Zonguldak uzun yıllar yüzünü sadece maden ve kömüre dönmüş.

Şehrin kuruluş felsefesi bu olsa da,

Zamanla bunu geliştirecek insanlar veya siyasetçiler,

Şehirde suya sabuna dokunmamış.

Bundan dolayıdır ki,

Her seçim döneminde,

‘TTK’ya şu kadar işçi alacağız’ söylemleri,

Karşılık bulmuş.

Haliyle diğer sektörler Zonguldak’ta fazlaca yer bulmamış.

Kültür ve sanat açısından geri kalmışız.

Gastronomi de bile yokuz.

Gastronomi adına en büyük kazanımımız,

Tavuk döner oldu.

Gazipaşa tavuk döner kokusundan geçilmiyor.

Kısaca kentimiz,

Yer yüzünden ziyade,

Yer altında daha çok vakit geçirdiği için,

Kömür hariç başka bir şeye önem vermemiş.

Eski yazılarımda da çok vurgulamıştım.

Zonguldak sahil bandı,

Devlet kurumları tarafından yuvalanmış.

Şehrin en güzel manzaralı yerleri,

Devlet kurumlarının olmuş.

Hakim deniz manzarasına dalarak müebbet veriyor.

Asker deniz manzarasına bakarak tekmil veriyor.

Valilik bürokratları deniz manzarasına bakarak karar alıyor.

TTK’nın beyaz yakalıları denize bakarak ‘Bu senede emekli olmayayım’ diyerek örgü örmeye devam ediyor.

Ama Zonguldak insanı deniz göremiyor.

Mesela,

Deniz manzaralı kaç siyasi parti var?

Boyu kısa olmasa,

Belki CHP İl Başkanı Murat Pulat görür.

Ebru Uzun yeni parti binasında deniz görüyor.

AK Parti İl Başkanı Mustafa Çağlayan,

MHP İl Başkanı Mustafa Öztürk,

Ve İYİ Parti İl Başkanı Erdal Gülay garip.

Deniz göremiyor onlar.

Aslında yazıyı getirmek istediğim yer,

Turizm ve kent planlaması.

Adliyenin liman arkasından kaldırılması çok doğru.

Valiliğin taşınması ve yerine kent meydanı yapılması çok doğru.

Ancak iki soru var?

Bu iki kurum kent içinde mi kalacak?

Şehrin dışına taşınıp,

Bölgesel katma değer oluşturmalılar.

Liman arkasına ve o binaya ne olacak?

Ben Zonguldak kent içindeki tüm alkollü mekanların,

Bu tarafa taşınması taraftarıyım.

Yani ruhsat verilecekse sadece bu alana verilmeli.

Neden mi?

Filyos’a,

Amasra’ya rakı balığa gitmeye gerek kalmasın.

Öte yandan,

Dün Yılmaz Tunç’un paylaşımını gördüm.

Astoria Grande Yolcu gemisi yine Amasra’daydı.

İnsan özenmiyor değil.

Zonguldak’ın turizmde atılım yapması gerekiyor.

Ekstra sektörlerin yaratılması gerekiyor.

Eğlence sektörü ve turizmi,

Azımsanacak bir şey değil.

Bir akıl bu kentin 50 yılını planlamalı.

Aklımız sonradan başımıza gelmesin.

*          *          *          *          *          *          *          *          *

Genel seçim sonrasında,

Destek arayışları devam ediyor.

Sözleşmeli Ülkücülük dönemi başladı.

10 günlük Ülkücüleri göreceğiz.

Ne acayip bir dönem değil mi?

Her yerde Ülkücüler var.

Ama iktidar olan yok.

Genelde,

MHP, Ak Partilileşti diyorlar ama,

Ben hep karşı çıkıyorum.

AK Parti, MHP’lileşti.

14 Mayıs öncesi,

Gazipaşa Caddesi’nde,

İki parti gençleri arasında gerilim olmuştu.

AK Parti Gençlik Kolları,

Bozkurt işaretleri yapmıştı.

Dedim ‘bunu da görecekmişiz’.

Ülkü Ocakları o sıra Gazipaşa’da yoktu.

Hey gidi günler hey!

Ahmet Davutoğlu da Ülkücü görünmeye çalışıyor.

Biz Davutoğlu’nun kimleri sevdiğini biliyoruz.

Devlet Bahçeli ona Serok Ahmet diye seslenirdi.

Neyse efendim!

Sinan Oğan kilit role girince,

Sözleşmeli Ülkücülük dönemi başladı.

Bedelli de diyebiliriz.

Mesela Zonguldak MHP’de,

Sinan Oğan’ı seven biri vardı.

Bakalım o ne diyecek bu işe?

*          *          *          *          *          *          *          *

Zonguldak Sol’unda,

Aklı selim insan bulmak bazen zor.

Ciddi konularda bile,

Komplo teorileriyle konuşuyorlar.

Gerçekten,

İki elin parmağını geçmezler.

Gerçi kızamıyorum ki.

Alt yapıdan yetişen oyuncu yok.

Alt yapı yok.

Onları kuracak başkan yok.

Zonguldak Sol’unun,

At başı kim?

CHP…

İl Başkanı kim?

Murat Pulat…

Ama bu sol değil ki.

Murat Pulat’ın il başkanı olması,

Olsa olsa ‘Hatalı sollama’ olur.

Hala sahada yok kendisi.

CHP ardiyesinde hırsızlık olmuş.

Bir gazetede çıkan habere göre,

Atatürk portresi çalmışlar.

Aklıma iki tane şey geldi.

Önce!

Hırsızlar Atatürk portresi çaldıysa,

Bırakın adamların peşini.

Ne güzel işte.

Kitap hırsızlarına kızamadığım gibi,

Atatürk portresi çalana da kızamam.

Hırsızın Atatürkçüsü olur mu?

Oluyormuş demek ki.

Elleşmeyin kimse eğer.

Parasını ben veririm.

İkinci konu ise,

Biraz muzurluk yapayım.

Yaş da geldi.

Yolda ‘Çıkar cep telefonunu’ diyen dayı modeline gireyim.

Eyyyy Murat Pulat!

Eyyyy Cehapeliler!

Utanmıyor musunuz Atatürk portrelerini depolarda çürütmeye.

Siz böyle mi Atatürkçüsünüz!

İşte cehapee buuuuu!

Hahahaha!

Kendi kendime ne eğlendim yahu.

Haydin sağlıcakla.