Son dönemde, “Zonguldak örgütlerini birbirine düşüren adam” olarak anılan tabandan ve Genel Merkez tarafından da tepki çeken CHP Zonguldak Milletvekili Ali İhsan Köktürk, Milletvekili Mehmet Haberal´ın çabalarına rağmen Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu tarafından Parti Meclisi´nin anahtar listesine alınmayınca, daha da hırçınlaşmış.

Daha çok hırçınlaşacak.

Yazık.

[*] [*] [*]

Anahtar listeyi delmek için çok çalışan Köktürk, ancak 221 delegenin oyunu alabilmiş, sonraki açıklamasında ise, delegelere teşekkür ederken, Genel Başkan Kılıçdaroğlu´na göndermede bulunmuştu.

Köktürk, Kılıçdaroğlu’nun kendisine haksızlık yaptığını anlatmak için;

“30 Mart 2014 yerel seçimlerinde il belediyesi de dahil; 12 belediye başkanlığını kazandırarak partimizin yüzünü güldüren Zonguldak’ımızın; CHP Parti Meclisi’nde yerini alması için CHP Genel Merkezimize imzalarıyla talep ve istekte bulunan; Zonguldak, Karabük, Bartın, Trabzon, Sinop, Kastamonu, Bolu, Düzce, Sakarya, Bilecik, Çankırı (11 İl) İl Başkanlarımız ile Rize, Kırıkkale, Ağrı, Aydın ve Aksaray İl Başkanlarımız başta olmak üzere, değerli il başkanlarımıza, çok değerli milletvekili arkadaşlarıma, ellerinden geldiğince katkı veren Cumhuriyet Halk Partimizin değerli kurultay delegelerine, dostlarımıza yürekten teşekkür ediyorum” demişti.

[*] [*] [*]

Köktürk, burada saydığı illerin yanında olduğu algısını oluşturarak, Kılıçdaroğlu ve Genel Merkez yöneticilerine aba altından sopa gösteriyordu.

Anlaşılan o ki, Kılıçdaroğlu’nu Muslu Belediye Başkanı Sabahattin Adıyaman ile karıştırmış!

Köktürk’ün yaratmaya çalıştığı bu algıya karşın bu illerin delegelerinden kaç oy olduğuna bakalım.

[*] [*] [*]

24 numaralı sandık.

Trabzon, Tunceli, Uşak, Van, Yalova, Yozgat, Zonguldak illerinin delegeleri bu sandıkta oy kullandı.

Toplam oy 53.

Köktürk’ün aldığı oy sayısı sadece 3.

Yani Köktürk, 12 delegesi bulunan kendi örgütünden bile oy alamamış.

Bu durumda İl Başkanı Halil Furat ile Milletvekili Mehmet Haberal’ın oy verdiği bile şüpheli.

Sizce öyle değil mi?

[*] [*] [*]

Gelelim 17 numaralı sandığa…

Karabük, Kastamonu, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kayseri delegelerinin oylarına…

Bu illerin toplam delege sayısı 54.

Köktürk’ün aldığı oy sayısı 11.

[*] [*] [*]

Gelelim 8 numaralı sandığa…

Balıkesir, Bartın, Batman, Bayburt, Bilecik, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur illerinin toplam delege sayısı 53.

Köktürk, bu delegelerden sadece 8’in oyunu almış.

Bunların dördü Bartın…

Diğer dördü ise, ya Bolu, ya Bilecik…

[*] [*] [*]

Sonuç olarak, Köktürk kendisine sahip çıktığını belirterek, teşekkür ettiği illerin pek çoğundan sadece 22 oy alabilmiş.

Keşke, hangi sandıktan kaç oy aldığına bakıp öyle teşekkür etseydi.

Keşke, bu algı operasyonunu yapmaya çalışırken iki kez düşünseydi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Ve Genel Merkez yöneticileri durumun yeterince farkında.

Partisinin değil, kendi derdinde olan Köktürk’ün siyasi anlamda samimiyetsizliği bununla da sınırlı değil.

[*] [*] [*]

CHP’nin 91’inci kuruluş yıldönümünde bazı partililerin masasına özellikle gitmeyerek, partilileri kutuplaştırarak, ne CHP’yi büyütebilir, ne de Zonguldak’ı…

Bu küçük düşüncelerin esiri olmasaydı keşke.

Bu gidişle Haberal Hoca da kendisini kurtaramayacak!

[*] [*] [*]

Diğer yandan, partide, bizlerin olmadığı bir ortamda bize dil uzatacağına keşke sorularımızı yanıtlayabilseydi.

Bu enerjisini keşke partisinin başarısı için harcayabilseydi.

Devrek’te Songül Malkoç’un kazanması için tek bir hamle yapabilseydi keşke.

Köktürk bu şekilde kimseyi kandıramaz.

