“Zonguldak” denince akla gelen ilk şeylerden biri…

Geçmişte şiirlere konu olması, şimdilerde ise kirliliğiyle…

Malum, Acılık Deresi…

Detay gerekirse, Üzülmez ve Kokaksu Dereleri…

TEMA Zonguldak İl Temsilcisi Sayın Berran Aydan, özetlemiş kirliliğin nedenlerini:

“Ocak suları boşaltılıyor, kanalizasyonlar boşaltılıyor, çevresinde yaşayan esnaf ve halk da bu dereyi çöplük olarak kullanıyor…”

Sayın Aydan, “Utanç duyuyoruz, üzülüyoruz” diyerek de, genel olarak vatandaşın düşüncelerine tercüman olmuş.

Özellikle Kastamonu Deresi’nin önceki halini bilip, yeni halini görenler, imrenerek, “Bizim deremiz de öyle olsun” istiyor, hatta bu talebi DSİ yetkililerine iletiyor.

Peki, niye olmadı, olmuyor?

Olamaz…

Bu konuyu, özellikle DSİ’den üst düzey bir yetkiliye söylediğimizde en az bizim kadar muzdarip olarak önce sitemini, sonra gerekçelerini sıraladı.

Sitemi; kanalizasyonları dereye döktüren belediyelere ve Çevre Şehircilik İl Müdürlüklerine…

Bir diğer sitemi de, dereyi çöplük olarak görüp eline geçirdiğini dereye atan esnafa ve halka…

Kastamonu Deresi gibi olamayacak olmamızın gerekçesi ise, derenin yukarı tarafında barajın olmaması…

Dere suyunu sabit tutabilecek, taşkınları önleyecek barajın olmaması…

Bir diğer gerekçe ise, dere yatağı boyunca dereye akan toprak ve atıkların çokluğu…

Bütün bunların ışığında su debisi sabitlenmiş, kenarları yeşillendirilmiş, temiz suyun aktığı Kastamonu Deresi gibi olunamasa da, temiz ve kötü kokmayan bir deremiz niye olmasın?

Yerel yönetimler ve halkın elinde olan bu konuları çözmek bizim elimizde…

Bunu da birbirimizden beklemenin anlamı yok.

“Kanalizasyon akıyor” diye esnafın ve halkın eline geçeni dereye atmasının anlamı yok.
Veya, “Dere nasıl olsa vatandaş tarafından kirletiliyor” diye kanalizasyonun dereye akışını önlememenin de anlamı yok.

Özetle; biz önce Zonguldak olarak üzerimize düşeni yapalım, gerisini DSİ ve devlet halledecektir.

Utanmamız, utanmakla da kalmayıp harekete geçmemiz gerekir.

[*] [*] [*] [*]

Sevginin bedeli var!

Zonguldak’ın kısır çekişmelerle ne kadar zaman kaybettiği ortada…

Buna bir örnek de son günlerde yaşanıyor.

Zonguldak Kömürspor’a gelir elde etme düşüncesiyle yönetimin uğraştığı, Zonguldakspor’un lisanslı ürünlerin satılacağı store projesi gerçekleşirken, gündem, belediyenin yer göstermemesiyle başka tarafa kaydı.

İstanbul’daki Zonguldakspor sevdalısı işadamı Murat Yalçın’ın sponsorluğunda gerçekleşen projede bile sorun yaşandı.

Belediye Başkanı dahil herkesin dert yandığı kulübe sabit gelir açısından bir adım atılmasına sevineceğimize, polemiklerle kafalar karışıyor, moraller bozuluyor.

Maksat, üzüm yemekse de yol bulunur, bağcıyı dövmekse de yol bulunur.

Niyetimiz Zonguldakspor’a destekse, bunun çaresini düşünüp sonuca varmalıyız.

Zonguldakspor’u sevmek, sadece maçlara gelmek veya protokolde oturmakla olmaz elbette...

Sevginin bir bedeli var...

Bu da ödenmeli…

GÜNÜN SÖZÜ:

“Acılık Deresi’nden utanıyoruz…”

TEMA İl Temsilcisi Berran Aydan

SÖZÜN ÖZÜ:

“Benim sana verebileceğim çok bir şey yok aslında. Çay var içersen, ben var seversen, yol var gidersen…”

Aşık Veysel