Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Türkiye Büyük Millet Meclisi´nde (TBMM) Zonguldak´ın sorunları, göç, alınması gereken tedbirlerle ilgili araştırma komisyonu kurulmasını istedi.
CHP´nin Zonguldak ile ilgili verdiği grup önergesi üzerine CHP Milletvekili Ali İhsan Köktürk ile AK Parti Zonguldak Milletvekili Özcan Ulupınar karşı karşıya geldi.
Özetle;
Biri diyor Konya...
Diğeri diyor anya!
Biri suçluyor, biri savunuyor.
Öncelikle CHP´ye; Zonguldak´ın sorunlarını, göçü, alınması gereken tedbirleri meclise taşıdığı için teşekkür etmek gerekir.
Bundan yüksünmemek gerekir.
Bundan korkmamak gerekir.
Bundan faydalanmak gerekir.
Zonguldak...
Sorunlar ortada.
Araştırılsın.
Tartışılsın.
İktidar-muhalefet bu kente ortak el atsın.
Ne var bunda?
Buna benzer bir durum geçen yıl da yaşandı.
Yine Zonguldak meclise geldi.
O zaman gündeme gelen konuların başında yanılmıyorsam tersaneler vardı.
Biri diğerine, diğeri ona esti.
Sonuç sıfır.
Bir konuşmalarıyla daha meclis arşivine girmiş oldular.
O arşivleri ileride çocuklarına-torunlarına bırakacaklar.
Kent odaklı değil, korku odaklı siyaset...
Kent odaklı değil, siyasi kaygı odaklı siyaset...
Kent odaklı değil, "bir daha seçilemem" kaygısıyla yapılan siyaset...
Kent odaklı değil, "Genel başkanıma şirin görüneyim" kaygısıyla yapılan siyaset...
İnsan odaklı değil, siyaset odaklı siyaset...
Tartışma, tam da Devlet eski Bakanı Hasan Gemici´nin Pusula TV´deki, "Zonguldak Yeniden Yapılandırma Kanunu" sözlerinin ardından gündeme geldi.
Ne diyordu Hasan Gemici?
"Zonguldak Yeniden Yapılandırma Kanunu derken, Zonguldak diğer illere nazaran daha önemli bir yerde olan bir il.
Bazı illerde ne yeraltı, ne de yerüstü kaynakları var.
Ancak insanlar, o yokluk içerisinde illerini, bölgelerinin en gelişmiş illerinden birisi yapmışlar. Zonguldak´ta ise, bir kömür madeni var, hep ayak bağı olmuş.
Gelişme aracı olarak kullanılamamış.
Dünyada baktığımızda Zonguldak gibi illere kentsel dönüşümle ilgili özel kanunlar çıkartılmış. Zonguldak´ı bu güne göre yeniden tarif etmek lazım.
İşte ´Zonguldak Yeniden Yapılandırma Kanunu´ derken bunu kastetmek istiyorum.
Bu konuda hep birlikte çalışalım.
Burada madde madde sıralamamız zor.
Zonguldak´ta Kalkınma Ajansı var, önemli bir kurum ve güzel çalışmalar da yapıyor.
Ben Kalkınma Ajansı´ndan daha yüksekte olan daha otoriter bir kurumun burada olmasını istiyorum. Kalkınma Ajansı, bu alanda daha da yetkilendirilebilir.
Zonguldak için özel bir plan yapılabilir.
Filyos Vadisi Projesi, aynı hükümetin çözüm sürecine benziyor.
Herkes konuşuyor, ama kimse ne olduğunu tam olarak bilmiyor.
Belirli bir noktaya gelindiği belirtiliyor.
İşte tam da bu noktada müdahale etmek gerekiyor.
Kalkınma Ajansı´nın daha yetkilendirilmiş, yasayla kuvvetlendirilmiş bir merkezin yeterli olacağını düşünüyorum.
Bu merkez; hem Filyos Projesi´nin her şeyiyle ilgilenecek, hem de Ereğli´deki tersaneyle ilgilenecek. Yani her ikisini birden düşünecek ve planlayacak.
Tarımsal, fiziki ve sanayi planlamasını birlikte yapabilecek bir merkezden bahsediyorum.
Ben bu seçimde siyasetçiler ve siyasi partiler somut söylemlerde bulunsunlar ve halkımız da bu somut söylemlere göre seçimlerini yapsınlar."
Bu kafayla bizimkiler, "Zonguldak Kanunu" falan çıkaramaz.
İlk dakikada birbirlerini satarlar.
Yarı yolda bırakırlar.
Birlikte Zonguldak´ı konuşamazlar.
Meclis´teki tartışmada iş çatallanıp budaklanmış.
Filyos Limanı ihalesiyle ilgili verilen yürütmenin durdurulması kararından girmişler, Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı´nın kendi arazisiyle ilgili yaptığı itiraz sonucu alınan yürütmenin durdurulması kararından çıkmışlar.
Keşke bu kadar laf edeceklerine iki Zonguldak Milletvekili, meclis ortasında yumruklaşsaydı.
Hiç olmazsa, daha kestirmeden olurdu.
Daha anlaşılır olurdu.
Daha dürüst olurdu.
Daha seviyeli olurdu.
Her iki milletvekili de başka vekillerin kavgasında araya girmeye meraklı.
Yumruk yedikleri de oldu, yumruk attıkları da...
Bu yüzden diyorum.
Bunca laf salatasına ne gerek var?
Meseleye böyle bakıyorsanız, çıkın meclis ortasında dövüşün.
Zonguldak çözüm istiyor.
Bizimkiler siyaset yapıyor.
Acı bir gerçeği konuşalım.
Yazarımız Ali Kaya´ya, TV programında sordum.
"Nereden başlamalı?" diye...
Dedi ki:
"Zonguldak milletvekilleri önce bir araya gelip birlikte çay içmeli."
Aynen böyle.
Allah aşkına, Zonguldak´ın beş milletvekili, Zonguldak´ta bir araya gelip baş başa çay bile içebiliyor mu?
Hayır...
Bırakalım beşini, üçü bir araya gelip çay içebiliyor mu?
Hayır...
Mecliste anlaşamayan Ali İhsan Köktürk ile Özcan Ulupınar, Zonguldak´ta baş başa bir araya gelip tek bir Zonguldak meselesini görüşebilmiş mi?
Hayır...
Böyle bir girişimleri olmuş mu?
Hayır...
Yaparlar mı?
Hayır...
Bu kente vekillik yapmak istiyorsanız, lütfen önce samimi olun.
Bu kentteki insanların güvenini kazanmak istiyorsanız, lütfen önce samimi olun.
Bu kentteki sorunların çözülmesini istiyorsanız, lütfen bu kadar korkak olmayın.
Birbirinizden bu kadar korkmayın.
İşe, birlikte çay içmekle başlayın.
Sorunları birlikte konuşmakla başlayın.
Birbirinize destek olmakla başlayın.
Zonguldak´ı gerip durmayın!