerden habersiz yaşıyor.


Siyaset ve bürokrasi bu kente ihanet ediyor.


Bu kentin cücük kadar sorunlarını bile çözmek için ´Bey´ler bir araya gelip uzlaşamıyorsa, sonuca gidemiyorsa, bütüncül olamıyorlarsa, görevlerini yaptığını kim söyleyebilir.


Böyle bir görev algısı, böyle bir memleketseverlik olabilir mi?



Sorunlar dağ gibi büyürken;


Bu kente beklemek çözüm olmuş.


Susmak çözüm olmuş.


Sallamak çözüm olmuş.


Geçiştirmek çözüm olmuş.


Amaçsız ve sonuçsuz polemikler çözüm olmuş.


Omurgasızlık çözüm olmuş.


Palavra çözüm olmuş.


Kısaca çözümsüzlük getiren her şey çözüm olmuş.


İnsan bazen en kötü ihtimalleri düşünür.


Ona göre hareket eder.



Kimse kusura bakmasın.


İlerlemek, gelişmek, büyümek, geleceğe yatırım yapmak, insana yatırım yapmak, hizmet etmek bu değil.


Böyle bir kentleşme anlayışı, böyle bir siyaset anlayışı, böyle bir kentlilik anlayışı, böyle bir yerel yönetim anlayışı olamaz.


Sonuçta herkes işine bakar ama kaybeden Zonguldak olur.


Sonuçta kentin ekonomik dinamiklerini hayata geçirecek, kentin ufkunu açacak, gelecek hazırlayacak ne bir siyasetçi ne bir yerel yönetimci var.


Arada tırmalayanlar olsa da nafile.


Sonuç olarak ortalık gölgesinden korkan siyasetçiler, belediye başkanları, bürokratlar, sivil inisiyatifsizlerle dolu!



Sorun bir iki siyasetçi sorunu değil.


Toplumun sorunu.


Bu olumsuz manzaraya karşın pembe tablolar çizebilenleri kutlamak gerekiyor.


Bizler; ´yalaka´ ´kutuplaştırılmış´ ´bencil´, ´tek taraflı düşünen´ bir toplum olmaya devam ettiğimiz sürece, koltuk kapma ve koltukta kalma, kartvizit yapma yarışı içinde olanların ´hizmet´ yalanları daha uzun yıllar sürecek.


Ne bu kente, ne bu kentin sosyal dokusuna kalite gelmeyecek.


Arada herkes günü kurtarmayı deneyecek.



Ve bu kentin masum insanları olup biten her şeye inanarak ömür tüketti yıllardır.


Kandırıldı.


Hala kandırılıyor.


Uyan ey vatandaş uyan


Başkası gibi değil kendin gibi uyan.


Önce kendini, sonra yönetenleri sorgula.


Canının istediğinde canının istediğine değil, adalet, hizmet, insanlık adına hesap sor.


Dünya değişti, Türkiye değişiyor, vatandaşlık hakları, hizmet anlayışı.


Sorunlara katılım ve çözüm anlayışı çok değişti artık kaldır poponu!


İmrendiklerin gibi olmak ve yaşamak için onlar adar çalışmak, çabalamak ve zorlamak zorundasın.



Sonuç olarak bu kentte olup bitenler normal değil!


Ve genç arkadaşlar.


Biraz cesaret biraz ilgi yahu!


Sizin için her şeyini feda etmeye hazır olduğu halde nerede o anaya babaya meydan okuyan tavrınız?


Aynı cesareti geleceğinizi, gençliğinizi, kentinizi karartanlara gösterecek yüreğiniz yok mu?


Nefesiniz açlıktan kokarken otlandığınız sigaralarla nereye kadar mutlu olacaksınız?


Açlığınızı, işsizliğinizi, asosyal yaşamak zorunda bırakılışınızı sorgularken bunları size hazırlayanları ne zaman sorgulayacaksınız?


Yaşınız 40´a gelince mi?


Tweet atmaktan Face´de paylaşmaktan zaman mı bulamıyorsunuz yoksa?


Bu ülkede, bu kentte bulaşıcı hastalık haline getirilen algısızlık ve tepkisizlik size de mi bulaştı?


Eee siz de haklısınız!


Hadi o zaman bunu da paylaşın!