Ancak kendini kandırır.

[*] [*] [*]

Son olarak şunu da belirtelim;

Köşeye sıkışınca, kendi hatalarına bakmak yerine bize dil uzatacağına, keşke Zonguldak’a Pusula kadar faydalı olabilseydi.

Keşke, Zonguldak’ın dertlerini Pusula kadar dert edinebilseydi.

Bizimle kavga etmeye kalkışacağına, keşke iktidar partisi milletvekilleriyle kavga edip bu kentin bir sorununa çözüm bulabilseydi.

Çözüm için dayatabilseydi.

Keşke, bu kentin 10 yılını meclis çalışmaları ve danışmanının hazırladığı soru önergeleriyle geçirmeseydi.

Keşke, Zonguldak’ı küçülten iktidar milletvekillerine yandaş olmasaydı.

Keşke, CHP’yi küçülten, bölüp parçalayan adam olarak siyaset tarihine geçmeseydi.

Ama artık çok geç.

Umarız Kılıçdaroğlu ve CHP kurmayları aynı hatayı bir kez daha yapmazlar!

Bir genç diyor ki!

“Bu kentin gençleri nerede?” diye sormuştuk.

İstiyoruz ki, gençler konuşsun…

Televizyon yayına başladığında gençlere, onların talep, öneri ve eleştirilerine çok daha fazla yer vermek isteriz.

Ancak iş bu noktada katılımcı gençlerde…

Dünkü çağrımızın ardından Bayram Sönmez düşüncelerini paylaştı.

Teşekkür ediyoruz.

Söze, William James’in, “Her gün; kendi yazgımızı kendimiz yazıyoruz, kendi talihimizin kumaşını kendimiz dokuyoruz. Gençler hatalarınızdan dolayı, bir gün anneniz babanız sizi affedebilir; fakat bir hakim vardır ki o unutmaz, o mutlaka her şeyi yazar ve günün birinde hesap sorar” sözüyle başlamış.

Şöyle devam ediyor:

“Bu kentin gençliği madende, kahvede, öğretmeyip ezberleten okulda, gurbette; gelecek kaygısı, ev geçindirme telaşı, köşe kapma oyunları, kolay para kazanma çabaları peşinde.

ABD’nin 60’lardaki tüketen gençleri modası bize 80 darbesi ve özel televizyonlar sayesinde geldi, şu an bahsedilen gençlik ‘televizyon çocuğu’... Kırsaldaki genç nesil, hala ailenin yönlendirmesiyle -ki genelde yanlış yönlendirmelerle güncellenmemiş geleneksel milli şuur ve özgüven yoksunluğuyla önce askerlik sonra evlilikle sorumluluk altına atılmakta, geçim sıkıntısının ağırlığı itaatkarlaştırdığı için muhafazakarlaşıyor. Okuyan gençler neden okuduğunu bilmeden, sırf statü için okuduğundan teoriyi pratiğe dökemiyor, yorumlama, analiz ve geliştirme yapamıyor. Gurbettekiler, varoşların dar sokaklarına sıkışmış, farkındalık için ‘işte ben de varım’ demek için ‘apaçi modası’ denilen uyduruk biçimde giyinmekte, tükettiren modaya cebindeki parayla ayak uyduramadığından isyanını arabeskrap ile bir kez daha yozlaşmakta.

Hepsinde geçim sıkıntısı,günü kurtarma telaşı; dönen çarkın dışına çıkıp ezilmemek için daha hızlı koşuyor bu yüzden ne geçmişini nede geleceğini görebiliyor.

Tablo buyken siyasilerimiz, ‘şu mahalleye şu kadar kanalizasyon döşedik, şuraya da döşeyeceğiz, daha durun’ diyor. Efendiler! Sorun o değil, gerçek sorun gençlerin içindeki TV kanallarının kanalizasyonu ve işsizlik korkusu.

Milli şuuru güncellememiz gerekiyor. Zonguldaklı bilincini geri kazanıp uzun ve kısa vadeli gerçek hedefler koymamız gerekiyor. Yeteneklere göre işlere yönlendirilmeli. Tüm bunlar başarılabilirse her biri Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabındaki fedakar gençler oluverir. Neden mi? Çünkü hepsi bir şeylerin ters gittiğinin farkında, ama sorunun ne olduğunu bilmediklerinden çözüme dahi düşünmeye vakitleri olmuyor. Önce sorunu bulmamız gerek sonrasındaki çözümü gençlere bırakın.”

Bayram Sönmez’e teşekkür ediyor ve genç okurlarımızdan düşüncelerini paylaşmalarını bekliyoruz.

Bu düşünceleri bu sütunlarda sıkıştırmak yerine daha geniş kitlelere ulaştırmayı görev kabul ediyoruz.

Yeter ki genç arkadaşlardan katılım gelsin.