Zonguldak’ın,
Zonguldak basınının beka sorunu olan şahıs,
Çevre pıtırcıklığından sonra,
Üniversiteye sardı.
Okumak için değil!
Okutmak için!
Sevgili dostlar!
Karşımızda bir rakip yok!
Bir rekabet yok!
Gerçekten bir kötülük ile mücadele ediyoruz.
Rektör Hoca Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer’in,
Hasta olduğu üzerine,
Bu kentte yayın yapıldı.
Rektör hoca hasta olabilir.
Veya olmayabilir.
Ama sistematik yayınlar ile,
Akademik akıl,
Tahakküm altına alınmak isteniyor.
Ve kişisel veriler,
Birilerine sızdırılıyor.
Bunu daha önce,
Rahmetli Ertan Şahin’de görmüştük.
Hasta mahremiyeti,
Ayaklar altında çiğneniyor.
İşin görülünce Çevre Müdürünü göklere çıkar.
Daha sonra Çevre Müdürünü teslim almaya çalış.
İşin görülmeyince,
Rektör hocaya saldır!
Sayın hocam!
Hafriyatınız falan mı var?
Üniversitenin hafriyatını,
Alancık’a falan mı döktünüz?
Kendi yıkıntıları arasında,
Tutunmaya çalışan bu hafriyat çetesi,
Size neden musallat oldu?
Rektör hocaya gerçekten üzüldüm.
İsminin önünde Prof. Dr. yazsın,
Entelektüel birikimi geçtim,
Hayatında kitap okumayan adam seni yazsın!
Yahu dostlar!
Ali Rıza Ağabeyi de,
Beni de zaman zaman yazanlar oluyor.
Gerçekten yazılacaksanız da,
Ehil insanlardan bunu bekliyorsunuz.
Mustafa Özdemir beni yazmıştı.
‘Mandra filozofu’ diye.
Soyadımın Karamalak olmasından dolayı,
‘Mandıra’ diye yazmıştı.
Yazı o kadar hoşuma gitti ki!
Zeka pırıltısı vardı çünkü.
Yukarıdan aşağıya Mustafa Ağabey bana giydirmişti.
Ne ala!
Yeter ki Mustafa Özdemir yazsın beni.
Zaten yazdığı en genç gazeteci olarak da kayıtlara geçtim.
Ben rektör hocayı yazsam,
Daha güzel doneler bulabilirdim.
Hiçbir şey olmasa,
Ahmet Kaya’nın ‘Çek Mustafa çek’ şarkısından alıntı yapardım.
Böyle olduğundan değil de örnek olarak veriyorum.
Şarkıda ne diyor, “Akademide bi koltuk ve bir de çek defteri
Çek mustafa çek
Çek çek rakı çek
Senin ömrün hep böyle çekmeklemi(ahkam kesmeklemi)geçecek?”
Gerçi bu hafriyat teröristine ‘akademi’ desek,
Beyni bunu algılayamaz.
BEÜ Tıp Fakültesine beyin tomografisine yollasak,
İki kere film çekerler.
Keza ilkinde bulamazlar!
Hocam siz devam edin!
Biz burdayız!
Bu kenti korku iklimine sokturmayacağız!
Korku tiranları ile sonuna kadar mücadele edeceğiz.
Bu kent zira bizim!
Onları kentimizin Harim-i İsmetinde boğacağız!
* * * * * * * * *
Nefes almaya çalışıyoruz!
Zonguldaklı olduğumuz için,
Üzerimize kara bulut gibi çökmeye çalışanlar oluyor.
Ali Rıza Tığ nasıl jeepe biner?
Batuhan Karamalak nasıl bu kadar gezer?
Hamdi Uçar nasıl vekil olur?
Vural Kundakçıoğlu nasıl üst üste bu kadar seçilir?
Akın Tatoğlu nasıl vergi rekortmeni olur?
Sezai Çanakçı nasıl ihracat yapar?
Allah’ın Devreklileri,
Allah’ın Gökçebeylileri,
Allah’ın Beycumalıları,
Allah’ın Kozluluları!
Siz görün bakayım ilerleyen süreçte,
Allah’ın Zonguldaklıları neler yapıyor?
Kentin özgüveni yerine geliyor.
Yaşam destek ünitesinde değiliz!
Kentin en yaşlı en kadim halkıyız!
Ama yaşlı bakım ünitesinde değiliz!
Birebir sindirmeye çalıştınız olmadı.
Yargıyı sopa gibi kullanmaya çalıştınız olmadı.
Sokağı sopa gibi kullanmaya çalıştınız olmadı.
Siyaseti, ticareti sopa gibi kullanmaya çalıştınız olmadı.
Ve bu alışkanlığınızı,
Jenerasyon değişimine taşımaya çalıştınız.
O da olmayacak!
Siyaset, ticaret, kültürel, entelektüel, Sosyal hayat!
Her birinde hemşehrilerimizi yüreklendiriyoruz.
Teşvik ediyoruz!
Bu kentin çocukları artık yalnız ve sahipsiz değil!
Allah’ın Devreklisi,
Allah’ın Gökçebeylisi,
Allah’ın Beycumalısı!
Allah’ın Çaycumalısı!
Öyle mi!
Allah’ın kulu gelsin bakalım.